Ana içeriğe geç
Sözlük

talihsiz ile cümle

talihsiz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
O, Avrupa'dayken birtakım talihsizliklerle karşılaştığını duydum.I hear he met with some kind of misfortune while he was in Europe.
O zamandan beri bir dizi talihsizlikler yaşadım.I have had a series of misfortunes since then.
Dün yağmu yağması talihsizlik oldu.It was unfortunate that it rained yesterday.
Dün yağmur yağması talihsizdi.It was unfortunate that it rained yesterday.
Talihsizliklerin asla tek başına gelmediklerini unutmuyorum.I bear in mind that misfortunes never come singly.
Başkalarının talihsizliğini nakletmek istemiyorum.I wouldn't like to cash in on other people's misfortunes.
Talihsizlikleri hakkında uzun uzadıya düşündü.He ruminated over his misfortunes.
O, talihsizliğine gülümsemek zorunda kaldı.She had to smile at her misfortune.
Pasaportunu kaybetmesi talihsizlikti.It was unfortunate that he lost his passport.
O, bir talihsizlik yaşadı.A misfortune befell him.
Talihsizlikler nadiren birer birer gelirler.Misfortunes seldom come singly.
Bu talihsiz bir durumdur.This is unfortunate.
Talihsizlik at sırtında gelir ama yürüyerek yola devam eder.Misfortune arrives on horseback but departs on foot.
Ben o talihsiz olaydan sonra burada tekrar bulunmadım.I haven't been back here since that unfortunate incident.
Tom talihsiz bir kaza ile karşılaştı.Tom met with an unfortunate accident.
O talihsizdi.That was unfortunate.
Onun talihsizlikleri onda büyük karamsarlığa neden oldu.His misfortunes caused him great bitterness.
O talihsiz bir kazaydı.It was an unfortunate accident.
Kavganın talihsiz sonuçları oldu.The quarrel had unfortunate consequences.
Talihsizlik asla tek başına gelmez.Misfortune never comes singly.
Belediye başkanımızın Toronto'ya şöhret ve utanç getirmesi talihsizliktir.It is unfortunate that our mayor has brought fame and shame to Toronto.
Burada o, talihsizliğini ayrıntılı olarak anlatmaya başladı.Here he began to recount his misfortune in detail.
Yaşlı adam talihsizliğine tahammül edemezdi.The old man could not bear his misfortune.
Tom'un talihsiz olduğunu düşünüyorum.I think Tom is unlucky.
Yaşlıya karşı konuksever olmamak talihsiz bir şey.Inhospitality against the elderly is an unfortunate thing.
Talihsiz bir adam Tom.Tom is an unlucky guy.
Tom’un da içinde olduğu talihsiz bir olaya hepimiz tanık olduk.We are all witnessed the unlucky incident included Tom.
O neden talihsiz?Why is that unfortunate?
O çok talihsiz olurdu.That would be very unfortunate.
O talihsiz bir seçimdi.It was an unfortunate choice.
Bu talihsiz bir hataydı.It was an unfortunate mistake.
Bu talihsiz bir olaydı.It was an unfortunate incident.
Bu talihsiz bir durum.This is an unfortunate situation.
Talihsizlik durumunda kutlamalar en iyisidir.In the event of misfortune, celebrations are the best.
Zamanlama talihsizdir.The timing is unfortunate.
Büyük talihsizlik.It's a crying shame.
"Nasılsın?" "İyi değil." "Bu talihsizlik.""How are you?" "Not well." "That's unfortunate."
Ne talihsizlik olursa olsun, sadece intihar etmeyin.Whatever misfortunes you may have, just don't commit suicide.
Bunun olması talihsizlik.It's unfortunate that that happened.
Talihsiz bir kaza yaşadı.He met with an unfortunate accident.
Bazıları ise Yahudileri bu talihsizlik ve genel olarak Suriye'nin kaybından sorumlu tuttu.Some blamed the Jews for this misfortune and for the loss of Syria in general.
Hua ilçemizde çeşitli talihsizlikler meydana geldi.In our Hua County, various misfortunes took place.
Gallu demonları, talihsiz mağduları yeraltına çekmektedir.Gallu demons hauled unfortunate victims off to the underworld.
Bir talihsizlik sonucu bir hastalık yüzünden ikisi de, çocuklarıda ölmüşler.Unfortunately, due to a cholera outbreak, they both perished.
Ne var ki talihsizlik ve yokluk, burada da peşini bırakmaz.Devastated, Shadow and Chance go on without her.
Bu bir fırsatken ve aynı zamanda talihsizliktir." demiştir.The result was a muddle as well as a missed opportunity."
Sonuçta gerçekten iyi bir insan talihsiz bir şekilde öldü.Sadly, he probably died a satisfied man.
Talihsiz İkarus, ufak bir figür olarak, sağ alt köşedeki balıkçının üst tarafında görülmektedir.Below is a figure of Icarus falling headlong through the surface of a pond.
Fakat bu keşiften sonra talihsizlikler yaşadı.After this échec he seems to have fallen in disfavor.
Bunun olması büyük talihsizlik. AmaI shouldn't really have gone to such an extent... but...
Aslında biz bu kadar uzun süre inanmış, Bu gerçekten bizim gerçek talihsizlik.The fact that we have believed for so long, that is truly our real misfortune.
Talihsiz koşullarla karşı karşıya kalmıştı.He had been faced with desperate circumstances.
Bu talihsiz portrelere adanmış bir blog.So this is a blog devoted to unfortunate portraiture.
Ve her biri diğerinden daha talihsiz.And it's one after the other.
Bu son derece talihsiz olduğunu bir lisans olmalıdır. 'It is exceedingly unfortunate that you should be a bachelor.'
Bir talihsizlik olmuş galiba, Başkan.Something must have gone wrong somewhere, Chairman.
Talihsizliği avantaja çevirelim.You could say there's a silver lining on this cloud.
Kelime anlamıyla, talih tarafından kutsanmamış, talihsiz, şanssız kişi.literally, somebody who had not been blessed by fortune, an unfortunate.
Ne talihsizlik, hemen çıkarayım.It's unlucky, so I'll remove it.
Bu da talihsizlik.So that's unfortunate.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod