takıntı ile cümle
takıntı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Sosyal yaratıklar olarak ahlak konusunda takıntılıyız.Társadalmi lényekként rögeszménk a moralitás.
Sosyal yaratıklar olarak ahlak konusunda takıntılıyız.We zijn geobsedeerd door moraliteit, als sociale wezens.
Sosyal yaratıklar olarak ahlak konusunda takıntılıyız.Έχουμε εμμονή με την ηθική ως κοινωνικά πλάσματα.
Sosyal yaratıklar olarak ahlak konusunda takıntılıyız.Как социальные существа, мы постоянно думаем о нравственности и морали.
Sosyal yaratıklar olarak ahlak konusunda takıntılıyız.Като социални създания ние сме завладяни от моралност.
Sosyal yaratıklar olarak ahlak konusunda takıntılıyız.Як соціальні істоти, ми зациклені на моральних нормах та принципах.
Sosyal yaratıklar olarak ahlak konusunda takıntılıyız.אנו אובססיביים לגבי מוסריות בתור יצורים חברתיים.
Sosyal yaratıklar olarak ahlak konusunda takıntılıyız.نحن مهووسون بالأخلاق ككائنات إجتماعية
Sosyal yaratıklar olarak ahlak konusunda takıntılıyız.私たちは 他の人の行動の理由を知りたがります
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Am văzut că oamenii, fie că erau religioși sau nu, erau obsedați de moralitate.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Huomasin, että uskonnolliset ja uskonnottomat olivat yhtä pakkomielteisiä moraaliudesta.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Ich beobachtete, dass sowohl religiöse als auch nichtreligiöse Menschen gleichermaßen von Moral besessen sind.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Ik zag dat religieuze en niet-religieuze mensen even geobsedeerd waren door moraliteit.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.J'ai vu que les gens qui étaient religieux et non religieux étaient obsédés par la moralité de manière égale.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Jeg så, at folk, både religiøse og ikke-religiøse, var lige besat med morale.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.저는 종교를 가진 사람이건 아니건 똑같이 도덕성에 집착하는것을 목격했습니다
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Láttam, hogy a vallásosak és a nem-vallásosak egyaránt megszállottan foglalkoznak a moralitás kérdéskörével.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Pude ver que as pessoas religiosas e não religiosas eram igualmente obcecadas com a moralidade.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Saya melihat orang-orang yang beragama maupun tidak sama-sama terobsesi dengan moralitas.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Tôi đã thấy cả những người theo đạo và không theo đạo đều bị ám ảnh bởi vấn đề đạo đức như nhau.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Vedevo che le persone religiose e non religiose erano ossessionate dalla moralità nello stesso modo.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Veía que las personas, religiosas o no, tenían una obsesión por la moral.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Viděl jsem lidi, kteří ač věřící nebo nevěřící, morálkou byli posedlí stejně.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Videl som, že ľudia, ktorí pobožní boli i ktorí neboli, boli rovnako posadnutí morálkou.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Widziałem, że zarówno religijni, jak i niewierzący ludzie mieli równie wielką obsesję na punkcie moralności.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Είδα πως θρησκευόμενοι και άθρησκοι έχουν τη ίδια εμμονή με την ηθική.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Виждах, че и религиозни и нерелигиозни хора бяха еднакво обсебени от моралност.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Я бачив, що як релігійні, так і зовсім нерелігійні люди однаково зациклені на нормах моралі.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.Я видел, что и религиозные, и нерелигиозные люди одинаково много думают о морали.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.הבחנתי שאנשים שהיו מאמינים או לא מאמינים היו אובססיביים כלפי מוסריות באותה מידה.
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.لقد رأيت العديد من الأشخاص المتدينين و غير المتدينين والذين كانوا على حد سواء مهووسون بمعنى الأخلاقيات
Şunu gördüm ki, dindar olan ve olmayan insanlar ahlak konusunda aynı oranda takıntılı.道徳で頭がいっぱいだとわかりました きっとこの世には道徳的決定のための
Takıntılı bir şekilde seksi merak ediyordum ve deli gibi utanıyordum.Byłem strasznie ciekawy seksu, ale czułem z tego powodu głęboki wstyd.
Takıntılı bir şekilde seksi merak ediyordum ve deli gibi utanıyordum.El sexo me producía una curiosidad obsesiva pero también una profunda vergüenza.
Takıntılı bir şekilde seksi merak ediyordum ve deli gibi utanıyordum.Eram curios obsesiv despre sex şi de asemenea profund ruşinat de el.
Takıntılı bir şekilde seksi merak ediyordum ve deli gibi utanıyordum.Il sesso mi incuriosiva in modo ossessivo e mi imbarazzava moltissimo.
Takıntılı bir şekilde seksi merak ediyordum ve deli gibi utanıyordum.J'étais obsessivement curieux au sujet du sexe et j'en était aussi profondément honteux.
Takıntılı bir şekilde seksi merak ediyordum ve deli gibi utanıyordum.저는 지나칠 만큼 성에 호기심이 많았고 또 그 때문에 몹시 부끄러웠어요.
Takıntılı bir şekilde seksi merak ediyordum ve deli gibi utanıyordum.Секс вызывал у меня безудержный интерес, а ещё чувство глубокого стыда.
Takıntılı bir şekilde seksi merak ediyordum ve deli gibi utanıyordum.הייתי אובססיבי בסקרנותי לגבי סקס וגם מאוד התביישתי מזה.
Takıntılı bir şekilde seksi merak ediyordum ve deli gibi utanıyordum.كان هناك شعور فضولي يقلقني بشدَّة حول الجِّنس وأيضاً بالخجل الشديد منه.
Takıntılı bir şekilde seksi merak ediyordum ve deli gibi utanıyordum.それを深く恥じてもいたのです 全体を見れば 問題は それだけではありませんが
Takıntım var. Bir Apple bilgisayar, -işte bunlar gibi, buradaki Powerbook mesela, bana meydan okuyor.Tôi bị ám ảnh. vậy là chiếc máy tính Apple -- như chiếc PowerBook -- chiếc máy tính này -- nó thử thách tôi.
Takıntım var.Estoy obsesionado.
Takıntım var.Ich bin "besessen".
Takıntım var.Jeg er besat.
Takıntım var.J'en suis obsédé.
Takıntım var.Jsem jimi posedlý.
Takıntım var.Sou obcecado por eles.
Takıntım var.Szenvedélyesen.
Takıntım var.Είμαι εθισμένος.
Takıntım var.Обладан съм от тях.
Takıntım var.Они меня захватывают.
Ve anında onu takıntı haline getirdim. Bana bin mesaj göndermişsin.Du har sendt mig 1000 beskeder!
Ve anında onu takıntı haline getirdim.E fiquei obssesiva por ele
Ve anında onu takıntı haline getirdim.E mi sono ossessionata fin da subito
Ve anında onu takıntı haline getirdim.En was meteen geobsedeerd
Ve anında onu takıntı haline getirdim.Und war total besessen
Ve anında onu takıntı haline getirdim.Y estaba obsesionada con él
Ve anında onu takıntı haline getirdim.והייתה אובססיה מייד