Partinin genel başkanı Boris Tadić 2004–2012 yılları arasında Sırbistan Cumhurbaşkanlığı görevini üstlendi.كان بوريس تاديتش رئيس صربيا وزعيم الحزب الديمقراطي الصربي من 2004 إلى 2012.
Acı biber farklı türlerden, tadı acı olan biber çeşitlerine verilen ad.تقدم جبنة البيرة مع أنواع مختلفة من المقرمشات كفاتح شهية.
"Umami tadının işlevsel nörolojik görüntülemesi: Umami tadını hoş yapan nedir?".«Neuroimagem funcional do gosto umami: o que torna o umami agradável?».
Peter, Quagmire ve diğer gemi arkadaşlarının düzenlediği heyecan verici müzikâl gösterinin tadını çıkarır.Peter gosta de um estimulante número musical interpretado por Quagmire e seus colegas de navio.
Merkezi Calgary'deki Canada Olympic Park'tadır.Foram realizados no Canada Olympic Park em Calgary, no Canadá.
"Umami tadının tekrarlayan testlerde tuz oranı düşük olan yiyecek öz sularının lezzetine etkisi".«Efeito do gosto umami na agradabilidade de sopas com pouco sal durante teste repetido».
7 Nisan 2010 tarihinde Kanun tadil edilmiş, bölge sayısı 5 olarak düzenlenmiştir.A Lei foi alterada em 7 de abril de 2010, de forma que o número de regiões foi reduzido para 5.
Albümün kapak resmindeki köprü İngiltere/Bath'te Prior Parka'tadır.A ponte retratada na capa do álbum é uma ponte palladina, localizada no Prior Park, em Bath, Inglaterra.
Badem gibi hoş bir tadı, balık gibi kokusu vardır.Possui um forte odor similar ao de peixe.
Meyveler az miktarda şeker içerdiğinden tadı pek hoş değildir.Tem como característica possuir pouco açúcar.
Tadı acı olur.O gosto é muito amargo.
Bazen etinin mükemmel tadı için avlanır.Comum até demais para seu gosto.
Müze, yenilenmiş ve tadilata girmiş haliyle 12 Nisan 2009 tarihinde tekrar açıldı.Reformado e requalificado como museu, foi inaugurado em 12 de outubro de 1998.
Yoğun fındığımsı tadı vardır ve aromaları çok iyi emer.Eles têm cheiro podre como o lixo e são incrivelmente rápidos.
Londra'nin ilçesi Westminster'tadır.A agulha de Londres está localizada em Westminster.
Peynirin tadı üzerinde olumlu etkisi bulunur.O Wikcionário tem o verbete gosto.
Ama tadının ve kokusunun kötü olduğu söylenmektedir.Mas basta se alimentar e o mau cheiro desaparece.
Tadı acıdır.Seu sabor é picante.
Son olarak 2002 yılında tadilat görmüştür.O rebaixamento finalmente aconteceu em 2002.
Bayramlarda da gençler bayram yerinde toplanarak çeşitli oyunlar oynayarak bayramın tadını çıkartırlar.O vídeo também mostra os garotos comemorando o Natal juntos.
Tüm tuzlarda diğer mineraller nedeniyle belirli bir metal tadına ek olarak umami tadı ortaya çıkmıştır.Todos os sais provocaram o gosto umami, além de um certo gosto metálico, devido aos outros minerais.
Bu peynir sarıdır ve tadı biraz ekşidir.O queijo tem um sabor salgado e com muito aroma.
Çoğu canlı doku nötre yakın bir pH’tadırlar.Quase todos os peixes vivos são teleósteos.
Tadilatların çoğu denize indirilmemiş inşa halindeki tekneler üzerinde gerçekleşti.A maioria dos destinos são para locais aonde é inviável ir de barcos.
Doğal bir tadı yapay şekilde elde etmekte kullanılır.Ele é usado industrialmente para produzir sabor artificial de frutas.
Buruk bir tadı vardır.Tem um sabor azedo.
Bazı narların tadı çok ekşi, bazılarınınki çok tatlı olabilir.Algumas espécies tem um cheiro muito agradável, enquanto que outras tem cheiro desagradável.
Fazla pişirilirse tadı kaçabilir.Quando cozidos, o sabor é menos picante.
Kültür cinslerine göre de meyvelerinin tadı değişmektedir.Alteram o sabor dos alimentos.
1961’de ECI Telecom kuruldu, 1962’de Tadiran ve Elron Electronik Endüstrisi, ECI Telekom’u takip etti.In 1961 werd ECI Telecom opgericht, in 1962 gevolgd door Tadiran en Elron Electronic Industries.
Tarhana çok yaygın olup tadı çok güzeldir.Wat van ver komt, is lekker.
1983 yılında geniş bir tadilat çalışmasından sonra son şeklini almıştır.In 1983 komt na een lange discussie een algehele herziening tot stand.
Bu ilk iki-üç yılda tadı bambaşka bir dünyaya alıştım.Bij de meisjes zien we enkel de eerste piek van 2-3 jaar.
Bikini Bottom, Büyük Okyanus'tadır.Bikinibroek is gelegen op de bodem van de Grote Oceaan, vlak bij het atol Bikini.
Ülkenin millî bayramı 15 Ağustos'tadır.Haar feestdag wordt gevierd op 15 augustus.
Ortodoksluk'ta anma günüsü ise 9 Mayıs'tadır.In de Orthodoxe Kerk valt zijn feestdag op 9 mei.
Tadı çok tatlıdır.De smaak is zoetzuur.
Merkezi Matlock'tadır.Hoofdplaats is Matlock.
Tadından yenmez.Stom uw snaar.
2004 yılında büyük bir tadilata girip, kapasitesi 22.000'den 25.700'e çıkarılmıştır.Het werd gerenoveerd in 2011 en de capaciteit werd teruggebracht van 72.000 naar 40.000.
Suyun rengini ve tadını sekliği belirler.Er zijn regels voor de smaak en de kleur van het water.
Merkezi Birleşik Krallık'tadır.Stichting van het Koninkrijk Kom.
Tadına fazla zarar vermeden kurutulabilir veya dondurulabilir.Geschild en ongekookt kan ze ingevroren worden.
Muz ağaçlarının gölgesinde yetişiyorsa daha aromatik bir tadı oluyor.Bij de in het wild groeiende planten blijft de bes zuur smaken.
Çoğunun acı tadı vardır.De meeste van hen zijn hartpatiënten.
Sanatın ve müziğin tadını almıştı, ki bunlar hemen hemen bir aile mirasıydı.De keizer was een liefhebber van muziek en de kunsten, en een groot bewonderaar van de Arabische cultuur.
Yapı 13. yüzyıldan beri çok az tadilat görmüştür.Sinds de 13e eeuw is er weinig aan het gebouw veranderd.
Afyonun keskin, hoş olmayan kokusu ve acı bir tadı vardır.Zij heeft inderdaad een vreemde, hoewel niet onaangename geur en een warme zoetige smaak.
Ama neredeyse "Thinking Out Loud" kadar aynı tadı veriyor.De klank wordt bijna net zo uitgesproken als bij de stemloze velaire plosief ().
İçerikteki Baileys, Sambuka'nın anasonlu tadını hafifletir.De Baileys verzacht de anijssmaak van de Sambuca.
Tatlıyla ekşi arası aromatik tadı olup yüksek verimlidir.Het smaakt zoet aromatisch en is sappig.
Su abdeste tadı, bulanıklığı ve kokusunun olağan olması ile uygun olmaktadır .Slechts dingen die uit het vliegtuig komen blijken nog normaal te smaken of ruiken.
Bu peynir sarıdır ve tadı biraz ekşidir.De kaas is zacht en heeft een heel licht zurige smaak.
DHA, bir şarabın kalitesine ve tadına etki edebilir.Vooral een negatieve invloed op de smaak van gerecht of wijn kan beter voorkomen worden.
Merkezi Frankfurt'tadır.Het hoofdkwartier bevindt zich in Frankfurt.
1999 ve 2009'da yeniden yapılanma ve tadilat işleri yapılmıştır.In 2005 en 2009 zijn conserveringswerkzaamheden uitgevoerd.
Kilise, 1994 yılında yeniden tadilattan geçirilmiştir.De teruggave van de kerk vond plaats in 1994.
Domatesin tadını sevmiyorum.Ik hou niet van de smaak van tomaten.
Eğer açsan, her şeyin tadı iyidir.Als je honger hebt, smaakt alles goed.
Göründüğü kadar iyi tadı yok.Het smaakt niet zo goed als het eruit ziet.