takın ile cümle
takın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ve kendini bilen bir insanın takıntısı kalmaz.En de mens die zichzelf kent, heeft geen minderwaardigheidscomplex.
Ve kendini bilen bir insanın takıntısı kalmaz.Och människan som känner sig själv har inga mindervärdeskomplex.
Ve kendini bilen bir insanın takıntısı kalmaz.Şi omul care se cunoaşte pe sine nu are nici un complex de inferioritate.
Ve kendini bilen bir insanın takıntısı kalmaz.Và người biết bản thân mình không có phức cảm tự ti.
Ve kendini bilen bir insanın takıntısı kalmaz.Y el hombre que se conoce no tiene complejo de inferioridad.
Ve kendini bilen bir insanın takıntısı kalmaz.Και ο άνθρωπος που ξέρει τον εαυτό του δεν έχει κανένα κόμπλεξ κατωτερότητας.
Ve kendini bilen bir insanın takıntısı kalmaz.劣等感を持つことはない あなたがなんらかの劣等感に苦しんでいないかぎり
Where are they taking the girl then?Πού είναι αυτοί που το κορίτσι στη συνέχεια;
Where is he taking my sister?¿Dónde está tomando mi hermana?
Where is he taking my sister?În cazul în care este el ia sora mea?
Where is he taking my sister? Where?Kerim, πού πας;
Where is he taking my sister? Where?לאן הוא לוקח את אחותי? . איפה?
Who do you think you are, taking Asu out of business?Αυτός είναι ένας παλιός φίλος, σας λέω.
Who do you think you are, taking Asu out of business?. הוא חבר ותיק, אני אומר לך.
Yaklaşık 30 yıldır bir takıntım var ve o takıntı da şu,30 éve van egy rögeszmém, és ez a következő:
Yaklaşık 30 yıldır bir takıntım var ve o takıntı da şu,저는 30년간 이 화두에 빠져 있었습니다. 그 화두란
Yaklaşık 30 yıldır bir takıntım var ve o takıntı da şu,Aşadar, am avut o obsesie în ultimii 30 de ani, şi acea obsesie a fost,
Yaklaşık 30 yıldır bir takıntım var ve o takıntı da şu,Donc, j'ai une obsession en gros depuis 30 ans, et cette obsession est,
Yaklaşık 30 yıldır bir takıntım var ve o takıntı da şu,Entonces, he estado obsesionado básicamente por 30 años, y la obsesión ha sido
Yaklaşık 30 yıldır bir takıntım var ve o takıntı da şu,Há 30 anos que eu tenho uma obsessão:
Yaklaşık 30 yıldır bir takıntım var ve o takıntı da şu,Ich bin seit 30 Jahren wirklich besessen, besessen von:
Yaklaşık 30 yıldır bir takıntım var ve o takıntı da şu,Ik heb al 30 jaar een obsessie:
Yaklaşık 30 yıldır bir takıntım var ve o takıntı da şu,Jsem tím vlastně posedlý už 30 let a tato posedlost byla,
Yaklaşık 30 yıldır bir takıntım var ve o takıntı da şu,Quindi, sono stato ossessionato per 30 anni, e la mia ossessione è stata
Yaklaşık 30 yıldır bir takıntım var ve o takıntı da şu,Som tým posadnutý vlastne už 30 rokov a táto posadnutosť bola,
Yaklaşık 30 yıldır bir takıntım var ve o takıntı da şu,Vì vậy, tôi có một nỗi ám ảnh trong suốt ba mươi năm, và nỗi ám ảnh đó là,
Yaklaşık 30 yıldır bir takıntım var ve o takıntı da şu,Więc, miałem obsesję przez 30 lat. Tą obsesją było
Yaklaşık 30 yıldır bir takıntım var ve o takıntı da şu,Είχα μία έμμονη ιδέα εδώ και 30 χρόνια, και αυτή ήταν,
Yaklaşık 30 yıldır bir takıntım var ve o takıntı da şu,Итак, последние 30 лет я был практически одержим вопросом:
Yaklaşık 30 yıldır bir takıntım var ve o takıntı da şu,Тож, я мав нав'язливу думку десь протягом 30 років:
Yaklaşık 30 yıldır bir takıntım var ve o takıntı da şu,ובכן, יש לי אובססיה בעיקרון במשך 30 שנה, והאובססיה הזו היא,
Yaklaşık 30 yıldır bir takıntım var ve o takıntı da şu,لذا كانت تتسلط علىّ تلك الفكرة لثلاثين عاما، وهذا الشغف كان عن ،
Yaklaşık 30 yıldır bir takıntım var ve o takıntı da şu,何が成果の違いをもたらすのか?」
Yani benim takıntım 'basım' yapmak, ve geleneksel baskı sürecini kullanma fikrinden çok etkilendim.이제 제가 집착하고 있는 것은 인쇄입니다. 저는 일반적인 인쇄 방법을 이용하는 방법에 정말 매료되었습니다.
Yani benim takıntım 'basım' yapmak, ve geleneksel baskı sürecini kullanma fikrinden çok etkilendim.Nu is mijn obsessie printen.
Yani benim takıntım 'basım' yapmak, ve geleneksel baskı sürecini kullanma fikrinden çok etkilendim.В данный момент моё увлечение — печать.
Yani benim takıntım 'basım' yapmak, ve geleneksel baskı sürecini kullanma fikrinden çok etkilendim.אז עכשיו האובססיה שלי היא בדפוס. ואני ממש מהופנטת מהרעיון
Yani benim takıntım 'basım' yapmak, ve geleneksel baskı sürecini kullanma fikrinden çok etkilendim.والآن فإن هوسي كله في الطباعة وكنت حقا معجبة بفكرة إستعمال ألات الطباعة وكيفة تشغيلها,
Yani benim takıntım 'basım' yapmak, ve geleneksel baskı sürecini kullanma fikrinden çok etkilendim.私が魅力を感じるのは 私たちの身近な物によく印刷されているような 既存のプリント技術を使い
Yani son birkaç gündür, asla aklıma gelmeyecek derecede takıntılı davranışlar gördüm.Cách đây chỉ vài ngày Tôi đã nếm mùi ám ảnh. Điều tôi chưa bao giờ nghĩ tới trước đó.
Yani son birkaç gündür, asla aklıma gelmeyecek derecede takıntılı davranışlar gördüm.He conocido altísimos niveles de comportamiento obsesivo que jamás imaginé. (Risas)
Yani son birkaç gündür, asla aklıma gelmeyecek derecede takıntılı davranışlar gördüm.전에는 생각도 못했던 수준의 강박적인 행동을 보게 되었습니다.
Yani son birkaç gündür, asla aklıma gelmeyecek derecede takıntılı davranışlar gördüm.Myslím tím pár posledních dnů, kdy jsem poznal skutečné vrcholy posedlosti, o kterých jsem nikdy nepřemýšlel.
Yani son birkaç gündür, asla aklıma gelmeyecek derecede takıntılı davranışlar gördüm.Nos últimos dias, tomei conhecimento de comportamentos obsessivos extremos que nunca tinha imaginado.
Yani son birkaç gündür, asla aklıma gelmeyecek derecede takıntılı davranışlar gördüm.В смисъл тези няколко дни, открих нови висини на вманиаченото поведение, за които даже не съм и подозирал.
Yani son birkaç gündür, asla aklıma gelmeyecek derecede takıntılı davranışlar gördüm.גיליתי שיאים של התנהגות כפייתית שמעולם לא חשבתי עליהם.
Yani son birkaç gündür, asla aklıma gelmeyecek derecede takıntılı davranışlar gördüm.لقد عرفت مستويات لهواجس السلوك لم أفكر بها بتاتاً.
Yani son birkaç gündür, asla aklıma gelmeyecek derecede takıntılı davranışlar gördüm.究極的に偏執的な行動を知ることになりました (笑)
Yaptıkları iş nedeniyle takıntılı ve acımasızdırlar.De er blot utrætteligt og besatte af det de gør.
Yaptıkları iş nedeniyle takıntılı ve acımasızdırlar.Eles são simplesmente incansáveis e obsessivos naquilo que fazem.
Yaptıkları iş nedeniyle takıntılı ve acımasızdırlar.Ils sont acharnés et obsessionnels dans ce qu'ils font.
Yaptıkları iş nedeniyle takıntılı ve acımasızdırlar.Jsou neúnavní a posedlí tím co dělají.
Yaptıkları iş nedeniyle takıntılı ve acımasızdırlar.그들은 자신이 하는 일에 대해 끈질기고 집요하죠.
Yaptıkları iş nedeniyle takıntılı ve acımasızdırlar.Mereka tidak pernah menyerah dan obsesif di dalam kegiatan mereka.
Yaptıkları iş nedeniyle takıntılı ve acımasızdırlar.Ők egyszerűen könyörtelenek és megszállottak abban, amit csinálnak.
Yaptıkları iş nedeniyle takıntılı ve acımasızdırlar.Są niezmordowani i obsesyjni w tym, co robią.
Yaptıkları iş nedeniyle takıntılı ve acımasızdırlar.Sie sind einfach unermüdlich und besessen von dem was sie tun.
Yaptıkları iş nedeniyle takıntılı ve acımasızdırlar.Son implacables y obsesivos con lo que hacen.
Yaptıkları iş nedeniyle takıntılı ve acımasızdırlar.Sono implacabili e ossessivi in quello che fanno.
Yaptıkları iş nedeniyle takıntılı ve acımasızdırlar.Sú jednoducho neoblomní a posadnutí tým, čo robia.