tadın ile cümle

tadın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Yeşil çay tadını andırır biçimde acımsı bir tadı vardır.抹茶の緑色が目立つ甘味。
Mutlu yıllar, tadını çıkarın, yan yatın, kendinizi serbest bırakın. ...盛大に祝って、乾杯し新年の幸福を祈る。
Zimmern peynirin tadını; "O kadar kötü ki dilinizi yakıyor" diyerek tarif etmiştir.監督は、タイトルに非常に満足しており、「「ミフネ」という言葉は、とてもいい感触を残す、まるで飴玉を口にふくんでいるような感じがする」と語っている。
Mısır, eğlenceli yaşamın tadını çıkarmışa benzer.僕は人生を楽しみたい派。
Tadını çıkardık.乐成。
Tadına bakarak biraz tuz ve şeker konabilir.少量的盐或糖可以增加风味。
DHA, bir şarabın kalitesine ve tadına etki edebilir.琥珀酸可以令葡萄酒產生溫和的水果味。
Trüfün tadını daha baskın hâle getirmek isteyenler, trüf yağı da kullanabilirler.而欲得苦滅道跡聖諦無間等者。
MSG'nin fazla olması yemeklerin tadını hemen bozabilir.過量的MSG會迅速破壞菜餚的味道。
Tadını çıkardık.즐거워 보인다.
MSG'nin fazla olması yemeklerin tadını hemen bozabilir.MSG 를 너무 많이 넣으면 음식 맛을 망치게 된다.
MSG glutamatı, diğer gıdalardaki umami tadınının aynısını vermektedir.MSG의 글루타메이트는 다양한 음식에서 같은 감칠맛을 낸다.
Uluslararası Bira Festivali şu üç amaç doğrultusunda kutlanır: Arkadaşlarla toplanıp biranın tadını çıkarmak.באופן ספציפי, ליום הבירה הבינלאומי יש שלוש מטרות רשמיות: להתאסף עם חברים וליהנות מהטעם של הבירה.
Bu yüzden tadına bakmamak gerekir.ולכן אין לטעום ממנו.
Kaliforniya şarabının tadına bakmak için doğru bölgedesiniz.בתחילת גלותה שהתה בקליפורניה.
Bu kadar hassas bir konuda kavga eden 15 erkek arasında oy birliği ürettim—Tadına bak".השגתי תמימות דעים בין 15 אנשים, שהיו שרויים בריב על הנושא הרגיש ביותר שבנמצא - טעם."
Kendine ve başkalarına yabancılaşmanın tadını çıkarır. ^ Gündoğmuş, Bülent.חג לו שמח וזר לו פורח, היום יום-הולדת לאיתמר.
Mutlu yıllar, tadını çıkarın, yan yatın, kendinizi serbest bırakın. ...בהצלחה בחיים הבאים" ואחר כך מפיל עליו סלע ומועך אותו.
"Hiçbir şeyi olmayana, pisliğin tadına varmamak yasaktır." der.הציבור לא יכול לדמיין טעם שאינו קיים".
"Festival tadında yarışmada 'mutlu son'".במועדון "ארץ החלום" מתקיימת תחרות יופי.
Sanatın ve müziğin tadını almıştı, ki bunlar hemen hemen bir aile mirasıydı.Той има вкус за изкуство и музика, което е почти наследствено в неговото семейство.
Bu yüzden tadına bakmamak gerekir.По-добре не опитвайте!
Tadını çıkardık.Забавлявайте се.
Çikatilo ayrıca sık sık, kurbanların kanının tadına vardı.Голамът се храни с кръвта на жертвите си.
Çok sıcak veya soğuk ortamlar hardaliyenin tadını etkiler.Горещата и студената храна понижават вкусовата чувствителност.
Kaliforniya şarabının tadına bakmak için doğru bölgedesiniz.Известен е със своя чай във Виетнам.
Tüm Ege bölgesinde enfes tadını bilmeyen yoktur.Ne postoji nikakvo centralno sjajno područje.
Sanatın ve müziğin tadını almıştı, ki bunlar hemen hemen bir aile mirasıydı.Volio je kulturu i umjetnost i pokazivao se kao mecena brojnim umjetnicima.
16 -17 yaşlarında olan Goethe, aynı zamanda, ailesinden uzakta özgürlüğün tadını çıkarmıştır.Kot 16 in 17-leten je užival v svobodi daleč stran od doma.
DHA, bir şarabın kalitesine ve tadına etki edebilir.Vrsto čajev lahko kombiniramo in tako izboljšujemo okus.
Bilgeliğin suyunu ya derinden çekeceksin ya da hiç tadına bakmayacaksın.Vandeniu skiedžiama cuika nepabąla ir nepraranda skaidrumo.
En temel etkisi bir yemeğin tadını dengeleyerek bütünleştirmesidir.Vaisiai turi būti prinokę iki valgymui tinkamo skonio.
Yeşil çay tadını andırır biçimde acımsı bir tadı vardır.Ryžių actas – suteikia rūgštų skonį.
Ben domatesin tadını sevmiyorum.Aš nemėgstu pomidorų skonio.
Annem sütün tadına baktı.Mano mama paragavo pieno.
Domatesin tadını sevmiyorum.Man nepatinka pomidorų skonis.
Bu yüzden tadına bakmamak gerekir.Siiski on parem teda mitte süüa.
Ama önünde sonunda plastiğin tadını alacaksın, çünkü bir dilin var.Mas, eventualmente, sentirá o sabor a plástico porque tem uma língua.
Ama önünde sonunda plastiğin tadını alacaksın, çünkü bir dilin var.Torej, vsekakor je bolj zahtevno, a navsezadnje boš okus plastike občutil, ker imaš jezik.
Ama önünde sonunda plastiğin tadını alacaksın, çünkü bir dilin var.Vreau să spun tot ce este in jurul tău prin aceste cinci simţuri.
Ama önünde sonunda plastiğin tadını alacaksın, çünkü bir dilin var.אבל בסופו של דבר תטעם פלסטיק, בגלל שיש לך לשון
Ama önünde sonunda plastiğin tadını alacaksın, çünkü bir dilin var.ولكنك بالتأكيد ستتذوق البلاستيك لأنك تملك لساناً
Ama önünde sonunda plastiğin tadını alacaksın, çünkü bir dilin var.あなたには、舌がありますから。 あなたの周りの世界、つまり、
Ama sonra Betty'nin yaptığı iki kasedekinin de tadına bakmaktı.Aber dann kostete Betty ein bisschen aus beiden Schüsseln.
Ama sonra Betty'nin yaptığı iki kasedekinin de tadına bakmaktı.Ale Betty próbowała po trochu jedzenia z każdej miseczki.
Ama sonra Betty'nin yaptığı iki kasedekinin de tadına bakmaktı.Ale potom, čo Betty urobila bolo, že ochutnala jedlo z každej misky.
Ama sonra Betty'nin yaptığı iki kasedekinin de tadına bakmaktı.A tak Betty trochu ochutnala z každé mísy.
Ama sonra Betty'nin yaptığı iki kasedekinin de tadına bakmaktı.Betty je potem poskusila malo jedi v vsaki izmed skodelic.
Ama sonra Betty'nin yaptığı iki kasedekinin de tadına bakmaktı.Betty가 다음으로 한 일은 각 그릇의 음식을 조금씩 맛본 것이었습니다.
Ama sonra Betty'nin yaptığı iki kasedekinin de tadına bakmaktı.Betty proefde een klein beetje van iedere schaal.
Ama sonra Betty'nin yaptığı iki kasedekinin de tadına bakmaktı.Betty viszont megkóstolt egy falatnyit mindkét tálkából.
Ama sonra Betty'nin yaptığı iki kasedekinin de tadına bakmaktı.Dar ceea ce a continuat sa faca Betty a fost sa guste un pic din macarea din fiecare bol.
Ama sonra Betty'nin yaptığı iki kasedekinin de tadına bakmaktı.Điều mà Betty làm là trộn một ít vị thức ăn từ mỗi bát
Ama sonra Betty'nin yaptığı iki kasedekinin de tadına bakmaktı.Mais ce que Betty a fait a été de goûter un peu nourriture de chaque bol.
Ama sonra Betty'nin yaptığı iki kasedekinin de tadına bakmaktı.Ma poi quello che ha fatto Betty è stato assaggiare un po' di cibo da ogni piatto.
Ama sonra Betty'nin yaptığı iki kasedekinin de tadına bakmaktı.Men hvad Betty så gjorde, var at tage en lille bid fra hver skål.
Ama sonra Betty'nin yaptığı iki kasedekinin de tadına bakmaktı.Tapi apa yang Betty lakukan adalah mencicipi makanan dari setiap mangkok.
Ama sonra Betty'nin yaptığı iki kasedekinin de tadına bakmaktı. Ve sonra sevip sevmediğini göstermek.Mas o que a Betty fez a seguir foi provar um bocado de cada prato e agir como se tivesse gostado ou não.
Ama sonra Betty'nin yaptığı iki kasedekinin de tadına bakmaktı. Ve sonra sevip sevmediğini göstermek.После, това, което Бети направи беше да опита по малко от всяка купа и да се преструва, че го харесва или не.
Ama sonra Betty'nin yaptığı iki kasedekinin de tadına bakmaktı. Ve sonra sevip sevmediğini göstermek.Так вот, Бетти пробовала еду из каждой тарелки, а потом показывала, нравится ей эта еда или нет.
İlgili Sayfalar