Ana içeriğe geç
Sözlük

tadı ile cümle

tadı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Pirincin tadı güzeldir.Ryžių skonis geras.
Tadı tavuğu andırır.Hiidmuna maitseb kui kana.
Akademinin merkezi Vilnius'tadır.Akadeemia asub Vilniuses.
Bu yüzden tadına bakmamak gerekir.Siiski on parem teda mitte süüa.
Kilise, 1994 yılında yeniden tadilattan geçirilmiştir.Kirik renoveeriti aastal 1994.
Tadıysa genel itibarıyla hafiftir.Tema maitse oli lihtne.
Çoğunlukla tadı tuzludur.Maitselt enamasti magusad.
Tadı acıdır.Mõru maitsega.
2011'de müzede tadilat yapılıp halka açıldı.2011. aasta folgil avati laululava ja püstkoda.
Merkezi Frankfurt'tadır.Selle peakorter asub Frankfurdis.
Alev gizleyen egzoz sistemi ve diğer tadilatlar ile.Ussipesa Tõnismäel ja teisi meenutusi.
Görünüşte zencefili andıran bitkinin tadı ise zencefile pek benzemez.Oranžpunased luuviljad meenutavad välimuselt maasikat, kuid ei ole eriti maitsvad.
1 Numaralı yemek kuralı: Eğer vitamin kaynağı ise tadı b.k gibidir.Egyes szabály: ami vitaminban gazdag annak szar íze van.
1 Numaralı yemek kuralı: Eğer vitamin kaynağı ise tadı b.k gibidir.Regel nummer één, het zit vol vitaminen maar het smaakt slecht.
1 Numaralı yemek kuralı: Eğer vitamin kaynağı ise tadı b.k gibidir.Мадригал номер едно: витамин богати, вкусът е лошо.
1 Numaralı yemek kuralı: Eğer vitamin kaynağı ise tadı b.k gibidir.חוק מספר אחד: אם זה עשיר .בויטמינים, יש לזה טעם רע
1 Numaralı yemek kuralı: Eğer vitamin kaynağı ise tadı b.k gibidir.قاعدة الطعام رقم 1 : لو كانت مليئة بالفيتامينات فطعمها سيء للغاية
Abi,bunun tadı iyi değil.Bu yüzden sana önerim bunu yeme. Bu ses. Taro.Аз ще ти помогна.
Abi,bunun tadı iyi değil.Bu yüzden sana önerim bunu yeme.Hyung, c'est pas bon, je te conseille de ne pas le manger.
Abi,bunun tadı iyi değil.Bu yüzden sana önerim bunu yeme.Hyung, das schmeckt nicht.
Abi,bunun tadı iyi değil.Bu yüzden sana önerim bunu yeme.Hyung, detta smakar inte bra. Så jag föreslår att du inte äter detta.
Abi,bunun tadı iyi değil.Bu yüzden sana önerim bunu yeme.Hyung, dit smaakt niet goed. Dus ik stel voor dat je dit niet eet.
Abi,bunun tadı iyi değil.Bu yüzden sana önerim bunu yeme.Hyung, món này không ngon đâu. Em nghĩ anh đừng nên ăn.
Abi,bunun tadı iyi değil.Bu yüzden sana önerim bunu yeme.Hyung, non è buono. Quindi consiglio che tu non lo mangi.
Abi,bunun tadı iyi değil.Bu yüzden sana önerim bunu yeme.Hyung, nu are gust bun. Deci iti sugerez sa nu mananci.
Abi,bunun tadı iyi değil.Bu yüzden sana önerim bunu yeme.Hyung, rasanya tidak enak. Jadi kusarankan kau jangan memakannya.
Abi,bunun tadı iyi değil.Bu yüzden sana önerim bunu yeme.Χιανγκ, αυτό δεν έχει καλή γεύση. Γι'αυτό, προτείνω να μην το φας.
Abi,bunun tadı iyi değil.Bu yüzden sana önerim bunu yeme.Хён, он совсем невкусный. Советую тебе это не есть.
Abi,bunun tadı iyi değil.Bu yüzden sana önerim bunu yeme.هيونغ, هذا طعمه غير جيد ، أقترح عليك أن لا تأكل هذا.
Abi,bunun tadı iyi değil.Bu yüzden sana önerim bunu yeme.今の音...
Acımsı bir tadı vardı.Очень перечный.
Ah! Tadilat daha bitmedi mi? Henüz bitmedi.Apakah pembangunannya belum selesai? ini belum selesai.
Ah! Tadilat daha bitmedi mi?Nie skończyli jeszcze remontu?
Ah! Tadilat daha bitmedi mi?Oh ! la construction n'est pas encore finie ?
Alice, çok dürüst bir çocuktu 'Ben kesinlikle, yumurta tadı VAR' dedi."J'ai goûté des œufs, certainement", dit Alice, qui était un enfant très véridiques, "mais
Alice, çok dürüst bir çocuktu 'Ben kesinlikle, yumurta tadı VAR' dedi.저는 확실히, 계란 한가 '매우 진실 어렸을 앨리스는 말했다;'하지만
Alice, çok dürüst bir çocuktu 'Ben kesinlikle, yumurta tadı VAR' dedi."Я попробовал яйца, конечно же," сказала Алиса, которая была очень правдивым ребенком; ", но
Alice, çok dürüst bir çocuktu 'Ben kesinlikle, yumurta tadı VAR' dedi."Я спробував яйця, звичайно ж," сказала Аліса, яка була дуже правдивим дитиною; ", але
Alice, çok dürüst bir çocuktu 'Ben kesinlikle, yumurta tadı VAR' dedi."יש לי טעם של ביצים, בוודאי," אמרה אליס, שהיה ילד אמיתי מאוד: "אבל
Alice, çok dürüst bir çocuktu 'Ben kesinlikle, yumurta tadı VAR' dedi."لقد ذاقت البيض ، وبالتأكيد ،' قال اليس ، الذي كان طفلا صادقة جدا ، 'ولكن
Alice, çok dürüst bir çocuktu 'Ben kesinlikle, yumurta tadı VAR' dedi.女の子はかなり同じくらい蛇がそうであるように、あなたが知っている卵を食べる。"
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.Aber wir können einander berühren, einander vielleicht sogar schmecken, wenn wir nahe genug herankommen.
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.Ale możemy się nawzajem dotykać, nawet smakować, jeśli wystarczająco się do siebie zbliżymy.
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.Ale můžeme se navzájem dotknout, případně se trochu ochutnat.
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.Dar putem să ne atingem, poate ne putem gusta, dacă ajungem suficient de aproape.
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.De meg tudjuk egymást érinteni, ízlelni is talán, ha elég közel kerülünk.
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.Invece possiamo toccarci, forse anche assaggiarci se ci avviciniamo abbastanza.
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.그러나 우리는 서로 만질 수 있고, 충분히 가깝다면 서로의 맛을 볼 수 있습니다.
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.Lahko se dotikamo, celo okušamo, če smo si dovolj blizu.
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.Mais nous pouvons nous toucher, nous goûter peut-être, si on s'approche assez.
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.Mas podemo-nos tocar, saborear, talvez, se nos aproximarmos o suficiente.
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.Nhưng chúng ta có thể chạm vào nhau, thậm chí nếm nhau nếu ta tới đủ gần
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.Pero que podamos tocarnos, saborearnos quizás, si nos acercamos lo suficiente.
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.We kunnen elkaar aanraken, misschien zelfs proeven, als we dicht genoeg komen.
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.Αλλά μπορούμε ν αγγίξουμε ο ένας τον άλλο, να γευτούμε ίσως, αν βρεθούμε πολύ κοντά.
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.Можем да се докосваме взаимно, вероятно и да усещаме вкуса си, ако се приближим достатъчно един до друг.
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.Но мы можем дотронуться друг до друга; возможно, попробовать друг друга на вкус, если мы достаточно близки.
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.אבל אנו יכולים לגעת אחד בשני, לטעום אחד את השני אולי, אם נתקרב מספיק...
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.لكننا نستطيع لمس بعضنا البعض، حتي تذوق بعضنا، لو أقتربنا بما فيه الكفاية.
Ama birbirimize dokunabiliyoruz, belki yeterince yaklaşsak tadımıza da bakabiliriz.心を読みあうことはできない 不思議な事です
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod