Ana içeriğe geç
Sözlük

talihsiz ile cümle

talihsiz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
"Sence daha talihsiz insanların daha mı iyi seks hayatları var?""Denk je dat de minder gefortuneerden betere seks hebben?"
"Sence daha talihsiz insanların daha mı iyi seks hayatları var?""Glauben Sie, dass die weniger Reichen besseren Sex haben?"
"Sence daha talihsiz insanların daha mı iyi seks hayatları var?""덜 행운이 있는 사람이 더 나은 섹스를 한다고 생각하세요?
"Sence daha talihsiz insanların daha mı iyi seks hayatları var?""Myślisz, że tym, którym się gorzej powodzi, lepiej układa się w łóżku?"
"Sence daha talihsiz insanların daha mı iyi seks hayatları var?""Мислите ли, че по-малко заможните хора правят по-добър секс?"
"Sence daha talihsiz insanların daha mı iyi seks hayatları var?""Ты считаешь, что секс получается лучше у тех, кто менее успешен?"
"Sence daha talihsiz insanların daha mı iyi seks hayatları var?""Як гадаєш, у менш заможних кращий секс?"
"Sence daha talihsiz insanların daha mı iyi seks hayatları var?""נראה לך שחסרי המזל נהנים מסקס טוב יותר?"
"Sence daha talihsiz insanların daha mı iyi seks hayatları var?""هل تعتقد بأن الأقل حظاً يكون الجنس بينهم أفضل؟"
"Sence daha talihsiz insanların daha mı iyi seks hayatları var?"「おもちゃで遊んでるんだから邪魔すんな」 となるわけです
Siz insanlar başkalarının talihsizliğini aptalların galeyana gelmesini izlemeyi seversiniz, değil mi?Ettekö te ihmiset rakasta toisten epäonnea- -ja hermostumisen katselemista?
Siz insanlar başkalarının talihsizliğini aptalların galeyana gelmesini izlemeyi seversiniz, değil mi?I mennesker elsker vel at se andres ulykke - - og se tåber blive ophidsede?
Siz insanlar başkalarının talihsizliğini aptalların galeyana gelmesini izlemeyi seversiniz, değil mi?los humanos os alegráis de las desgracias de los demás y os gusta ver cómo la gente se pelea, ¿verdad?
Siz insanlar başkalarının talihsizliğini aptalların galeyana gelmesini izlemeyi seversiniz, değil mi?Ni människor älskar väl att se andras olycka- -och se dårar bli uppretade?
Siz insanlar başkalarının talihsizliğini aptalların galeyana gelmesini izlemeyi seversiniz, değil mi?Εσείς οι άνθρωποι χαίρεστε να βλέπετε δυστυχίες άλλων και ανόητους να την πατάνε. Σωστά;
Siz insanlar başkalarının talihsizliğini aptalların galeyana gelmesini izlemeyi seversiniz, değil mi?Вам, людям, нравится видеть чужие несчастья и смотреть, как нервничают глупцы, не так ли?
Sudhirin, güney bayiliğini alma talihsizliğine atanmış adamı çok iyi tanıması gerekiyordu. (Kahkahalar)Sudhir poznal velice dobře toho chlápka, který měl něšťastný úkol založit pobočku v Iowě (stát v USA) (Smích)
Sudhirin, güney bayiliğini alma talihsizliğine atanmış adamı çok iyi tanıması gerekiyordu.수디르가 잘 알게 된 사람 중에는 불행하게도 아이오와 지역을 맡게 된 사람도 있었습니다.
Sudhirin, güney bayiliğini alma talihsizliğine atanmış adamı çok iyi tanıması gerekiyordu.Sudhir dobrze poznał pechowca, któremu zlecono przejęcie franczyzy w Iowie.
Sudhirin, güney bayiliğini alma talihsizliğine atanmış adamı çok iyi tanıması gerekiyordu.Sudhir leerde de jongen die de ongelukkige taak had om de Iowa franchise te runnen heel goed kennen.
Sudhirin, güney bayiliğini alma talihsizliğine atanmış adamı çok iyi tanıması gerekiyordu.Sudhir llegó a conocer al sujeto con la desafortunada tarea de tratar de dirigir la franquicia de Iowa.
Sudhirin, güney bayiliğini alma talihsizliğine atanmış adamı çok iyi tanıması gerekiyordu.Судир опозна доста добре момчето, което имаше лошата задача да се опита да превземе франчайза в Айова.
Sudhirin, güney bayiliğini alma talihsizliğine atanmış adamı çok iyi tanıması gerekiyordu.סודהיר הכיר היטב את זה שבחלקו נפלה המשימה האומללה להשיג את זכויות המכירה באיווה.
Sudhirin, güney bayiliğini alma talihsizliğine atanmış adamı çok iyi tanıması gerekiyordu.و"سودير" احتظى بشرف التعرف على المسكين الملزم باستلام رئاسة ولاية "آيوا".
Sudhirin, güney bayiliğini alma talihsizliğine atanmış adamı çok iyi tanıması gerekiyordu.不幸にも任命された人と仲良くなります (笑)
Talihsiz 26/11 Mumbai terör saldırılarında bu servis etkili ve yararlı bir şekilde kullanıldı.이 서비스는 불행한 26/11 뭄바이 테러 공격동안 효과적이고
Talihsiz 26/11 Mumbai terör saldırılarında bu servis etkili ve yararlı bir şekilde kullanıldı.De dienst reageerde effectief en efficiënt tijdens de ongelukkige terreuraanslagen van 26/11 in Mumbai.
Talihsiz 26/11 Mumbai terör saldırılarında bu servis etkili ve yararlı bir şekilde kullanıldı.Der Dienst reagierte effektiv und effizient während der unglücklichen 26/11 Terrorangriffe in Mumbai.
Talihsiz 26/11 Mumbai terör saldırılarında bu servis etkili ve yararlı bir şekilde kullanıldı.Службата отговаряше ефективно и ефикасно по време на ужасните терористични атаки в Бомбай от 26.11.
Talihsiz 26/11 Mumbai terör saldırılarında bu servis etkili ve yararlı bir şekilde kullanıldı.השירות הגיב היטב וביעילות, במהלך האירועים המצערים
Talihsiz 26/11 Mumbai terör saldırılarında bu servis etkili ve yararlı bir şekilde kullanıldı.وأصبحت الخدمة فعالة وبكفاءه في الأحداث المؤسفة
Talihsiz 26/11 Mumbai terör saldırılarında bu servis etkili ve yararlı bir şekilde kullanıldı.かつ効率的に機能し、 11月26日にムンバイで起きてしまった テロ事件でも役割を果たしました。
Talihsiz koşullarla karşı karşıya kalmıştı.Anh ta đối mặt với một tình huống cùng quẫn.
Talihsiz koşullarla karşı karşıya kalmıştı.Čelil ale nepriaznivým okolnostiam.
Talihsiz koşullarla karşı karşıya kalmıştı.Čelil naprosto zoufalým okolnostem.
Talihsiz koşullarla karşı karşıya kalmıştı.Dia berada pada situasi yang sangat sulit.
Talihsiz koşullarla karşı karşıya kalmıştı.Era într-o situație disperată.
Talihsiz koşullarla karşı karşıya kalmıştı.Er war mit hoffnungslosen Umständen konfrontiert.
Talihsiz koşullarla karşı karşıya kalmıştı.Había tenido que hacer frente a una situación desesperada.
Talihsiz koşullarla karşı karşıya kalmıştı.Han havde stået overfor desperate omstændigheder.
Talihsiz koşullarla karşı karşıya kalmıştı.Il avait été confronté à des circonstances désespérées.
Talihsiz koşullarla karşı karşıya kalmıştı.Kétségbeejtő körülmények közé került.
Talihsiz koşullarla karşı karşıya kalmıştı.그는 절박한 상황과 대면했습니다.
Talihsiz koşullarla karşı karşıya kalmıştı.Maar werd geconfronteerd met wanhopige omstandigheden.
Talihsiz koşullarla karşı karşıya kalmıştı.Musiał się z mierzyć z beznadziejną sytuacją.
Talihsiz koşullarla karşı karşıya kalmıştı.Si era ritrovato in circostanze disperate.
Talihsiz koşullarla karşı karşıya kalmıştı.Tinha-se deparado com circunstâncias desesperantes.
Talihsiz koşullarla karşı karşıya kalmıştı.Ήρθε αντιμέτωπος με απελπιστικές περιστάσεις.
Talihsiz koşullarla karşı karşıya kalmıştı.Бил изправен пред отчайващи обстоятелства.
Talihsiz koşullarla karşı karşıya kalmıştı.И он был доведен до отчаянья.
Talihsiz koşullarla karşı karşıya kalmıştı.הוא מעולם לא פשע לפני-כן.
Talihsiz koşullarla karşı karşıya kalmıştı.وقد تعرض لظروف محبطة
Talihsiz koşullarla karşı karşıya kalmıştı.このままでは家族は崩壊する-と
Talihsizliği avantaja çevirelim.Minden rosszban van valami jó.
Talihsizliği avantaja çevirelim.Tu n'as qu'à dire qu'il y a un rayon d'argent sur ce nuage.
Talihsizliği avantaja çevirelim.دعنا نستغل سوء الحظ لصالحنا
Ve 2011'de Japonya'da bayaa talihsiz bir deprem meydana geldi, tohoku depremi.그리고 2011년에는 매우 불행하게도 일본에서 지진이 발생하였습니다 바로 토호쿠 지진이죠
Ve 2011'de Japonya'da bayaa talihsiz bir deprem meydana geldi, tohoku depremi.E, em seguida, em 2011 um muito infeliz Terremoto no Japão, o terremoto de tohoku,
Ve 2011'de Japonya'da bayaa talihsiz bir deprem meydana geldi, tohoku depremi.W 2011 nastąpiło bardzo groźne trzęsienie ziemi w Japonii znane jako trzęsienie ziemi u wybrzeży Honsiu.
Ve 2011'de Japonya'da bayaa talihsiz bir deprem meydana geldi, tohoku depremi.ثم في 2011 حدثت هزة ارضية مفاجئة في اليابان، زلزال طوكيو
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod