Bu tam anlamıyla sürdürülemez bir gidişattır.Είναι μη βιώσιμη η συνέχιση της κατάστασης αυτής.
Bu tam anlamıyla sürdürülemez bir gidişattır.Тази тенденция е невъзможно да продължава така.
Bu tam anlamıyla sürdürülemez bir gidişattır.Такого ещё никогда не было.
Bu tam anlamıyla sürdürülemez bir gidişattır.Такого ще ніколи не було.
Bu tam anlamıyla sürdürülemez bir gidişattır.זהו דפוס בלתי נסבל לחלוטין
Bu tam anlamıyla sürdürülemez bir gidişattır.هذا نمط غير محتمل بتاتاً.
Bu tam anlamıyla sürdürülemez bir gidişattır.歴史との関連で見てみると
Bu tek sınavdaki puanı, kelimenin tam anlamıyla geleceğini belirliyor.A sua nota neste teste determina literalmente o seu futuro.
Bu tek sınavdaki puanı, kelimenin tam anlamıyla geleceğini belirliyor.Điểm số của cô bé trong chỉ một bài kiểm tra này quyết định tương lại của cô bé, theo nghĩa đen.
Bu tek sınavdaki puanı, kelimenin tam anlamıyla geleceğini belirliyor.Haar score op deze test bepaalt letterlijk haar toekomst.
Bu tek sınavdaki puanı, kelimenin tam anlamıyla geleceğini belirliyor.Il voto in questo esame particolare determina letteralmente il suo futuro.
Bu tek sınavdaki puanı, kelimenin tam anlamıyla geleceğini belirliyor.Její počet bodů v tomto testu doslova určí její budoucnost.
Bu tek sınavdaki puanı, kelimenin tam anlamıyla geleceğini belirliyor.이 시험에서의 점수가 말 그대로 그녀의 미래를 결정하게 됩니다.
Bu tek sınavdaki puanı, kelimenin tam anlamıyla geleceğini belirliyor.Nilainya di ujian ini akan menentukan masa depannya.
Bu tek sınavdaki puanı, kelimenin tam anlamıyla geleceğini belirliyor.Od wyniku tego jednego egzaminu zależy jej przyszłość.
Bu tek sınavdaki puanı, kelimenin tam anlamıyla geleceğini belirliyor.Scorul ei la acest singur test îi determină realmente viitorul.
Bu tek sınavdaki puanı, kelimenin tam anlamıyla geleceğini belirliyor.Son résultat à cet unique examen détermine littéralement son avenir.
Bu tek sınavdaki puanı, kelimenin tam anlamıyla geleceğini belirliyor.Su calificación en este examen literalmente determinará su futuro.
Bu tek sınavdaki puanı, kelimenin tam anlamıyla geleceğini belirliyor.Točke na tem enem testu bodo usodno vplivale na njeno prihodnost.
Bu tek sınavdaki puanı, kelimenin tam anlamıyla geleceğini belirliyor.Výsledok v teste doslova predurčí jej budúcnosť.
Bu tek sınavdaki puanı, kelimenin tam anlamıyla geleceğini belirliyor.Το σκορ της σε αυτό το τέστ κυριολεκτικά καθορίζει το μέλλον της
Bu tek sınavdaki puanı, kelimenin tam anlamıyla geleceğini belirliyor.Оцінка за цей один тест буквально визначає майбутнє.
Bu tek sınavdaki puanı, kelimenin tam anlamıyla geleceğini belirliyor.Результат одного-единственного теста буквально определяет её будущее.
Bu tek sınavdaki puanı, kelimenin tam anlamıyla geleceğini belirliyor.הציון שלה במבחן היחיד הזה יקבע את עתידה, פשוטו כמשמעו.
Bu tek sınavdaki puanı, kelimenin tam anlamıyla geleceğini belirliyor.درجتها في هذا الامتحان الواحد حرفياً سيحدد مستقبلها.
Bu tek sınavdaki puanı, kelimenin tam anlamıyla geleceğini belirliyor.文字通り彼女の将来は決まるのです 彼女は1日12時間勉強し
Bu terimi yeni duyanlar için hemen açıklayalım, Bitcoin tam anlamıyla elektronik bir ödeme sistemidir.Tedy pro začátečníky, Bitcoin je pouze elektronický platební systém.
Bu terimi yeni duyanlar için hemen açıklayalım, Bitcoin tam anlamıyla elektronik bir ödeme sistemidir.Що ж, для початку, Біткоїн це лише електронна платіжна система.
Bu terimi yeni duyanlar için hemen açıklayalım, Bitcoin tam anlamıyla elektronik bir ödeme sistemidir.ネット越しに2つの主体がやりとりを行うものです
Çaba gerektirmiyor; tam anlamıyla kendisi oluşuyor.Det är obesvärande, det bokstavligen rinner in.
Çaba gerektirmiyor; tam anlamıyla kendisi oluşuyor.Elles ne demandent pas d'effort; elles se déversent littéralement en nous.
Çaba gerektirmiyor; tam anlamıyla kendisi oluşuyor.É passiva, entra literalmente para dentro de nós.
Çaba gerektirmiyor; tam anlamıyla kendisi oluşuyor.Het kost geen moeite, het stroomt letterlijk binnen.
Çaba gerektirmiyor; tam anlamıyla kendisi oluşuyor.Jest bez wysiłkowa, dosłownie wlewa się.
Çaba gerektirmiyor; tam anlamıyla kendisi oluşuyor.Je to jednoduché; doslova sa to do nás vlieva.
Çaba gerektirmiyor; tam anlamıyla kendisi oluşuyor.별 어려움 없이 그대로 흘러들어옵니다.
Çaba gerektirmiyor; tam anlamıyla kendisi oluşuyor.Nem igényel erőforrást, egyszerűen csak áramlik.
Çaba gerektirmiyor; tam anlamıyla kendisi oluşuyor.Nevyžadují žádnou námahu; doslova do nás proudí.
Çaba gerektirmiyor; tam anlamıyla kendisi oluşuyor.No cuesta esfuerzo, sino que mana.
Çaba gerektirmiyor; tam anlamıyla kendisi oluşuyor.Non comporta sforzi; letteralmente sgorga.
Çaba gerektirmiyor; tam anlamıyla kendisi oluşuyor.Se asimilează fără efort; efectiv ni se scurge în creier.
Çaba gerektirmiyor; tam anlamıyla kendisi oluşuyor.Sie sind mühelos; sie strömen buchstäblich in uns ein.
Çaba gerektirmiyor; tam anlamıyla kendisi oluşuyor.Вони не потребують зусиль; вони, буквально, вливаються.
Çaba gerektirmiyor; tam anlamıyla kendisi oluşuyor.Не изисква усилие, просто се стича в нас.
Çaba gerektirmiyor; tam anlamıyla kendisi oluşuyor.Просто и без усилий информация проникает сама по себе.
Çaba gerektirmiyor; tam anlamıyla kendisi oluşuyor.הוא חסר מאמץ, הוא פשוט זורם פנימה
Çaba gerektirmiyor; tam anlamıyla kendisi oluşuyor.لا تستدعي منا جهدا، إنها تنصبّ عندنا تلقائيا
Çaba gerektirmiyor; tam anlamıyla kendisi oluşuyor.そして深い情報のジャングルに入り込んだとき
Carl İsveçli bir mühendis. Bunu kelimenin tam anlamıyla söylüyorum.Carl era un inginer elvețian în adevăratul sens al cuvântului.
Cazibe tam anlamıyla bir büyüydü.El glamur era literalmente un hechizo mágico.
Cazibe tam anlamıyla bir büyüydü.Glamour betekende letterlijk een magische spreuk.
Cazibe tam anlamıyla bir büyüydü.Glamourul era literalmente o formulă magică.
Cazibe tam anlamıyla bir büyüydü.Glamour war ein buchstäblicher Zauberspruch.
Cazibe tam anlamıyla bir büyüydü.Il glamour era un vero incantesimo magico.
Cazibe tam anlamıyla bir büyüydü.매력은 문자 그대로의 마법 주문이었습니다.
Cazibe tam anlamıyla bir büyüydü.Le glamour était une formule magique littérale.
Cazibe tam anlamıyla bir büyüydü.Urok był dosłownie magicznym zaklęciem.
Cazibe tam anlamıyla bir büyüydü.Блясъкът е бил буквално магическо заклинание.
Cazibe tam anlamıyla bir büyüydü.Гламур был буквально волшебством.
Cazibe tam anlamıyla bir büyüydü.זוהר היה לחש קסמים מילולי.