Ana içeriğe geç
Sözlük

tadı ile cümle

tadı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
İyi ilacın tadı acıdır, iyi bir tavsiyeyi dinlemek zordur.Good medicine tastes bitter, good advice is hard to listen to.
Bu sütün korkunç tadı var.This milk tastes terrible.
Bu salatanın bir limon tadı var.This salad has a lemon taste.
Ben doğanın tadını çıkarmak için buraya geldim.I came out here to enjoy nature.
Çikolatayı yedikten sonra tükürüğümün tadından nefret ederim.I hate the taste of my saliva after eating chocolate.
Birlikte harcadığımız zamanın tadını çıkarırım.I enjoy the time we spend together.
Ferahlatıcı bir tadı var.It has a refreshing taste.
Ben sizin kendinizin tadını çıkarmanızı umarım.I hope you're enjoying yourselves.
Bu elmayı ye ve bana tadının nasıl olduğunu söyle.Try this apple and tell me how it tastes.
Tom ve Mary birlikte sakin bir anın tadını çıkardı.Tom and Mary enjoyed a quiet moment together.
Uzun hafta sonunun tadını çıkardığını umuyorum.I hope you enjoyed the long weekend.
Çok iyi tadı yok.It doesn't taste very good.
Bu içkinin gerçekten farklı bir tadı var.This drink has a really different flavor.
Yiyeceğin tadı o kadar kötü değildi.The food didn't taste all that bad.
Allahın sana verdiğini almalısın ve tadını çıkarmalısın.You must take what God gives you and make the most of it.
Onun tadına bakmamış olabilirim ama onu görmüş olmalıyım.I may not have tasted it, but I must have seen it.
Hadi! Sana yenilginin tadını göstereceğim.Come on! I will show you the taste of defeat.
Düğün pastasının tadı çok iyi değildi.The wedding cake didn't taste very good.
Bu kahvenin tadı gerçekten iyi.This coffee tastes really good.
Bir tadımlık ister misin?Would you care for a taste?
Tom kendinin tadını çıkarmıyor.Tom isn't enjoying himself.
Buyur, bir tadına bak.Here, have a taste.
Bu ilacın korkunç bir tadı var.This medicine has a terrible flavor.
Küçük kız kardeşim süzme peynirin tadını sevmez.My little sister doesn't like the taste of cottage cheese.
Edinburgh'un tadını çıkar!Enjoy Edinburgh!
Göründüğü kadar iyi tadı yok.It doesn't taste as good as it looks.
Limonun tadını beğeniyor musun?Do you like the taste of lemons?
Tom gerçekliğin değişmiş algısından acı çekmiyor. O onun tadını çıkarıyor.Tom isn't suffering from an altered perception of reality. He's enjoying it.
Sürecin tadını çıkarıyorumI'm enjoying the process.
Onlar pirincin tadına bakıyorlar.They're tasting the rice.
Bu çikolatanın buruk bir tadı var.This chocolate has a bittersweet taste.
Tirana Arnavutluk'tadır.Tirana is in Albania.
Anın tadını çıkarmalısın.You should enjoy the moment.
Tom güvecin tadına baktı ve kaşlarını çattı.Tom tasted the stew and frowned.
Tom güvecin tadına baktı.Tom tasted the stew.
Daha fazla sarımsak gerekip gerekmediğini görmek için çorbanın tadına bak.Taste the soup to see if it needs more garlic.
Daha fazla kırmızı biber gerekip gerekmediğini görmek için sosun tadına bak.Taste the sauce to see if it needs more chili.
Daha fazla tuz gerekip gerekmediğini görmek için pirincin tadına bak.Taste the rice to see if it needs more salt.
Biranın tadını sever misin?Do you like the taste of beer?
Tadı en iyi olan et hangisi?Which meat tastes the best?
Tom bunun tadını çıkarıyor.Tom is enjoying this.
Eğer tadı kötüyse, onu tükür.If it tastes bad, spit it out.
O gıdanın tadına baktı ve yüzünü buruşturdu.She tasted the food and grimaced.
Birlikte yolculuğumuzun tadını çıkardım.I enjoyed our trip together.
Gerçekten tadı güzeldi, bu yüzden onun hepsini yedim.It tasted really good, so I ate it all.
Burada dağ yürüyüşleri ve temiz havanın tadını çıkarıyoruz.Here we enjoy mountain walks and fresh air.
Sana gerçeği söylemek gerekirse, bunun kadar iyi tadı yoktu.To tell you the truth, it didn't taste that good.
Yavaş ye. Yemeğinin tadını çıkar.Eat slowly. Savor your food.
Sen bir tadına bakmak ister misin?Would you like a taste?
Onlar ülkede sağlıklı bir yaşamın tadını çıkarıyor.They are enjoying a healthy life in the country.
Bari tadını çıkarayım.I might as well make the most of it.
Onun tadına bakayım.Let me taste it.
Bu şimdiye kadar yediğim en iyi tadı olan peynir.This is the best-tasting cheese I've ever eaten.
Gerçekten iyi tadı vardı.It tasted really good.
Bunun aslında çok kötü tadı yok.This actually doesn't taste too bad.
Tom kekin tadına baktı.Tom tasted the cake.
Tadı güzel değildi.It didn't taste good.
Tadı çok güzel değildi.It didn't taste very good.
Onun gerçekten iyi tadı var!That tastes really good!
Tom'un aldığı ev gerçek bir tadilat gerektiriyor.The house that Tom bought is a real fixer-upper.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod