tam ile cümle

tam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O, ısıtıcıyı tamir edebilir.He can fix the heater.
O ısıtıcıyı tamir edebilir.She can fix the heater.
Mary ısıtıcıyı tamir edebilir.Mary can fix the heater.
Isıtıcıyı tamir edebiliriz.We can fix the heater.
O, yarışı tamamladı.He finished the race.
Onlar yarışı tamamladılar.They finished the race.
Onun kökeni ve amacı hala tam bir sırdır.Its origin and purpose is still a total mystery.
Tom tam benim yaşımda.Tom is just my age.
Tom tam olarak benimle aynı yaşta.Tom is exactly the same age as me.
O tamamen işe yaramaz.She's completely useless.
Sen bir TV'yi tamir etmeyi çalışarak onu izlemekten daha çok öğrenirsin.You learn more from trying to repair a TV than from watching one.
Bu şey benim için tamamen faydasız.This thing is completely useless to me.
Bu sinek tamamen zararsız.This fly is completely harmless.
Bu tamamen olmasını beklediğim şey.That's exactly what I expected to happen.
Orada bir şey tamamen farklı.There, something completely different.
Nerede doğduğunu tam olarak bilmiyorsun.You do not know exactly where you were born.
Ona, duymak istediklerini tam olarak söyledim.I told him exactly what he wanted to hear.
Bir gün daha geçti ve hussar tamamen iyileşti.Another day passed, and the hussar recovered completely.
Bu tren tam olarak saat dokuzda kalkar.This train departs at nine o'clock sharp.
O tamamen iyileşti ve şimdi tekrar çalışabilir.He has recovered completely and is now able to work again.
Onun için tamamen deli oluyor.She is totally crazy for him.
Sen tamamen iyileşmene konsantre olmalısın.You must concentrate entirely on your recovery.
Sen tamamen iyileşmen üzerine yoğunlaşmalısın.You must concentrate entirely on your recovery.
Hayalet kasabalar tamamen boş değil, değil mi?Ghost towns are not completely unpopulated, are they?
Salata; zeytinyağı, kruton ve fındık olmadan tamamlanmamıştır.The salad is incomplete without olive oil, croutons and nuts.
İş yarından önce tamamlanacak.The job will be completed before tomorrow.
Bu tamamen imkansız değil. Ama onu riske atmazdım.It's not completely impossible. But I wouldn't risk it.
Matematiksel olarak her şey iyi. Ama benim için tamamen muhtemel görünmüyor.Mathematically, everything's good. But it seems completely improbable to me.
Tam olarak nerede oturuyorsun?Where do you live, exactly?
Ben ona tamamen aşıktım.I was completely in love with him.
Ben tam olarak 150 santimetre boyunda değilim.I'm not quite 150 centimeters tall.
Onunla karşılaşmam tamamen tesadüftü.My meeting her was purely accidental.
Bunun tamamı sadece büyük bir yanlış anlaşılmaydı.It was all just a big misunderstanding.
Onun söylediği her şeyle tam bir anlaşma içindeyim.I am in complete agreement with everything he said.
Sen tamamen doğru söylüyorsun; alışkanlıklar insanların hayatında çok büyük rol oynar.You are entirely correct; habits play a very large role in people's lives.
Bu tamamen senin hatan değil.It's not entirely your fault.
Tam olarak saat 10.00.It's exactly 10:00.
Saat 2.30'da orada olacağım, tamam mı?I'll be there at 2:30, OK?
Tamamdır. Ne kadar?Okay. How much?
Bu tamamıyla büyük bir yanlış anlaşılmaydı.It was all a big misunderstanding.
Çalışmanın Tom'a ait bölümü tamamlanmış değil.Tom's part of the work isn't finished.
Tom tam bir yalancı.Tom is an out-and-out liar.
"Anne, bunu imzalamalısın." "Onu okuyayım." Hayır, o tamam. Okumana gerek yok.""Mom, you need to sign this." "Let me read it." "No, it's okay. You don't have to."
Babam kırık sandalyeyi tamir etti.My father fixed the broken chair.
"Acıkıyorum." "Ben de." "Yemek yiyelim." "Tamam.""I'm getting hungry." "Me, too." "Let's eat." "OK."
"Acıkıyorum. "Ben de." "Yemek yemek ister misin?" "Tamam.""I'm getting hungry." "Me, too." "Do you want to eat?" "OK."
Onun tekniği rakipsizdi ve tamamen inanılmazdı.His technique was unrivalled and completely unbelievable.
O bana tamamen inanılmaz bir hikaye anlattı.He told me a completely unbelievable story.
Benden onu tam zamanında uyandırmamı istedi.He asked me to wake him up on time.
Hem görünüm hem de kişilik olarak, Tom tam olarak babasına benziyor.In both appearance and personality, Tom is exactly like his father.
Tam gün bir işim var.I have a full time job.
Görünmek için tamam ama bakmak için kaba.It's okay to look, but it's rude to stare.
Tom benim için tam bir yabancı.Tom is a perfect stranger to me.
Tom bir şeyin tam doğru olmadığını hissetti.Tom sensed that something was not quite right.
Bunu gerçekten tamamen kendin mi planladın?Did you really plan this all yourself?
Tom'un tam zamanlı bir işi yok.Tom doesn't have a full-time job.
Tom tam olarak ne istediğini biliyor.Tom knows exactly what he wants.
Sen tam bir filozofsun.You're quite a philosopher.
Tam bir şok yaşadın.You've had quite a shock.
Tom'un tam zamanlı işi var.Tom has a full-time job.

İlgili Sayfalar