Neden onun örneğini takip etmiyorsun?Why don't you follow her example?
Şişelere tıpa takılıydı.The bottles were stopped with corks.
Bilgisayar kasanıza uygun fan ve radyatör takın.Install properly the fans and radiator in your computer case.
Benim bir dinim yok ve ben herhangi bir tanrıyı takip etmiyorum.I don't have a religion and I don't follow any god.
Bu belli ki taklit.This is obviously fake.
Senin bu takıntını anlamıyorum.I don't understand this obsession of yours.
O, o takıyı herkesin önünde takmaz.She doesn't wear that jewellery in public.
Senin takın çok güzel.Your jewelry is very beautiful.
Kaza geçirme ihtimaline karşın biz her zaman bir emniyet kemeri takmak zorundaydık.We always had to put on a safety belt in case we had an accident.
İyi tavsiye anlaşılmazsa takip edilemez.Good advice can't be followed if it isn't understood.
Yazarlar genellikle bir takma ad kullanır.Writers often use a pseudonym.
Taksi şoförü müsün?Are you a taxi driver?
Allahtan iki şoför de emniyet kemeri takıyordu.Luckily, both of the drivers were wearing seat belts.
Bereket versin ki iki şoför de emniyet kemeri takıyordu.Luckily, both of the drivers were wearing seat belts.
Taksi şoförü ağır yaralanmadı.The cab driver wasn't seriously injured.
Onu mutfağa kadar takip ettim.I followed him into the kitchen.
Mali durumlarınızı takip edin.Keep track of your finances.
İyi bir takımımız var.We've got a good team.
Harika bir takımımız var.We've got a great team.
Onların iyi bir takımı var.They've got a good team.
Diğer takımın gerçekten bazı iyi oyuncuları var.The other team has some really good players.
Canımı dişime taktım.I gave it my all.
Canımızı dişimize taktık.We gave it our all.
Orada takılmayı özledim.I miss hanging out there.
Biz sadece takılıyorduk.We were just hanging out.
Hâlâ orada takılıyorum.I'm still hanging in there.
Tom çoğunlukla John ve Mary ile takılır.Tom often hangs out with John and Mary.
Arkadaşlarınla takılmaya gitmelisin.You should go hang out with your friends.
Parkta takılan birkaç kişi gördüm.I saw several people hanging out in the park.
Sadece arkadaşlarımdan bazılarıyla takılıyordum.I was just hanging out with some of my friends.
Bizim takımın kazanması ya da kaybetmesi umurumda değil.I do not care if our team wins or loses.
Üzgünüm, ben takip etmiyorum.Sorry, I don't follow.
Bizim takımın kazanması ya da kazanmaması umurumda değil.I don't care if our team wins or not.
Ben bu takımla gurur duyuyorum.I'm proud of this team.
Takımımızla gurur duyuyorum.I'm proud of our team.
Tom takıntılı bir toplayıcı.Tom is an obsessive collector.
Şu arabayı takip edin!Follow that car!
Takım arkadaşlarımı hayal kırıklığına uğrattım.I let my teammates down.
Ben takımımı seviyorum.I love my team.
Ben gerçekten bu takımı seviyorum.I really like this team.
Gözlük takardım.I used to wear glasses.
Onu takip etmek zorunda kaldım.I was compelled to follow her.
Uzun süre kravat takmadım.For a long time I didn't wear a tie.
Tom'u her gördüğümde güneş gözlüğü takıyor.Every time I see Tom, he's wearing sunglasses.
Takım arkadaşlarımı gerçekten beğeniyorum.I really like my teammates.
Bazı kuşlar insan sesini taklit edebilir.Some birds can imitate the human voice.
Din hala kullanımda olan çeşitli takvimleri yaratmada çok önemli bir rol oynamıştır.Religion played a very important role in creating the various calendars still in use.
Tom şimdi bir peruk takıyor.Tom now wears a wig.
Tom neden koruyucu gözlük takmıyor?Why is Tom never wearing safety goggles?
Tom gerçekten koruyucu gözlük takmalıdır.Tom should really wear safety glasses.
Tom teknik olarak koruma gözlüğü takıyor olmalı.Tom should technically be wearing safety goggles.
Avcı ayı izlerini takip etti.The hunter followed the bear tracks.
O bir takım çabasıydı.It was a team effort.
Yangın olduğu takdirde bu butona bas!Push this button in case of fire!
Biz takımın parçasıyız.We're part of the team.
Parayı takip et.Follow the money.
Tom harika bir takım arkadaşı.Tom is a great teammate.
Biz aynı takımda değiliz.We're not on the same team.
Takımımızla gurur duyuyoruz.We're proud of our team.
Orada takılmayı seviyordum.I loved to hang out there.