Yani Sangayda bir gokdelen kelimenin tam anlamiyla bir gecede insa ediliyor.最新のプロジェクトでは 中国の大規模工場を
Yani tam anlamıyla bu beni harekete geçirdi.Așadar, cam de la asta am pornit cu adevărat.
Yani tam anlamıyla bu beni harekete geçirdi.A to je to, co mě vlastně doopravdy nakoplo.
Yani tam anlamıyla bu beni harekete geçirdi.Dus daar begon het mee.
Yani tam anlamıyla bu beni harekete geçirdi.E questo è stato ciò che mi ha fatto iniziare.
Yani tam anlamıyla bu beni harekete geçirdi.Et donc c'est vraiment ce qui m'a lancé.
Yani tam anlamıyla bu beni harekete geçirdi.그리고 정말로 움직이기 시작했죠.
Yani tam anlamıyla bu beni harekete geçirdi.Te cele zmotywowały mnie do działania.
Yani tam anlamıyla bu beni harekete geçirdi.Và đó là điều đã khơi dậy trong tôi.
Yani tam anlamıyla bu beni harekete geçirdi.Y eso fue lo que me hizo comenzar.
Yani tam anlamıyla bu beni harekete geçirdi.И това беше, което ме накара да започна.
Yani tam anlamıyla bu beni harekete geçirdi.Это подтолкнуло меня заняться съёмкой фильмов.
Yani tam anlamıyla bu beni harekete geçirdi.אז זה מה שגרם לי בעצם להתחיל.
Yani tam anlamıyla bu beni harekete geçirdi.وكان ذلك حقاً هو نقطة البداية بالنسبة لي.
Yani tam anlamıyla bu beni harekete geçirdi.そこでMTVでは『Startup.com』を製作し
Yani tam anlamıyla kendilerinden nefret etmek üzerine bir öğretileri vardı.그래서 말 그대로 자신들을 부끄러워 하도록 교육받았습니다.
Yani tam anlamıyla kendilerinden nefret etmek üzerine bir öğretileri vardı.Ze leerden letterlijk zichzelf te haten.
Yani tam anlamıyla kendilerinden nefret etmek üzerine bir öğretileri vardı.Но в същото време, пуританите бяха калвинисти и бяха научени да се мразят.
Yani tam anlamıyla kendilerinden nefret etmek üzerine bir öğretileri vardı.כך שהם למדו לשנוא את עצמם, פשוטו כמשמעו.
Yani tam anlamıyla kendilerinden nefret etmek üzerine bir öğretileri vardı.لذا عٌلموا ان يكرهوا انفسهم
Yani tam anlamıyla kendilerinden nefret etmek üzerine bir öğretileri vardı.利己心は人を飲み込む
Yaşadığım her yerin dilini öğrendim ama tam anlamıyla hakim olmadım.A všude kde jsem žila, jsem se učila jazyky, ale nikdy ne úplně dokonale.
Yaşadığım her yerin dilini öğrendim ama tam anlamıyla hakim olmadım.Dan di mana pun saya tinggal, saya mempelajari bahasa itu namun tidak pernah menguasainya.
Yaşadığım her yerin dilini öğrendim ama tam anlamıyla hakim olmadım.E onde quer que vivi, aprendi as línguas, mas nunca as dominei.
Yaşadığım her yerin dilini öğrendim ama tam anlamıyla hakim olmadım.Et partout où j'ai vécu, j'ai appris les langues, mais je ne les ai jamais maîtrisées.
Yaşadığım her yerin dilini öğrendim ama tam anlamıyla hakim olmadım.He aprendido el idioma de cada lugar donde viví pero nunca los dominé.
Yaşadığım her yerin dilini öğrendim ama tam anlamıyla hakim olmadım.In ogni luogo in cui ho vissuto ho imparato le lingue, ma non le ho mai padroneggiate.
Yaşadığım her yerin dilini öğrendim ama tam anlamıyla hakim olmadım.제가 살았던 모든 곳에서, 저는 언어를 공부했지만, 그들중에 어느것도 완벽하게 하지는 못했습니다 제가 살았던 모든 곳에서, 저는 언어를 공부했지만, 그들중에 어느것도 완벽하게 하지는 못했습니다
Yaşadığım her yerin dilini öğrendim ama tam anlamıyla hakim olmadım.Mindenhol, ahol éltem, megtanultam a nyelvet, de soha nem tökéletesítettem.
Yaşadığım her yerin dilini öğrendim ama tam anlamıyla hakim olmadım.Ở bất cứ nơi đâu tôi cũng tìm tòi học những thứ ngôn ngữ được sử dụng ở đấy, nhưng chẳng bao giờ giỏi được.
Yaşadığım her yerin dilini öğrendim ama tam anlamıyla hakim olmadım.Oriunde am trăit, am învăţat limbile, dar niciodată nu le-am stăpânit perfect.
Yaşadığım her yerin dilini öğrendim ama tam anlamıyla hakim olmadım.Overal waar ik woonde, leerde ik de talen, maar ik beheerste ze nooit.
Yaşadığım her yerin dilini öğrendim ama tam anlamıyla hakim olmadım.Učila som sa jazyky všade, kde som bývala, ale nikdy som ich dokonalo neozvládla.
Yaşadığım her yerin dilini öğrendim ama tam anlamıyla hakim olmadım.Und überall wo ich lebte, lernte ich auch die Sprachen, aber ich beherrschte sie nie völlig.
Yaşadığım her yerin dilini öğrendim ama tam anlamıyla hakim olmadım.Wszędzie, gdzie mieszkałam, uczyłam się języków, ale nigdy ich nie opanowałam.
Yaşadığım her yerin dilini öğrendim ama tam anlamıyla hakim olmadım.Όπου κι αν έζησα, έμαθα τις γλώσσες, αλλά δεν τις τελειοποίησα ποτέ.
Yaşadığım her yerin dilini öğrendim ama tam anlamıyla hakim olmadım.Где бы я ни жила, я учила языки, но никогда не владела ими в совершенстве.
Yaşadığım her yerin dilini öğrendim ama tam anlamıyla hakim olmadım.Де б я не жила, я вчила мови, але ніколи не володіла ними досконало.
Yaşadığım her yerin dilini öğrendim ama tam anlamıyla hakim olmadım.Където и да живеех, аз учех езика, но никога не го усъвършенствах.
Yaşadığım her yerin dilini öğrendim ama tam anlamıyla hakim olmadım.ובכל מקום שבו גרתי, למדתי את השפות, אך מעולם לא שלטתי בהן.
Yaşadığım her yerin dilini öğrendim ama tam anlamıyla hakim olmadım.وفي كل مكان عشت به تعلمت لغته لكني لم أتقن أي منها
Yaşadığım her yerin dilini öğrendim ama tam anlamıyla hakim olmadım.どれもマスターするには至りませんでした 私はいつも