Ben başkanın taklidini yapamam. Bundan hoşlanmıyorum.I cannot imitate the President. I dislike that.
Tom doktor taklidi yaptı.Tom impersonated a doctor.
Ben senin taklidini yapmıyorum.I'm not impersonating you.
Tom uyuyor taklidi yaptı.Tom pretended to be sleeping.
Tom kaygılı taklidi yaptı.Tom feigned concern.
Tom gerçekten şaşırdı mı yoksa sadece taklidi mi yapıyordu?Was Tom really surprised or was he just pretending to be?
Sami bir doktor yardımcısının taklidini yaptı.Sami impersonated a physician assistant.
"Taklidine kızdı, programı bıraktı"."Taklidine kızdı, programı bıraktı".
Özellikle Fransa'da birçok taklidi yazılmıştır.Many imitations were written, especially in France.
Tanıdığı bütün insanlardan kaçıp vardığı yerde sağır taklidi yaparak bambaşka bir hayat sürecektir.All their consequences for the human spirit, which range between heaven to hell, just go unnoticed.
Lezbiyen feministler butch rollerini, erkeksi davranışların eskimiş bir taklidi olarak gördüler.Lesbian feminists considered the butch roles as archaic imitations of masculine behavior.
Ölmüş taklidi yapıp daha fazla öldürücü darbeler almaktan kurtuldu.She performs admirably saving several lives.
Kamo Lenin'e tutuklanmasını ve hapishanede yaptığı deli taklidinden bahsetti.Kamo told Lenin about his arrest and how he had simulated insanity while in prison.
Savaştan kaçınmak için deli taklidi yapar ve tarlasına tuz eker.In order to avoid the war, he feigned madness and sowed his fields with salt.
Hegel'e göre sanat doğanın taklidi değildir, yine de idealdir.According to Hegel, human history strives toward perfectibility, but nature does not.
Suyun doğru yöndeki bir hareketi de, doğal ekosistemin taklidi açısından önemlidir.Water movement can also be important in simulating a natural ecosystem.
Heraklit ve Demokritus teknolojiyi doğanın taklidi olarak tasvir eder.The Petrosix and Paraho Indirect employ this technology.
Bana göre, işte bu durum kapitalizmin en büyük ve kötüce yapılmış taklidi. -So to me, this would be kind of the biggest travesty of capitalism.
Richard Pryor stand-up kariyerine pek iyi olmayan bir Bill Cosby taklidiyle başlamıştı.Richard Pryor began his stand-up career by making a not so good imitation of Bill Cosby
Her neyse, deli taklidini çok iyi yaptığını söyledi.Anyway, he faked madness too well, he said.
Şimdi, Malta Şahininin taklidini yapabilmek için gerekli olan tüm yüzey bilgilerine sahiptim.So now, I had all the topology I needed to replicate the Maltese Falcon.
Dedi ki, "Uyuma taklidi yapan birini uyandıramazsın."He said, "You can't wake a person who's pretending to sleep."
Yoksa hayal kırıklığımızı ifade etmek için çıkardığımız seslerin yarım bir taklidi midir?Or is it an imitation of one half the set of sounds we make to express disappointment?
Sen çok iyi zombi taklidi yapıyorsun. [Kız kendi dilinde]:You do a great zombie. girl speaking native language:
"Alacağım" diyor, "bir de taklidini yapacağım."She said, "I'll buy it, but I'm also going to replicate it."
Taklidini 200 dolara almak varken neden 1000 dolar ödeyesiniz?If you can get it for 200 bucks, why pay a thousand?
Taklidin birçok güzel yanları vardır.There's lots of virtues of copying.
Benim dünyamın Nefret edenler iğnesiz arı taklidi yapabilirler sonra da geberirlerMy world haters can make like bees with no stingers, and drop dead
Bu benim canlı taklidim.This was my little bit of bio-mimicry.
Bu teknoloji, insanların taklidini yapmak.That technology is simulating humans.
Ve Çin bir çok taklidin olduğu bir ülke.And China is a country where you get a lot of fakes.
Şimdi tekrar, değişime bir bakın yine doğanın taklidi için çiftlik hayvanlarını kullanılması.And again, watch the change just using livestock to mimic nature.
Senin Celine taklidin şovun en harika kısmı.Your Celine medley was the favorite part of the show.
Ben asla Celine Dion taklidi yapmam!I would never do Celine Dion!
Onur kırıcı eylemlere başlayacaklar, mesela anal seks taklidi.They begin to do degrading activities, like having them simulate sodomy.
Kaçarak, kovalayarak, ölü taklidi yaparak ve saklanarak.Run, duck, play dead and hide.
- Kahrolasý ölü taklidi yapýyor! - Evet, nefes alýyor. - Ölü taklidi yapýyor ţerefsiz!- Settler society has worked to destroy what it needs to live, and that's suicidal.
Burada, yağlı boya taklidi oluşturmak için fırça büyüklüğünü ayarlayın. value of smoothing effectSet here the brush size to use for simulating the oil painting.
Savaş alanında, Almanlar bazen geri çekilmek ya da geri çekilme taklidi tapmak zorunda kaldılar.On the battlefield, the Germans sometimes had to retreat, or try to feign one.
Urocerus gigas yumurtlamaktadır; eşek arısının Batezyan mimikrisi (taklidi) görülmekte.Giant horntail, Urocerus gigas, a Batesian mimic of a hornet, ovipositing.
Çağdaş bir inceleme "Nietzsche taklidinin izi yok" diyor."Of Nietzsche imitation no trace", says a contemporary review.
Altı numara öğretilebilir: otur, kalk, ölü taklidi yap, yuvarlan, konuş ve silkelen.When grown up, adult dogs can learn tricks, guard the house, and hunt for objects.
Bilişsel ve motor-mekansal taklidin ayrıştırılmasıDissociating cognitive and motor-spatial imitation
Daha sonra ölü taklidi yaparak ertesi sabah kaçmayı başardı.He then pretended to be dead and managed to escape the following morning.
Bizans taklidi.Pseudo-Byzantine types.
Hüsrev'in taklidi tipi.BYS (Bishapur) mint.
Boudry, sahte bilimi "gerçek bilimin bir taklidi" olarak nitelendirmektedir.Boudry characterizes pseudoscience as "an imitation of real science".
Archibaldo da Lavinia yerine onun manken taklidini yakmak zorunda kalır.Statt seiner soll nun Arlecchino brennen.
Büyük bir ustalıkla 18. yüzyıla ait taklidi resimler yaptı.Später hat er auch Interieurs mit Figuren aus dem 18. Jahrhundert gemalt.
Roman icatçı bir hayat taklididir.Romane Ein Pfaffenleben.
Özellikle Fransa'da birçok taklidi yazılmıştır.Zahlreiche Nachahmungen entstanden, besonders in Frankreich.
Mallarme, Fernand Beisier’in bir hikâyesinin taklidini düzyazıya uyarlamıştır.Es ist mir unendlich lieb, dass du mit der Copie der belle feronnière zufrieden bist.
Kralın adamları boğulma taklidi yapan genci kurtarır.Gesandte des Bruders des Königs retten ihn.
Özellikle Fransa'da birçok taklidi yazılmıştır.Quelques exemples en France sont répertoriés.
Bu İngiliz alfabesi taklidi değil de nedir ?N'est-ce point déjà de l'Algèbre littérale ? — Non.
Aslında bu Alman Blitzkrieg (Yıldırım Savaşı) doktrinin bir taklidiydi.Il fut en quelque sorte un précurseur de la doctrine du « Blitzkrieg ».
Ornithomimus adı “kuş taklidi” anlamına gelir.Le nom scientifique Ornithopoda signifie « pieds d'oiseau ».
Kamo Lenin'e tutuklanmasını ve hapishanede yaptığı deli taklidinden bahsetti.Kamó le contó a Lenin la historia de su arresto y cómo se había fingido lunático en la cárcel.
Bu isyan, 10 yıl önce yaşanankinin taklidiydi.Que lleva relación con lo sucedido hace 10 años.
Sonra yine Heather'ın taklidi gelir ve üçü TARDIS'e döner.La TARDIS se materializa de nuevo allí y los cinco entran al edificio.