Güneşi takip etmek zorundalar, çünkü direk olarak güneşe hedeflenmeliler.Devono seguire il sole poiché necessitano di puntare direttamente al sole.
Güneşi takip etmek zorundalar, çünkü direk olarak güneşe hedeflenmeliler.Ele trebuie să urmărească soarele, pentru că ele trebuie să fie îndreptate direct spre soare.
Güneşi takip etmek zorundalar, çünkü direk olarak güneşe hedeflenmeliler.Elles doivent suivre le soleil, parce qu'elle doivent pointer directement vers lui.
Güneşi takip etmek zorundalar, çünkü direk olarak güneşe hedeflenmeliler.Folyamatosan mozognak, mert közvetlenül a nap felé kell mutatniuk.
Güneşi takip etmek zorundalar, çünkü direk olarak güneşe hedeflenmeliler.태양을 직접 향해야 하기 때문에 태양을 추적해야 합니다.
Güneşi takip etmek zorundalar, çünkü direk olarak güneşe hedeflenmeliler.Muszą śledzić słońce, bo muszą być skierowane bezpośrednio na nie.
Güneşi takip etmek zorundalar, çünkü direk olarak güneşe hedeflenmeliler.Sie müssen die Sonne verfolgen, da sie direkt auf die Sonne ausgerichtet sein müssen.
Güneşi takip etmek zorundalar, çünkü direk olarak güneşe hedeflenmeliler.Têm de acompanhar o Sol no seu movimento, têm de apontar sempre para ele.
Güneşi takip etmek zorundalar, çünkü direk olarak güneşe hedeflenmeliler.Ze moeten de zon volgen omdat ze recht naar de zon moeten gericht zijn.
Güneşi takip etmek zorundalar, çünkü direk olarak güneşe hedeflenmeliler.Они должны следовать положению солнца, потому что они должны быть направлены прямо на солнце.
Güneşi takip etmek zorundalar, çünkü direk olarak güneşe hedeflenmeliler.Те трябва да проследяват Слънцето, защото трябва да сочат директно към Слънцето.
Güneşi takip etmek zorundalar, çünkü direk olarak güneşe hedeflenmeliler.עליהן לעקוב אחרי השמש, כי עליהן להיות מכוונות ישר אל השמש.
Güneşi takip etmek zorundalar, çünkü direk olarak güneşe hedeflenmeliler.عليها تعقب الشمس، لأنها يجب أن موجهة على الشمس مباشرة
Güneşi takip etmek zorundalar, çünkü direk olarak güneşe hedeflenmeliler.通常1度程の許容角度しかありません
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.De hade inte kunnat leva på något annat sätt än att följa sina drömmar.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Elas não conheciam outro modo de viver sem ser seguir os seus sonhos.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Ellas no conocieron otra manera de vivir más que seguir sus sueños.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Elles ne savaient pas vivre autrement qu'en suivant leurs rêves.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Ezek a nők nem tudtak más életformát elképzelni, minthogy az álmaikat kövessék.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Heille ainoa tapa elää oli seurata unelmiaan.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Họ không biết đến cách nào khác để sống ngoại trừ việc theo đuổi ước mơ của mình.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.자신의 이상을 추구하며 사는 것이 그들이 아는 유일한 삶의 방식이었습니다.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Mereka tahu tidak ada cara lain untuk hidup selain untuk mengikuti mimpi anda.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Nepoznali iný spôsob života, len ten, nasledovať svoje sny.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Nevěděly, jak žít jinak, než následovat své sny.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Nie umiały żyć inaczej niż podążając za marzeniami.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Non conoscevano altro modo di vivere se non inseguendo i loro sogni.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Nu au stiut niciun alt mod de viata decat urmandu-si visul.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Sie kannten keine andere Möglichkeit zu leben, als ihren Träumen zu folgen.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Ze kenden geen andere manier van leven dan hun dromen volgen.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Δεν γνώριζαν άλλο τρόπο να ζουν από το να ακολουθούν τα όνειρά τους.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Вони не знали іншого способу життя, аніж іти за своїми мріями.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Не са познавали друг начин да живеят, освен да следват мечтите си.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.Они не знали, как жить, не следуя своим мечтам.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.החיים היחידים שהכירו היו חיים של הליכה בעקבות החלומות.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.لقد عرفن أنه لا طريق آخر للعيش بدلاً عن متابعة أحلامهن.
Hayallerini takip etmekten başka bir yaşam biçimi olmadığını biliyorlardı.自らの夢を追いかける以外に... その結果 彼女達は
İzlerini kullanarak düşmanları takip etmek mantıklı mı?Czy warto tropić przeciwników za pomocą smugaczy?
İzlerini kullanarak düşmanları takip etmek mantıklı mı?Ist es sinnvoll, Gegner durch ihre Leuchtspuren aufzuspüren?
İzlerini kullanarak düşmanları takip etmek mantıklı mı?Má smysl sledovat nepřítele pomocí jejich stopovek?
İzlerini kullanarak düşmanları takip etmek mantıklı mı?¿Tiene sentido localizar al enemigo usando la estela de sus proyectiles?
İzlerini kullanarak düşmanları takip etmek mantıklı mı?Y a-t-il un intérêt à chercher à localiser les ennemis en suivant leurs traceurs?
Kirby Ferguson tarafından yazılıp mikslenmiştir. Bu projeyi Twitter üzerinden takip etmek için:Twitterでのフォロー Twitter.com/RemixEverything
korkutmak, takip etmek, gözlemekasustar, perseguir, vigilar;
korkutmak, takip etmek, gözlemekatt skrämma, följa eller observera någon
korkutmak, takip etmek, gözlemekd’être intimidé, suivi, observé
korkutmak, takip etmek, gözlemekpelottelu, seuraaminen, tarkkailu
korkutmak, takip etmek, gözlemekзапугивание, преследование, слежка,
korkutmak, takip etmek, gözlemekتخويف ومتابعة ومراقبة
Moğolistan'da, göç ve hava durumlarını takip etmek için인구의 30%가 유목민입니다. 문자 메세지 시스템은
Moğolistan'da, göç ve hava durumlarını takip etmek için SMS bilgi sistemleri kullanılıyor.los sistemas de información SMS se usan para seguir las migraciones y los patrones climáticos.
Moğolistan'da, göç ve hava durumlarını takip etmek için SMS bilgi sistemleri kullanılıyor.SMS alapú információs rendszereket használnak a migráció és az időjárás mintázatainak nyomonkövetésére.
Moğolistan'da, göç ve hava durumlarını takip etmek içinשבה 30% מהאנשים הם נוודים, הודעות טקסט משמשות
Moğolistan'da, göç ve hava durumlarını takip etmek içinحيث 30 في المئة من الناس من الرحل، أنظمة المعلومات المعتمدة على الرسائل النصية تستخدم
Moğolistan'da, göç ve hava durumlarını takip etmek için移動パターンや天候パターンの記録に SMS情報システムが 活用されています
Müzik öğrenirken veya öğretirken takip etmek için işte size birkaç ipucu:Aqui ficam alguns pontos chave a seguir quando se aprende ou ensina Música:
Müzik öğrenirken veya öğretirken takip etmek için işte size birkaç ipucu:Estas son algunas claves a seguir al aprender o enseñar música:
Müzik öğrenirken veya öğretirken takip etmek için işte size birkaç ipucu:Hier ein paar Tipps, um Musik zu lernen oder zu unterrichten:
Müzik öğrenirken veya öğretirken takip etmek için işte size birkaç ipucu:Iată câteva sfaturi de urmat dacă doriţi să învăţaţi sau să predaţi muzică:
Müzik öğrenirken veya öğretirken takip etmek için işte size birkaç ipucu:음악을 배우거나 가르칠 때 유용한, 몇 가지 비결이 있습니다.