Eve döndüğümde, bi grubun bana Taliban'dan gelen mektubu verdiklerini hatırladım.וחזרתי הביתה, ואני זוכר שאחד מהקבוצה שלנו הביא לי מכתב מהטליבאן.
Eve döndüğümde, bi grubun bana Taliban'dan gelen mektubu verdiklerini hatırladım.وعدت الى الوطن واتذكر ان احد اعضاء الفريق احضر لي رسالة كانت الرسالة من طالبان
Eve döndüğümde, bi grubun bana Taliban'dan gelen mektubu verdiklerini hatırladım.チームのメンバーの一人が手紙を持ってきたのを覚えています タリバンからです その手紙には「この日は休戦とする
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.Aber dieser Fehler stellte sich als recht glücklich heraus.
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.Ale tento omyl se ukázal být jako osudový.
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.Ale ukázalo sa, že táto chyba bola k niečomu dobrá.
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.Ampak ta napaka se je izkazala za srečo v nesreči.
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.Dar această greșeală s-a dovedit a fi norocoasă.
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.Ez a véletlen például utólag igen szerencsésnek bizonyult.
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.Jednak ten błąd okazał się owocny.
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.하지만 이 실수는 우연한 발견이라고 밝혀졌어요.
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.Maar deze fout bleek achteraf "een gelukkig ongeluk".
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.Mais cette erreur est plutôt bien tombée.
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.Ma questo errore si rivelò un caso fortunato.
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.Mas esse erro acabou por ser um caso feliz.
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.Namun kesalahan ini ternyata menguntungkan.
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.Nhưng sai sót này lại trở thành may mắn trời cho.
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.Pero este error resultó ser bastante afortunado.
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.Αλλά αυτό το λάθος αποδείχθηκε να είναι κάπως μια απρόσμενη και ευτυχής ανακάλυψη.
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.Но оказалось, что эта ошибка имела очень хорошее последствие.
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.אבל הטעות הזו התבררה כתגלית מקרית.
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.ولكن هذا الخطأ تبين أنه سار عكس المتوقع
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.無事に残った培養物は
Filmde, kaza avukatlığı yapan çok talihsiz bir avukatı oynuyor.E nel film, recita
Filmde, kaza avukatlığı yapan çok talihsiz bir avukatı oynuyor.Et dans le film, il joue un avocat crève-la-faim, qui est devenu chasseur d'ambulances.
Filmde, kaza avukatlığı yapan çok talihsiz bir avukatı oynuyor.영화 안에서 그는 몰락한 변호사 역할입니다. 교통사고로 돈벌이하는 악랄한 변호사가 되죠.
Filmde, kaza avukatlığı yapan çok talihsiz bir avukatı oynuyor.Şi în film el joacă rolul unui avocat sărac, care devine un vânător de accidente, în speranță de clienți.
Filmde, kaza avukatlığı yapan çok talihsiz bir avukatı oynuyor.W tym filmie Newman gra adwokata w życiowym dołku, który zaczyna na siłę szukać wszędzie klientów.
Filmde, kaza avukatlığı yapan çok talihsiz bir avukatı oynuyor.Και στην ταινία υποδύεται έναν ξοφλημένο δικηγόρο που κατάντησε να διεκδικεί ιατρικές αποζημιώσεις.
Filmde, kaza avukatlığı yapan çok talihsiz bir avukatı oynuyor.Във филма той играе изпаднал адвокат, който е започнал да преследва линейки.
Filmde, kaza avukatlığı yapan çok talihsiz bir avukatı oynuyor.И в этой картине он играет разорившегося юриста, который стал адвокатом-стервятником.
Filmde, kaza avukatlığı yapan çok talihsiz bir avukatı oynuyor.ובסרט הזה הוא משחק עורך דין זרוק ושבור שמשתמש באירועים כמו תאונות כדי למצוא קליינטים
Filmde, kaza avukatlığı yapan çok talihsiz bir avukatı oynuyor.وفي الفيلم يلعب بول نيومان دور محامي معدم أصبح يبحث عن عملاء
Filmde, kaza avukatlığı yapan çok talihsiz bir avukatı oynuyor.落ちぶれた 悪徳弁護士を演じます 彼は 簡単に済みそうな
Finlandiya’da örneğin banyolarda rutubet yalıtımının nasıl olması gerektiği hakkında sıkı talimatlar vardır.En Finlande, il y a des règlementations strictes sur l’isolation contre l’humidité pour la salle de bains.
Finlandiya’da örneğin banyolarda rutubet yalıtımının nasıl olması gerektiği hakkında sıkı talimatlar vardır.I Finland finns exakta bestämmelser till exempel om hurdant tätskikt ett badrum ska ha.
Finlandiya’da örneğin banyolarda rutubet yalıtımının nasıl olması gerektiği hakkında sıkı talimatlar vardır.Suomessa on tarkat määräykset esimerkiksi siitä, millainen kosteuseristys kylpyhuoneessa täytyy olla.
Finlandiya’da örneğin banyolarda rutubet yalıtımının nasıl olması gerektiği hakkında sıkı talimatlar vardır.هناك إقرارات دقيقة في فنلندا، على سبيل المثال بشأن كيف يتوجب أن يكون عازل الرطوبة في الحمام.
Gazne yakınlarında kurulmuş olsaydı, onlara çok ağır vururduk, ve Taliban'ın onları koruması çok zor olurdu.가즈니 (Ghazni) 근처에 세워진다고 하면 우리는 그들을 굉장히 강하게 공격할 것이고 탈레반으로 하여금 그들을 보호하는 것은
Gazne yakınlarında kurulmuş olsaydı, onlara çok ağır vururduk, ve Taliban'ın onları koruması çok zor olurdu.Ghazni mellett lenne, nagyon keményen odaütnénk nekik, és a Talibánnak nagyon nehéz lenne megvédeni őket.
Gazne yakınlarında kurulmuş olsaydı, onlara çok ağır vururduk, ve Taliban'ın onları koruması çok zor olurdu.los golpearíamos fuertemente, y sería muy difícil para los talibanes protegerlos.
Gazne yakınlarında kurulmuş olsaydı, onlara çok ağır vururduk, ve Taliban'ın onları koruması çok zor olurdu.בסביבות גאזני, היינו מכים אותם בעוצמה רבה מאד, והיה קשה מאד
Gazne yakınlarında kurulmuş olsaydı, onlara çok ağır vururduk, ve Taliban'ın onları koruması çok zor olurdu.بالقرب من " غازني " فسوف ندكهم دكاً .. وسوف يكون من الصعوبة بمكان
Gazne yakınlarında kurulmuş olsaydı, onlara çok ağır vururduk, ve Taliban'ın onları koruması çok zor olurdu.因为现在已经不是 90 年代了。 如果"基地"组织的大本营 设在加兹尼(Ghazni)
Gazne yakınlarında kurulmuş olsaydı, onlara çok ağır vururduk, ve Taliban'ın onları koruması çok zor olurdu.我々が徹底的に攻撃するでしょうし、 タリバンもアルカイダを守るのは 困難でしょう。
Gece emekli o çok yakından bakmak için Mrs. Hall talimat yabancının bagaj ertesi gün geldi.Když odešel na noční nařídil paní Hall vypadat velmi blízko u cizí zavazadla, když to přišlo druhý den.
Gece emekli o çok yakından bakmak için Mrs. Hall talimat yabancının bagaj ertesi gün geldi.Keď odišiel na nočnú nariadil pani Hall vyzerať veľmi blízko pri cudzie batožinu, keď to prišlo druhý deň.
Geçtiğimiz sene Güney Yemen'in bir kısmını kontrol altına aldılar ve Taliban anlayışı ile yönettiler.Anul trecut, au preluat controlul unei părți din sudul Yemenului pe care l-au condus în stil taliban.
Geçtiğimiz sene Güney Yemen'in bir kısmını kontrol altına aldılar ve Taliban anlayışı ile yönettiler.Förra året tog de över en del av södra Jemen, och styrde det på Talibaners vis.
Geçtiğimiz sene Güney Yemen'in bir kısmını kontrol altına aldılar ve Taliban anlayışı ile yönettiler.지난 해, 이들은 남 예멘의 한 지역을 장악해서 통치한 바 있습니다. 전형적인 탈레반 스타일이죠.
Geçtiğimiz sene Güney Yemen'in bir kısmını kontrol altına aldılar ve Taliban anlayışı ile yönettiler.Minulý rok převzali kontrolu nad částí jižního Jemenu a spravovali ji podle Talibanského způsobu.
Geçtiğimiz sene Güney Yemen'in bir kısmını kontrol altına aldılar ve Taliban anlayışı ile yönettiler.Năm ngoái, chúng chiếm kiểm soát một phần của miền nam Yemen, và điều hành nó, theo kiểu Taliban.
Geçtiğimiz sene Güney Yemen'in bir kısmını kontrol altına aldılar ve Taliban anlayışı ile yönettiler.Ostatniego roku, przejęli kontrolę nad częścią południowego Jemenu, i prowadzili ją w stylu talibów.
Geçtiğimiz sene Güney Yemen'in bir kısmını kontrol altına aldılar ve Taliban anlayışı ile yönettiler.Vorig jaar bezetten ze een deel van Zuid-Jemen, en bestuurden het in de stijl van de Taliban.
Geçtiğimiz sene Güney Yemen'in bir kısmını kontrol altına aldılar ve Taliban anlayışı ile yönettiler.Πέρυσι, πήραν υπό τον έλεγχό τους ένα τμήμα της νότιας Υεμένης και το κυβερνούσαν ως Ταλιμπάν.
Geçtiğimiz sene Güney Yemen'in bir kısmını kontrol altına aldılar ve Taliban anlayışı ile yönettiler.В прошлом году они захватили контроль над частью Южного Йемена и устроили там талибан.
Geçtiğimiz sene Güney Yemen'in bir kısmını kontrol altına aldılar ve Taliban anlayışı ile yönettiler.През миналата година, те взеха властта в южен Йемен и управляваха като талибани.
Geçtiğimiz sene Güney Yemen'in bir kısmını kontrol altına aldılar ve Taliban anlayışı ile yönettiler.בשנה שעברה, הם השתלטו על חלק מדרום-תימן, ושלטו בו בנוסח הטליבאן.
Geçtiğimiz sene Güney Yemen'in bir kısmını kontrol altına aldılar ve Taliban anlayışı ile yönettiler.العام الماضي، استلموا السلطة في جزء من اليمن الجنوبي و أداروهو على نمط طالبان
Geçtiğimiz sene Güney Yemen'in bir kısmını kontrol altına aldılar ve Taliban anlayışı ile yönettiler.タリバンのやり方で統治しました イエメンの軍隊は それに対して態勢を整え