Siyah bir şapka takıyordu.She was wearing a black hat.
Onun tavsiyesini takip edebilirsin.You may as well follow his advice.
Yapman gereken tek şey onun tavsiyesini takip etmek.All you have to do is follow his advice.
Hangi takımı tutuyorsun?Which club do you belong to?
Hangi takımlısın?Which club do you belong to?
Hangi takımın taraftarısın?Which club do you belong to?
Taksi çağırmana gerek yoktu.You needn't have taken a taxi.
Babandan onun tavsiyesini istemelisin ve onu takip etmelisin.You should ask your father for his advice and follow it.
Bana çelme takmak her zaman hoşuna gidiyor, değil mi?You always like to trip me up, don't you?
Her zaman parlak renkli kravat takıyorsun.You are always wearing a loud necktie.
Senin güdün taktire değer fakat eylemin değil.Your motive was admirable, but your action was not.
Seni takip etmiyorum.I don't quite follow you.
Kravatın takım elbisen ile uymuş.Your tie blends well with your suit.
Takımınızın maçı kazandığına memnun oldum.I'm glad that your team won the game.
Ben sana yeni bir takım yapacağım.I'll make you a new suit.
Senin takım bizimkinden daha güçlü.Your team is stronger than ours.
Bir takım ayakkabı istiyorum.I'd like some shoes.
Havaalanına taksi ile gittik.I went to the airport by taxi.
Havaalanında yüzlerce taksi vardı,hepsi iş için çığırtkanlık yapıyorlardı.There were hundreds of taxis at the airport, all touting for business.
Ders kitabında her bölüm yaklaşık bir düzine anlama soruları tarafından takip edilir.Each chapter in the textbook is followed by about a dozen comprehension questions.
Lütfen yabanmersini kavanozunu Takako'nun göremeyeceği bir yere sakla.Please hide the blueberry jam where Takako can't see it.
Taklit ve gerçek elmaslar arasındaki fark nedir?What is the difference between imitation and real diamonds?
Taklitlerinden sakının.Beware of imitations.
Takma kafana.Never mind.
Gözlük takmak görüşünüzü düzeltmeli.Wearing glasses should correct your vision.
Onun örneğini takip etmeliyiz.We should follow his example.
Biz onun yeteneğini taktir ediyoruz.We appreciate his talent.
Biz bu yıl bazı güçlü takımlarla eşleştik.We've been matched up with some strong teams this year.
Avustralya'dayken tüm harcamalarımızı takip ettik.We kept track of all our expenses while we were in Australia.
Takımımız kazanıyor.Our team is winning.
Bizim takım oyunu kazandı.Our team won the game.
Bizim takımımız beş puan ilerdedir.Our team is five points ahead.
İlk oyunda takımımız takımınızı kolayca yenebilir.Our team can easily beat your team in the first game.
Bizim takım ilerliyor.Our team is gaining ground.
Takımımız iki puan öndedir.Our team is two points ahead.
Futbol takımımız kasabadaki diğer takımların tümünü yendi.Our soccer team beat all the other teams in the town.
Hayal kırıklığına uğradık, takımımız maçı kaybetti.To our disappointment, our team lost the game.
Takımımız yurda zaferle döndü.Our team came home in triumph.
Bizim takım bütün oyunları kaybettiOur team lost all its games.
Takımımız ilk oyunu kaybetti.Our team lost the first game.
Bizim takımda olman konusunda heyecanlıyız.We are excited about having you on our team.
Tom bizim takımda kurtarma vuruşu yapar.Tom bats cleanup on our team.
Takımımızın neden kaybettiğini açıklayabilir miyiz?Can you account for why our team lost?
Bir sivrisinek sürüsü onu takip etti.A swarm of mosquitoes followed him.
Eve girerken paspasa takıldım.Entering the house, I tripped over the mat.
Gözüme tuhaf bir şey takıldı.Something strange caught my eye.
Taklitçi olmayın.Don't be a copycat.
İstasyonun önünde bir taksiye bindim.I got a taxi in front of the station.
İstasyona kolayca yürüyebilirken bir taksiye binmek aptalca.It's foolish taking a taxi when you can easily walk to the station.
İstasyona taksiyle gitmek 20 dakikamı alacak.It will take me 20 minutes to get to the station by taxi.
Taksiyle tren istasyonuna ne kadar sürer?How long does it take to the train station by taxi?
İstasyonun yakınında bir taksi durağı var.There is a taxi stand near the station.
İstasyona vardığında, o bir taksi çağırdı.On his arrival at the station, he called a taxi.
Bizi istasyona götürmesi için bir taksiye ihtiyacımız vardı.We needed a taxi to take us to the station.
Uluslararası futbol turnuvasında İngiliz takımı Brezilya takımını yendi.The English team beat the Brazilian team in the international football tournament.
Sürücüler emniyet kemerleri takmalılar.Drivers should wear seat belts.
Yağmur yağdığı için bir taksiye bindim.Since it was raining, I took a taxi.
Zamanında oraya ulaşmak için bir taksiye bindik.We took a taxi so as to reach there on time.
Biz Jeffrey'yi takımımızın kaptanı seçtik.We elected Jeffrey captain of our team.
Takımımız üniversiteler arası turnuvada kazandı.Our team won in the intercollegiate tournament.