Ana içeriğe geç
Sözlük

tabure ile cümle

tabure kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bir adam içeri geldi ve onun yanındaki tabureye oturdu.A man came in and sat on the stool next to her.
Taburenin üstünde durursan, dolabın tepesine yetişebilirsin.If you stand on this stool, you can reach the top of the closet.
Bu taburenin onarılması gerekiyor.This stool needs to be repaired.
Bu tabure, deri ve tahtadan yapılmıştır.This stool is made up of leather and wood.
Tom taburelerden birine oturdu.Tom sat down on one of the stools.
Tom bar taburelerinden birine oturdu.Tom sat down on one of the barstools.
Tom taburesinden kalktı.Tom got up from his stool.
Tom bara girdi ve Mary'nin yanındaki tabureye oturdu.Tom entered the bar and sat on the stool next to Mary.
Tom barda Mary'den üç tabure ötede oturuyordu.Tom was sitting at the bar three stools away from Mary.
Tom barda üç tabure ötede oturuyordu, bira içiyordu.Tom was sitting at the bar three stools away, drinking beer.
Tom sobanın yanındaki taburede oturuyordu.Tom was sitting on a stool by the stove.
Tom tezgahtaki bir tabureye oturdu.Tom sat on a stool at the counter.
Tom köşedeki bir tabureye oturdu.Tom sat on a stool in the corner.
Diğer büyük parçaları da sandalye ve tabureler için hazırlanmış olabilir.Other large pieces can also be crafted into chairs and stools.
Neredeyse tüm bakım işleri merdiven veya tabure bile kullanılmadan yapılabiliyordu.Nearly all maintenance work on the aircraft could be done without using a ladder or footstool.
Aile bir masa çevresindeki taburelerde oturarak birlikte yerdi.The family ate together, sitting on stools around a table.
Tabure yerde taklalar atarken, gözlerimi tavana dikip tekrar tekrar düşündüm.I was sitting at my desk once more, thinking over my fears.
Bunu taburenin üç ayađý olarak adlandýrýrýz.We call it the three legs of the stool.
Tahta parçalarý ile, ip ile bir tabure yaptý kendisine.He made himself a chair with wood pieces and rope.
Yüceltin Tanrımız RABbi, Ayaklarının taburesi önünde tapının! O kutsaldır.Exalt Yahweh our God. Worship at his footstool. He is Holy!
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik."We will go into his dwelling place. We will worship at his footstool.
Aile bir masa çevresindeki taburelerde oturarak birlikte yerdi.Il est l'occasion de se retrouver en famille autour de la table.
Neredeyse tüm bakım işleri merdiven veya tabure bile kullanılmadan yapılabiliyordu.Casi todas las tareas de mantenimiento se podían realizar sin utilizar una escalera o taburete.
Aile bir masa çevresindeki taburelerde oturarak birlikte yerdi.En cuanto ha reunido una familia, la deposita en la mesa.
Aile bir masa çevresindeki taburelerde oturarak birlikte yerdi.La famiglia mangiava insieme, seduta su sgabelli intorno ad un tavolo.
Elini kolunu iyice bağlayıp bir tabureye oturtur.Она подает ему руку и сажает к себе в седло.
Tabure yerde taklalar atarken, gözlerimi tavana dikip tekrar tekrar düşündüm.أمكنني رؤية أصابع قدميه وعندما قفز على سقف سيارتي.
Diğer büyük parçaları da sandalye ve tabureler için hazırlanmış olabilir.Może być też uprawiana w skrzynkach na tarasach i balkonach.
Aile bir masa çevresindeki taburelerde oturarak birlikte yerdi.Всі інші гості сідали за стіл де розподілявся коровай.
Aile bir masa çevresindeki taburelerde oturarak birlikte yerdi.Babička sedí u stolu shrbená.
Aile bir masa çevresindeki taburelerde oturarak birlikte yerdi.De tog alle sæde omkring et bord.
Diğer büyük parçaları da sandalye ve tabureler için hazırlanmış olabilir.他には、食器や乗り物のシートに用いられることもある。
Aile bir masa çevresindeki taburelerde oturarak birlikte yerdi.居間で食卓を囲む家族の日常が描かれる。
Neredeyse tüm bakım işleri merdiven veya tabure bile kullanılmadan yapılabiliyordu.几乎所有保养工作都可以不用梯子或脚凳来完成。
Neredeyse tüm bakım işleri merdiven veya tabure bile kullanılmadan yapılabiliyordu.כמעט כל עבודות התחזוקה על המטוס יכלו להיעשות ללא צורך בסולם או מגבה מיוחד.
Aile bir masa çevresindeki taburelerde oturarak birlikte yerdi.המשפחה אכלה יחדיו, יושבים על שרפרפים סביב השולחן.
Aile bir masa çevresindeki taburelerde oturarak birlikte yerdi.Obitelj sjeda za stol.
Bunu taburenin üç ayađý olarak adlandýrýrýz.Nazýváme to tři nohy stoličky.
Bunu taburenin üç ayađý olarak adlandýrýrýz.Ми називаємо це "три ніжки стільця".
Bunu taburenin üç ayađý olarak adlandýrýrýz.Наричаме ги трите крака на стола
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.(131:7) Пойдем к жилищу Его, поклонимся подножию ног Его.
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.Allons à sa demeure, Prosternons-nous devant son marchepied!...
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.Chúng tôi sẽ vào nơi ở Ngài, Thờ lạy trước bệ chơn Ngài.
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.Chúng_tôi sẽ vào nơi ở Ngài , Thờ lạy trước bệ chơn Ngài .
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik."Entremos en su tabernáculo; postrémonos ante el estrado de sus pies.
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.Entremos nos seus tabernáculos; prostremo-nos ante o escabelo de seus pés.
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.Entriamo nella sua dimora, prostriamoci allo sgabello dei suoi piedi
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.Hadd menjünk be az õ hajlékaiba, boruljunk le lábainak zsámolyához!
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.,,Haidem la locuinţa Lui, să ne închinăm înaintea aşternutului picioarelor Lui!...
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.우리가 그의 성막에 들어가서 그 발등상 앞에서 경배하리로다
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.lad os gå hen til hans Bolig, tilbede ved hans Fødders Skammel!"
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.Laten wij Zijn huis binnengaan en ons diep voor Hem buigen.
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.Låtom oss gå in i hans boning, tillbedja vid hans fotapall.
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.Marilah kita pergi ke tempat kediaman TUHAN, dan menyembah Dia di depan takhta-Nya
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.Menkäämme hänen asumukseensa, kumartukaamme hänen jalkainsa astinlaudan eteen.
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.Pojdimo v šatore njegove, priklanjajmo se pred nog njegovih podnožjem!
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.Vejdemeť již do příbytků jeho, a skláněti se budeme u podnoží noh jeho.
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.Vi vil komme til hans bolig, vi vil tilbede for hans føtters skammel.
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.Vojdime do jeho príbytkov; klaňajme sa podnožiu jeho nôh!
‹‹RABbin konutuna gidelim, Ayağının taburesi önünde tapınalım›› dedik.Wir wollen in seine Wohnung gehen und anbeten vor seinem Fußschemel.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod