takın ile cümle

takın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Wiemy, że ludzie podążający za swoimi pasjami są nieco obsesyjni.
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Όλοι γνωρίζουν ότι οι άνθρωποι που κυνηγάνε το πάθος τους, έχουν κάποιες εμμονές.
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Все знают, что люди, преследующие свои страсти немного зациклены.
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Всички знаят, че хората, които следват страстите си, са донякъде вманиачени.
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Загально відомо, що люди, які слідують за своїм захопленням дещо повернуті на цьому.
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.וכולם יודעים שאנשים שרודפים אחרי חלומם
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.الكل يعرف أن من يتتبع شغفه
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.どこかオタクっぽい ちょっと 変わってる そうだろう?
Houdini ve onun sualtında yaşadığı zorlukları takıntı haline getirmiştim.저는 Houdini와 그의 수중 도전에 사로잡혔습니다.
Houdini ve onun sualtında yaşadığı zorlukları takıntı haline getirmiştim.Tôi bị ám ảnh bởi Houdini và các thử thách dưới nước của ông.
Houdini ve onun sualtında yaşadığı zorlukları takıntı haline getirmiştim.היתה לי אובססיה עם הודיני ואתגריו שנעשו מתחת לפני המים
Houdini ve onun sualtında yaşadığı zorlukları takıntı haline getirmiştim.كنت لدي هاجس خاص بالساحر "هوديني" وتحدياته تحت الماء
Houdini ve onun sualtında yaşadığı zorlukları takıntı haline getirmiştim.最初は 水中でどれだけ息を止めていられるか
- İkinciyi takın.- Aduceţi Judecătorul.
- İkinciyi takın.- A gyémántfúrót.
- İkinciyi takın. Bear, Lev.- Tira o "Juiz" cá para fora.
- İkinciyi takın. Bear, Lev..בוא ניקח את הספייר
- İkinciyi takın.- Bring den "Judge" her!
- İkinciyi takın.-Lấy đầu khoan lớn.
- İkinciyi takın.Odpakiraj sodnika.
- İkinciyi takın.Otetaan " Tuomari " esiin.
- İkinciyi takın.Prendete il Giudice.
- İkinciyi takın.Siapkan hakim.
- İkinciyi takın.Sors le Juge.
- İkinciyi takın.Vi henter "Dommeren".
- İkinciyi takın.Vi tar fram "Domaren".
- İkinciyi takın.-Vybal silnější.
- İkinciyi takın.- Извади "съдията".
- İkinciyi takın.- Извади "съдията".
- I'm not taking the summer clothes just yet.כן.
"I'm taking Fatmagul back from you.""Estoy tomando Fatmagül me aparte de ti."
"I'm taking Fatmagul back from you.""Eu sunt luând Fatmagul înapoi la tine."
"I'm taking Fatmagul back from you.""Από τώρα και στο εξής είναι με me.Back όπου ανήκει."
"I'm taking Fatmagul back from you.""אני לוקח Fatmagul חזרה ממך."
İş almaya çalıştı, kimse ona iş vermedi -- ama takıntılıydı, bunun hakkında konuştu, konuştu, konuştu.Opętało go. Nikt nie chciał go zatrudnić. Howard lubi żydowskie powiedzenie:
İş almaya çalıştı, kimse ona iş vermedi -- ama takıntılıydı, bunun hakkında konuştu, konuştu, konuştu.Hij zocht klandizie, en niemand wilde hem - maar hij was bezeten, en hij praatte en praatte en praatte erover.
İş almaya çalıştı, kimse ona iş vermedi -- ama takıntılıydı, bunun hakkında konuştu, konuştu, konuştu.그는 이 생각에 사로잡혀 일을 구하려 했지만, 아무도 써주지 않았습니다. 하지만 그는 좌절하지 않고 자신의 발견을 끊임없이 주장하고 다녔습니다.
İş almaya çalıştı, kimse ona iş vermedi -- ama takıntılıydı, bunun hakkında konuştu, konuştu, konuştu.Kukaan ei ottanut häntä enää töihin -- hän oli pakkomielteinen, ja hän puhui vain siitä.
İş almaya çalıştı, kimse ona iş vermedi -- ama takıntılıydı, bunun hakkında konuştu, konuştu, konuştu.Snažil sa získať kšeft, nikto ho nenajal -- bol ako posadnutý, a rozprával o tom stale dokola, znova a znova.
İş almaya çalıştı, kimse ona iş vermedi -- ama takıntılıydı, bunun hakkında konuştu, konuştu, konuştu.Tentou arranjar trabalho, mas ninguém o contratava. Ele estava obcecado e só falava naquilo.
İş almaya çalıştı, kimse ona iş vermedi -- ama takıntılıydı, bunun hakkında konuştu, konuştu, konuştu.Всеки си гледал бизнеса и никой не искал да го наеме, но той бил обсебен и говорел, говорел, говорел за това.
İş almaya çalıştı, kimse ona iş vermedi -- ama takıntılıydı, bunun hakkında konuştu, konuştu, konuştu.Он пытался получить заказы, но никто его не нанимал — он был одержим и говорил об этом, говорил, говорил.
İş almaya çalıştı, kimse ona iş vermedi -- ama takıntılıydı, bunun hakkında konuştu, konuştu, konuştu.いつまでもずっとその話ばかりをしました 彼の好きな諺は
İsrail önderleriyle kral alçakgönüllü bir tutum takınarak, ‹‹RAB adildir›› dediler.Akkor megalázák magokat az Izráel fejedelmei és a király, s mondának: Az Úr igaz!
İsrail önderleriyle kral alçakgönüllü bir tutum takınarak, ‹‹RAB adildir›› dediler.Allora i capi di Israele e il re si umiliarono e dissero: «Giusto è il Signore!»
İsrail önderleriyle kral alçakgönüllü bir tutum takınarak, ‹‹RAB adildir›› dediler.Bấy giờ, các kẻ làm đầu của Y-sơ-ra-ên và vua đều hạ mình xuống, mà nói rằng: Ðức Giê-hô-va là công bình.
İsrail önderleriyle kral alçakgönüllü bir tutum takınarak, ‹‹RAB adildir›› dediler.Căpeteniile lui Israel şi împăratul s'au smerit, şi au zis: ,,Domnul este drept!``
İsrail önderleriyle kral alçakgönüllü bir tutum takınarak, ‹‹RAB adildir›› dediler.Da demütigten sich die Obersten in Israel mit dem König und sprachen: Der HERR ist gerecht.
İsrail önderleriyle kral alçakgönüllü bir tutum takınarak, ‹‹RAB adildir›› dediler.Då ödmjukade sig Israels furstar och konungen själv och sade: »HERREN är rättfärdig.»
İsrail önderleriyle kral alçakgönüllü bir tutum takınarak, ‹‹RAB adildir›› dediler.Da ydmygede Israels Øverster og Kongen sig og sagde: "HERREN er retfærdig!"
İsrail önderleriyle kral alçakgönüllü bir tutum takınarak, ‹‹RAB adildir›› dediler.De koning en de leiders van Israël zagen hun fouten in, beleden hun zonden en riepen:
İsrail önderleriyle kral alçakgönüllü bir tutum takınarak, ‹‹RAB adildir›› dediler.Então se humilharam os príncipes de Israel e o rei, e disseram: O Senhor é justo.
İsrail önderleriyle kral alçakgönüllü bir tutum takınarak, ‹‹RAB adildir›› dediler.I ponížili se knížata Izraelská i král, a řekli: Spravedlivýť jest Hospodin.
İsrail önderleriyle kral alçakgönüllü bir tutum takınarak, ‹‹RAB adildir›› dediler.I upokorzyli się książęta Izraelscy, i król, i mówili: Sprawiedliwy jest Pan.
İsrail önderleriyle kral alçakgönüllü bir tutum takınarak, ‹‹RAB adildir›› dediler.이에 이스라엘 방백들과 왕이 스스로 겸비하여 가로되 여호와는 의로우시다 하매
İsrail önderleriyle kral alçakgönüllü bir tutum takınarak, ‹‹RAB adildir›› dediler.Les chefs d`Israël et le roi s`humilièrent et dirent: L`Éternel est juste!
İsrail önderleriyle kral alçakgönüllü bir tutum takınarak, ‹‹RAB adildir›› dediler.Los jefes de Israel y el rey se humillaron y dijeron: --Justo es Jehovah
İsrail önderleriyle kral alçakgönüllü bir tutum takınarak, ‹‹RAB adildir›› dediler.Men Israels høvdinger og kongen ydmyket sig og sa: Herren er rettferdig.
İsrail önderleriyle kral alçakgönüllü bir tutum takınarak, ‹‹RAB adildir›› dediler.Silloin Israelin päämiehet ja kuningas nöyrtyivät ja sanoivat: "Herra on vanhurskas".
İsrail önderleriyle kral alçakgönüllü bir tutum takınarak, ‹‹RAB adildir›› dediler.Tedaj se ponižajo poglavarji Izraelovi in kralj in reko: Pravičen je GOSPOD.
İlgili Sayfalar