Taliban artık kendi okullarını yönetiyor.The Taliban now run their own schools.
Taliban tarafından yapılan bir propaganda videosuna ulaştık.We've obtained a propaganda video made by the Taliban.
Taliban'a bir yıl önce katıldığında 13 yaşındaymış.He joined the Taliban a year ago when he was 13.
Taliban sizin bölgenizdeki insanları katılmaya nasıl ikna ediyor?How do the Taliban in your area get people to join them?
Taliban bu çocukların içinde yaşamakta oldukları dünyadan nefret etmelerini istiyor.The Taliban want these children to hate the world that they currently live in.
Beşinci adım: Taliban'ın belki de en başarılı propaganda araçlarına sahip olduğunu düşünüyorum.I believe the Taliban have one of the most effective means of propaganda.
Taliban'ın askerlerinden birinin bana dediği gibi,As one Taliban recruiter told me,
Bir talihsizlik olmuş galiba, Başkan.Something must have gone wrong somewhere, Chairman.
Talihsizliği avantaja çevirelim.You could say there's a silver lining on this cloud.
Ne kötü talih!Ah, bad luck!
Talihin kötü dedim.I said you're bad luck.
Bu operasyonu kontrol eden talimatlar çok ayrıntılı bir şekilde verilmeli.The instructions which govern this operation must be given in absolutely exhaustive detail.
Kelime anlamıyla, talih tarafından kutsanmamış, talihsiz, şanssız kişi.literally, somebody who had not been blessed by fortune, an unfortunate.
Bilmeyenler için, Taliban rejiminde dondurma yemek yasaktı.For those of you who don't know, it was illegal to eat ice cream under the Taliban.
"Taliban artık yok!" diye bağırdı babam."The Taliban are gone!" my father shouted.
Zaman zaman okul aniden bir haftalığına iptal edilirdi çünkü Taliban şühpelenirdi.From time to time, the school would suddenly be canceled for a week because Taliban were suspicious.
Taliban yönetimi altında okula giden kızların sayısı yüzleri buldu- unutmayın, yasaktı.Under the Taliban, girls who went to school numbered in the hundreds -- remember, it was illegal.
Ne talihsizlik, hemen çıkarayım.It's unlucky, so I'll remove it.
Teknisyen talimatları alır.So the technician takes the instructions.
Genler, protein yapımı için gerekli talimatları gönderirler.Genes send the instructions to make proteins.
Bu da talihsizlik.So that's unfortunate.
O zaman, sert, kaba talim çavuşu kişiliğimi göstermeme izin verin.Well, I'd have to put on my mean tough drill sergeant persona.
Ve al Qaeda'nın Taliban içerisindeki radikal müttefikleri acımasız bir isyan sürdürdü.And al Qaeda's extremist allies within the Taliban have waged a brutal insurgency.
Taliban'ın ivmesini kırdık.We broke the Taliban's momentum.
Taliban'ın vurulacaklar listesinde.She is on the Taliban's hit list.
Filmde, kaza avukatlığı yapan çok talihsiz bir avukatı oynuyor.And in the movie, he plays a down-and-out lawyer who's become an ambulance chaser.
Sonra da Taliban Kandahar'ın anahtarını Usame Bin Ladin'e verdi.And then the Taliban gave the keys of Kandahar to Osama bin Laden.
Daha çok kişi evlere talip oldu.Or more people who could bid up homes.
Sufi'lerin dualarını duydum -- Taliban'ın nefret ettiği alçakgönüllü Müslümanları.I heard prayers of the Sufi -- humble Muslims, hated by the Taliban.
Bölgenin güvenli olmaması ve Taliban dolu olmasına rağmen, gönderiyorlar.The region is not secure, but full of the Taliban, and they did it.
- Hayır bayan! Değilim! - Gerçekten kötü talihim var.Is this a bureaucratic disaster or a calamity?
Bu yıl kötü talihim yüzünden gerçekten sinirlerimi iyi tuttum.Really, I'm only holding back because of the 3 Disasters.
Burada siyaset konuşmama konusunda kesin talimatlarımız var.We have real specific instructions here not to talk about politics.
O bana bunu söylemek için izin verirseniz, çok ince, çok ince ve çok talihsiz.He was--if you allow me to say so--very fine; very fine--and very unfortunate.
'Ama, köpekler için atılacak çok ilginç ya da çok talihsiz hatta Chester.'But he was too interesting or too unfortunate to be thrown to the dogs, or even to Chester.
Ve 2011'de Japonya'da bayaa talihsiz bir deprem meydana geldi, tohoku depremi.And then in 2011 an very unfortunate earthquake in japan, the tohoku earthquake,
Bu sayede aracı yönetmek için gereken talimatları oluşturabilirsiniz.So we can also generate instructions on how to operate the controls of the vehicle.
Ama sorun şu ki, bunlar talimat amaçlı işaret cihazlarıdır.But the problem is these are instructional cue devices.
Ve biz aslinda, bur durumda, soyledigim icin uzgunum ama, bu oldu, talihsizlikti.And we actually, in this case, I'm sorry to say, it happened -- it was serendipitous.
Ve küçük gruplar kazalara ve talihsizliklere daha açıktır.And small groups are more prone to accidents and bad luck.
Diplomatlarıma tüm bu gruplarla konuşmaları talimatı verildi.Now my diplomats are instructed to talk to all these groups.
Burada bir tane bulunması çok mantıklı, tali yolun ana yola birleştiği yerde.So, it's logical that you'd have one there, on the minor road entering the major.
Nerve'deki talimatlara uyanın sonu Babble olur filan ki, bize de bu oldu.You follow instructions on Nerve and you should end up on Babble, which we did.
Ve bir kez untangled çok talihsizlik gidişatı, kötü pis tüyleri, elf-kilitleri pişiriyor:And bakes the elf-locks in foul sluttish hairs, Which, once untangled, much misfortune bodes:
Zaman Lanetli! talihsiz yaşlı adam!Accursed time! unfortunate old man!
Bazı talihsizlik.Some misadventure.
Bir ekşi talihsizlik kitabı bana emri!One writ with me in sour misfortune's book!
Arada vazgeçmezsen, talihsizlik eseri sabır için köle olalım .--: Ve hatta ölüme yolAnd lead you even to death: meantime forbear, And let mischance be slave to patience.--
Taliban'ın fizik hakkında dikkate almamızı gerektirecek bir görüşü var mı?Does the Taliban have a point of view on physics that is worth considering?
Vasco da Gama ve Columbus gibi kaşifler yerküreyi keşfedecek kadar talihliydiler.like Vasco da Gama and Columbus had the good fortune to open up the terrestrial globe.
Şimdi ise uzaya çıkacak kadar talihliyiz.Now we have the good fortune to open up space.
Milyonlarca yusufçuk ne yapıyor okyanusları aşıp her yıl kör talihlerine ulaşıp?What are millions of dragonflies doing, flying out over the ocean every year to their apparent doom?
Amur Şahini hakkında bilinir, bu adam malesef talihsiz sonu olanlardan.It's known about the Amur Falcon. This guy, unfortunately, one of these met an unfortunate end.
Bu Simon Ailesinin ünlü çöreğidir ismi "hayat çöreği" balık alın, iyi talih için balıkIt's called the wife Cake Come to buy fish, it will make a fortune you give red packets to everyone?
Basın toplantısını açmadan önce talihsiz bir haber vermek istiyorum.Before we start, there is one piece of bad news.
Biliyorum ki, talih bana göründü.I just know it's good luck coming my way!
Bir tarafı boş, diğer tarafında ise basit talimatlar listeledim.They were blank on one side, and on the other side I listed some simple instructions.
"Sence daha talihsiz insanların daha mı iyi seks hayatları var?""Do you think the less-fortunate are having better sex?"
Talih mi?Luck?
Çalarken çok nadir talimat verebilirim.I can hardly bark out instructions while we're playing.