takın ile cümle

takın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
O nesneye her yöneliğinde, o takıntıyı ya da sıkıntıyı pekiştirir.І кожного разу, коли він до нього повертається, це підсилює одержимість або роздратування.
O nesneye her yöneliğinde, o takıntıyı ya da sıkıntıyı pekiştirir.При каждом возвращении к объекту, одержимость или раздражение усиливается.
O nesneye her yöneliğinde, o takıntıyı ya da sıkıntıyı pekiştirir.בכל פעם שהיא חוזרת למחשבה הזו, היא מתגברת את הטרדה הזו או את הרוגז הזה.
O nesneye her yöneliğinde, o takıntıyı ya da sıkıntıyı pekiştirir.كل مرة يفكر بذلك الموضوع , إنه يعزز ذلك القلق أو ذلك الإزعاج .
O nesneye her yöneliğinde, o takıntıyı ya da sıkıntıyı pekiştirir.その過程は際限なく繰り返されていきます
On, fişi prize takın.10. Stecker in die Steckdose stecken. Stecker.
On, fişi prize takın.Apoi introduceþi cablul în prizã.
On, fişi prize takın.CHUNG Seo-kyung et PARK Chan-wook Dix, branchez sur le secteur.
On, fişi prize takın.PARK Chan- Wook Dziesięć, podłączyć do gniazdka.
On, fişi prize takın.PARK Chan-Wook Δέκα, βάλτε το σε μία πρίζα.
Onun nişanlısının takıntısı, Dengesizlik...Déséquilibrée, obsédée par son fiancé,
Onun nişanlısının takıntısı, Dengesizlik...Dezechilibrata, obsedata de logodnicul ei,
Onun nişanlısının takıntısı, Dengesizlik...Nevyrovnaná, posedlá svým snoubencem,
Onun nişanlısının takıntısı, Dengesizlik...Niezrównoważona, mająca obsjesję na punkcie swojego narzeczonego
Onun nişanlısının takıntısı, Dengesizlik...Squilibrata, fissata per il fidanzato
Onun nişanlısının takıntısı, Dengesizlik...Неуравновешенная, одержимая своим женихом,
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.A to je kde jsem se stal naprosto posedlým touto polární říší.
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.C'est là que je suis devenu véritablement obsédé par ce royaume polaire.
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.Där blev jag blev fullständigt besatt av polarvärlden.
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.Di sanalah saya menjadi terobsesi dengan dunia kutub.
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.Ecco perché sono rimasto letteralmente ossessionato da questo regno polare.
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.E foi aí que fiquei verdadeiramente obcecado com este reino polar.
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.És itt váltam a sarki birodalom valódi megszállottjává.
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.그리고 저는 이 때, 극 지방에 대해 진심으로 애정을 가지기 시작했습니다.
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.Og det er der jeg i sandhed blev besat af dette polarlandskab.
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.Şi acolo am devenit cu adevărat obsedat de acest tărâm polar.
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.Siellä syttyi intohimoni tähän pohjoiseen valtakuntaan.
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.Tam som sa stal skutočne posadnutý touto polárnou oblasťou.
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.Tam właśnie zafascynowało mnie polarne królestwo.
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.Und damals begann meine wirkliche Besessenheit für dieses Polarreich.
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.Và đó là nơi tôi trở nên thực sự gắn bó với vùng đất cực này.
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.Y allí fue que me obsesioné realmente con las cuestiones del polo.
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.Zo raakte ik werkelijk bezeten door dit poolrijk.
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.И с тех пор я горячо полюбил это полярное царство.
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.И това е където станах истински обсебен от тази полярна област.
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.Саме тут я став по-справжньому одержимим цим полярним краєм.
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.ושם נהייתי באמת ובתמים כפייתיי בעניין הקוטב.
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.وهناك أصبحت مهووساً حقاً بعالم القطب الشمالي
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.心から惹かれるようになって いつか この場所のことを伝え
Pişman bir yüz ifadesi takınmak için mi geldin?Ilyen sajnálkozó képet vágva?
Pişman bir yüz ifadesi takınmak için mi geldin?Και κάνεις και την λυπημένη;!
Pişman bir yüz ifadesi takınmak için mi geldin?وتستمرين بالمجيء هنا دون كرامة؟
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;at han sitter ene og tier, når han* legger byrder på ham, / {* Herren.}
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;daß ein Verlassener geduldig sei, wenn ihn etwas überfällt,
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Egyedül ül és hallgat, mert felvette magára.
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Han sidde ensom og tavs, når han lægger det på ham;
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Hij kan rustig in eenzaamheid zitten en zwijgen als God dat van hem vraagt.
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Il se tiendra solitaire et silencieux, Parce que l`Éternel le lui impose;
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Istukoon hän yksin ja hiljaa, kun Herra on sen hänen päällensä pannut.
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Jod. Nech sedí o samote a mlčí, keď naloží na neho.
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;혼자 앉아서 잠잠할 것은 주께서 그것을 메우셨음이라
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Kterýž by pak byl opuštěn, trpělivě se má v tom, což na něj vloženo,
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Który będąc opuszczony, cierpliwym jest w tem, co nań włożono;
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Må han sitta ensam och tyst, när ett sådant pålägges honom.
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Pada waktu TUHAN memberi penderitaan, hendaklah kita duduk sendirian dengan diam
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Phải , nó phải ngồi một_mình và làm_thinh , vì Ngài đã gán ách trên mình .
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Phải, nó phải ngồi một mình và làm thinh, vì Ngài đã gán ách trên mình.
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Que se assente ele, sozinho, e fique calado, porquanto Deus o pôs sobre ele.
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Samoten naj sedi in molči, ker mu ga je naložil Gospod.
RAB insana boyunduruk takınca, İnsan tek başına oturup susmalı;Să stea singur şi să tacă, pentrucă Domnul i l -a pus pe grumaz;

İlgili Sayfalar