Oğlumun ayağı takıldı ve sehpanın köşesi alnını yardı.My son tripped and cut his forehead on the corner of the coffee table.
Bir bir erkek olsaydım beyzbol takımına katılırdım.If I were a boy, I could join the baseball team.
Seni suçlamayı takıntı haline getirmiyorum.I'm not obsessed with blaming you.
Kesinlikle gerekli olmadıkça, ben taksi kullanmam.Unless it's absolutely necessary, I don't use taxis.
Tom Mary'ye kafayı taktı.Tom was hung up on Mary.
Tom Mary'nin kafasına takıldı.Tom was hung up on Mary.
Tom taksi sürücüsüne bahşiş verdi.Tom tipped the cab driver.
Tom okul futbol takımı için deneyeceğini söyledi.Tom said he was going to try out for his school soccer team.
Benimle dışarı gel ve takım yıldızlarına bak.Come outside with me and look at the constellations.
Tom gözlüklerini taktı.Tom put on his glasses.
Tom bir kravat taktı.Tom put on a tie.
Tom televizyonu prize taktı.Tom plugged in the TV.
Tom bilgisayarını prize taktı.Tom plugged in his computer.
Tom asla şapka takmaz.Tom never wears a hat.
Tom çalıştığı yerde bir kravat takmalı.Tom needs to wear a tie where he works.
O, herkesden takdir gördü.She is appreciated by everyone.
Takip sorularını sormayı unutma.Don't forget to ask follow-up questions.
Japon takımı bu yarışma için altın madalya kazandı.The Japanese team won the gold medal for this competition.
Taktığım kolyeyi bana teyzem verdi.My aunt gave me the pendant I'm wearing.
O, takriben benimle aynı yaştadır.She's about the same age as I am.
O, takriben seninle aynı yaştadır.He's about the same age as you are.
Tom beni kafasına taktı.Tom hung up on me.
Yardımını gerçekten taktir ediyorum.I really appreciate all your help.
O takdire değer bir kadın.She is an admirable woman.
Takımyıldızların adlarını ezberlemeye çalışıyorum.I am trying to memorise the names of constellations.
Çoğu insanın bildiği bir takım yıldızı Büyükayı'dır.One constellation that most people know is the Big Dipper.
Takım, hareketlilikten yoksundu.The team lacked mobility.
Bu şehirde bir taksiye binmek çok zor.It's very hard getting a taxi in this city.
Niçin beni taklit ediyorsun?Why are you imitating me?
Geceleyin güneş gözlüğü takıyorum.I wear sunglasses at night.
Şantiyelerde, baretler her zaman takılmalıdır.On building sites, hard hats must be worn at all times.
Neden bir taksiye binmiyorsun?Why don't you take a taxi?
New Osaka otelinde durup Sayın Takakura'yı alacağız.We'll stop at the New Osaka Hotel and pick Mr. Takakura up.
Annen neden hep güneş gözlüğü takıyor?Why does your mother always wear sunglasses?
Lütfen emniyet kemerinizi taktığınızdan emin olunuz.Please make sure your seat belt is fastened.
Bu biraz farklı bir şeydi ve beraber takıldığım insanlar bunlardan takıyordu.It's something a bit different and the people I was hanging around with wore them.
Koç oyun başlamadan önce takımına moral verici bir konuşma yaptı.The coach gave his team a pep talk before the game started.
O siyah bir şapka takıyor.She's wearing a black hat.
Bu çarşamba bir taksi ve bir tren çarpıştı.A cab crashed into a train this Wednesday.
O, müdürle geçinemediği için takımı terk etti.He left his team because he couldn't get along with the manager.
O güzel bir şapka takıyor.She's wearing a nice hat.
O, muhteşem görünümlü bir şapka takıyor.She's wearing a great-looking hat.
Taksiyle gidelim, Tamam mı?Let's go by taxi, OK?
Ben orada takılıyorum.I’m hanging in there.
Takımımız büyük bir zaferden sonra yuvaya döndü.Our team returned home after a huge victory.
Basketbol takımının bir üyesiyim.I am a member of the basketball team.
Takip ediliyorum.I'm being chased.
Derslerimi düzenli bir şekilde takip ettim.I followed my lessons diligently.
Senin için yaptığım şeyleri asla taktir etmedin.You never appreciated the things I do for you.
New York'ta taksicilere ne kadar bahşiş verirsiniz?How much do you leave for a tip to a taxi driver in New York?
Mary arkadaşını otele kadar takip etti çünkü bölgeyi iyi bilmiyordu.Mary followed her friend to the hotel because she didn't know the area well.
Bunu gerçekten takdir ettim.I really appreciated it.
Tom Mary onu hastanede ziyaret etmeye geldiğinde bunu takdir ediyor.Tom appreciates it when Mary comes to visit him in the hospital.
Ben senin teklifini takdir ediyorum, ama bunu tek başıma yapmaya çalışmak istiyorum.I appreciate your offer, but I'd like to try to do this on my own.
Annem Alice'in onu takip etmesi için işaret etti.My mother signaled for Alice to follow her.
Sen ve ben iyi bir takım oluruz.You and I make a good team.
Takımımızın kaptanı olarak Henry'yi seçtik.We chose Henry to be the captain of our team.
Ken'in takımının kazanması muhtemeldir.Ken's team is likely to win.
Ken Takakura yeni işine alışkın değildi.Ken Takakura wasn't used to his new job.
Jeff, Kim'in bir doğum günü hediyesi olarak ona vermiş olduğu kravatı taktı.Jeff wore the tie Kim had given him for a birthday present.