tahtın ile cümle
tahtın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.Potom na určený deň sa obliekol Heródes do kráľovského rúcha, sadol na prestol a povedal k nim reč.
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.V uložený pak den Herodes, obleka se v královské roucho, a posadiv se na soudné stolici, učinil k nim řeč.
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.Και εν ημερα ωρισμενη ενδυθεις ο Ηρωδης βασιλικην στολην και καθησας επι του θρονου, εδημηγορει προς αυτους.
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.В назначенный день Ирод, одевшись в царскую одежду, сел на возвышенном месте и говорил к ним;
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.И понеже не въздаде слава на Бога, начаса един ангел от Господа го порази, та биде изяден от червеи и умря.
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.Призначеного ж дня Ірод, одігшись у царські шати і сівши на престолі, промовляв до них:
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.ויהי ביום המועד וילבש הורדוס לבוש מלכות וישב על כסא המשפט ויטף אליהם אמרתו׃
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.ففي يوم معين لبس هيرودس الحلّة الملوكية وجلس على كرسي الملك وجعل يخاطبهم.
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.希 律 在 所 定 的 日 子 、 穿 上 朝 服 、 坐 在 位 上 、 對 他 們 講 論 一 番
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.希律 在 所定 的 日子 、 穿上 朝服 、 坐在 位 上 、 對他們講論 一番
Ben bu tahtın sahibiyim!Je suis le propriétaire de ce trône !
Ben bu tahtın sahibiyim!¡Soy el dueño de este trono!
Ben bu tahtın sahibiyim!Ta là chủ nhân của ngai vàng này!
Ben bu tahtın sahibiyim!Аз съм господаря на този трон!
Ben bu tahtın sahibiyim!Этот трон мой по праву!
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Ce sera lui qui me bâtira une maison, et j`affermirai pour toujours son trône.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Costui mi costruirà una casa e io gli assicurerò il trono per sempre
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Der soll mir ein Haus bauen, und ich will seinen Stuhl bestätigen ewiglich.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.El Îmi va zidi o casă, şi -i voi întări pe vecie scaunul lui de domnie.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Él me edificará una casa, y yo estableceré su trono para siempre
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Esse me edificará casa, e eu firmarei o seu trono para sempre.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Hän on rakentava minulle huoneen, ja minä vahvistan hänen valtaistuimensa ikuisiksi ajoiksi.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Han skal bygge mig et Hus, og jeg vil grundfæste hans Trone evindelig.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Han skal bygge mig et hus, og jeg vil trygge hans trone til evig tid.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Han skall bygga ett hus åt mig, och jag skall befästa hans tron för evig tid.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.저는 나를 위하여 집을 건축할 것이요 나는 그 위를 영원히 견고하게 하리라
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Người ấy sẽ cất cho ta một cái đền , và ta sẽ làm cho ngôi nước người vững_bền đến đời_đời .
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Người ấy sẽ cất cho ta một cái đền, và ta sẽ làm cho ngôi nước người vững bền đến đời đời.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Õ épít nékem házat, és megerõsítem az õ királyi székét mindörökké.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.On mi bo zgradil hišo, in jaz utrdim prestol njegov na veke.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Onť mi ustaví dům, a já utvrdím trůn jeho až na věky.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Ten mi vystaví dom, a ja postavím pevne jeho trón, aby stál až na veky.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Ten mi zbuduje dom, i utwierdzę stolicę jego aż na wieki.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Αυτος θελει οικοδομησει εις εμε οικον, και θελω στερεωσει το θρονον αυτου εως αιωνος.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Он построит Мне дом, и утвержу престол его на веки.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Той ще Ми построи дом; и Аз ще утвърдя престола му до века.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.הוא יבנה לי בית וכננתי את כסאו עד עולם׃
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.هو يبني لي بيتا وانا اثبت كرسيه الى الابد.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.他 必 為 我 建 造 殿 宇 、 我 必 堅 定 他 的 國 位 直 到 永 遠
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.他 必為 我 建造 殿宇 、 我 必 堅定 他 的 國位 直 到 永遠
Bulut ve zifiri karanlık sarmış çevresini, Doğruluk ve adalettir tahtının temeli.(96:2) Облако и мрак окрест Его; правда и суд – основание престолаЕго.
Bulut ve zifiri karanlık sarmış çevresini, Doğruluk ve adalettir tahtının temeli.Felhõ és homályosság van körülte; igazság és jogosság az õ székének erõssége.
Bulut ve zifiri karanlık sarmış çevresini, Doğruluk ve adalettir tahtının temeli.Ia dikelilingi awan dan kegelapan; keadilan dan hukum adalah azas pemerintahan-Nya
Bulut ve zifiri karanlık sarmış çevresini, Doğruluk ve adalettir tahtının temeli.구름과 흑암이 그에게 둘렸고 의와 공평이 그 보좌의 기초로다
Bulut ve zifiri karanlık sarmış çevresini, Doğruluk ve adalettir tahtının temeli.Les nuages et l`obscurité l`environnent, La justice et l`équité sont la base de son trône.
Bulut ve zifiri karanlık sarmış çevresini, Doğruluk ve adalettir tahtının temeli.Mây và tối tăm ở chung quanh Ngài; Sự công bình và sự ngay thẳng làm nền của ngôi Ngài.
Bulut ve zifiri karanlık sarmış çevresini, Doğruluk ve adalettir tahtının temeli.Mây và tối_tăm ở chung_quanh Ngài ; Sự công_bình và sự ngay_thẳng làm nền của ngôi Ngài .
Bulut ve zifiri karanlık sarmış çevresini, Doğruluk ve adalettir tahtının temeli.Moln och töcken omgiva honom, rättfärdighet och rätt äro hans trons fäste.
Bulut ve zifiri karanlık sarmış çevresini, Doğruluk ve adalettir tahtının temeli.Norii şi negura îl înconjoară, dreptatea şi judecata sînt temelia scaunului Său de domnie.
Bulut ve zifiri karanlık sarmış çevresini, Doğruluk ve adalettir tahtının temeli.Nube y oscuridad hay alrededor de él; la justicia y el derecho son el fundamento de su trono
Bulut ve zifiri karanlık sarmış çevresini, Doğruluk ve adalettir tahtının temeli.Nubi e tenebre lo avvolgono, giustizia e diritto sono la base del suo trono
Bulut ve zifiri karanlık sarmış çevresini, Doğruluk ve adalettir tahtının temeli.Nuvens e escuridão estão ao redor dele; justiça e eqüidade são a base do seu trono.
Bulut ve zifiri karanlık sarmış çevresini, Doğruluk ve adalettir tahtının temeli.Oblak a mrákava je vôkol neho; spravedlivosť a súd postaťou jeho trónu.
Bulut ve zifiri karanlık sarmış çevresini, Doğruluk ve adalettir tahtının temeli.Oblak a mrákota jest vůkol něho, spravedlnost a soud základ trůnu jeho.
Bulut ve zifiri karanlık sarmış çevresini, Doğruluk ve adalettir tahtının temeli.Oblaki in tema ga obdajajo, pravičnost in sodba sta podstava njegovemu prestolu.
Bulut ve zifiri karanlık sarmış çevresini, Doğruluk ve adalettir tahtının temeli.Obłok i ciemność około niego; sprawiedliwość i sąd są gruntem stolicy jego.
Bulut ve zifiri karanlık sarmış çevresini, Doğruluk ve adalettir tahtının temeli.Om Hem heen zijn wolken en duisternis. Recht en rechtvaardigheid vormen de basis waarop Hij regeert.
Bulut ve zifiri karanlık sarmış çevresini, Doğruluk ve adalettir tahtının temeli.Pilvi ja pimeys on hänen ympärillänsä, vanhurskaus ja oikeus on hänen valtaistuimensa perustus.
Bulut ve zifiri karanlık sarmış çevresini, Doğruluk ve adalettir tahtının temeli.Skyer og mørke er rundt omkring ham, rettferd og rett er hans trones grunnvoll.
Bulut ve zifiri karanlık sarmış çevresini, Doğruluk ve adalettir tahtının temeli.Skyer og Mulm er om ham, Retfærd og Ret er hans Trones Støtte;