Tabii olarak Hindistan'da yetişir.Καλλιεργείται συνήθως στην Ινδία.
Tabii ki yetiştirmiştir.Εκεί και το ανάθρεψε.
Tabii ki, hayır!..Ε, λοιπόν, όχι!
Tabii ki onlar onun bencil olduğunu söyler.Έχει δηλώσει πως είναι ομοφυλόφιλος.
Matematk Parametreleri sağlayan üst kapsamı ise tabii ki İDEA'dır.Η ιδανική μέθοδος για την διάγνωση της ηπατικής βλάβης είναι η βιοψία.
Tabii ki idolüm Madonna.Παραδόσου, Μαντόνα!»
Tabii ki Lyon'da kalmak ve kariyerimi orada bitirmek istiyordum.Στη συνέχεια αγωνίστηκε στον Εθνικό και στο τέλος της καριέρας του στην Κόρινθο.
Şiirsel güzellik tabii güzellğin bittiği yerde başlar.Η τέχνη του ποιητή τελειώνει εκεί που αρχίζει η τέχνη του υποκριτή.
Tabii ki balık tutmayı severim.Βεβαίως μου αρέσει να ψαρεύω.
Tabii ki balık tutmayı severim.Βεβαίως μου αρέσει το ψάρεμα.
Tabii ki, bu ona kötü şeyler yaptırıyor." der.Selvfølgelig får det ham til at gøre dårlige ting."
Tabii, bu tam da bizim istediğimiz şey.Men er det virkelig det, han vil?
Tabii ki idolüm Madonna.Szasz, Thomas.
Ama görevinde tabii ki başarısız olmuştur.Hans mission mislykkedes.
Ancak tabii ki bir yolu vardır.Still, there is a solution.
Tabii ki yine yeşil gözleri vardır.De har klarere, grønne øjne.
Tabii ki Dünya'nın tek liderleri olmak.Jeg er verdens enehersker'.
Böyle bir şey yok tabii.Det er der ingen tvivl om.
Bana biraz kahve yapabilirmisin, ister misin? - Tabii ki, tabii ki ...Har man lyst, kan man drikke en kop kaffe til.
Tabii ki yaklaşık olmak koşulu ile.Desuden under visse omstændigheder efter być.
Tabii bu tabir türün erkekleri için geçerlidir.Lignende forhold gør sig gældende for mænd.
Tabii ki oyunda kralımız da yalnız değildir.Regeringen stod ikke alene her.
Tabii onun boğazını sıkmak için!.Lad os kaste åget af vor nakke!
New Jersey'in en önemli tabii kaynağı çeşitli ticari merkezlere yakın konumudur.New Jerseys største resurse er delstatens beliggenhed, som har gjort den til et handelscentrum.
En şatafatlı olanı ise tabii ki 5 Kasım gecesidir.Helligtrekongersaften er aftenen før: 5. januar.
Bu sözlerde şarkının melodisine konu oldu tabii".Bare lyt til sangteksten .”
Tabii bu isim yerleşimden sonra zamanla Şabanmera köyü oldu.Men da blev jeg Hotel og siden Vinhuset kaldt.
Kurutulan tezekler, kışa hazırlık olmak üzere "kalak" denilen depolama yığını işlemine tabii tutulur.Dette kaldes for et såkaldt mellemtræk, hvor stærene gør holdt for at foretage en fældning til vinterdragt.
Tabii ki başarısız olurlar.Typen bliver ingen succes.
Bulmaca: Tabii tarihle ilgili.Speciale: Historie.
Hoca, Padişahtan korkmadan; — Tabii ki, der, cehenneme gideceksiniz.Thybomål: "Æ lannmann å æ kwind war u i æ skow".
Kendisine sadece kişisel muhafızı ve tabii ki Macrinus eşlik ediyordu.Han var fulgt av sine personlige livvakter, inkludert Macrinus.
Tabii ki Dünya'nın tek liderleri olmak.Verdens store ledere.
Ius Naturale tabii kanunu içine alan ve herkes için geçerli olan kanunlar manzumesiydi.Ius naturale var naturens lov, den loven som var felles for alle levende.
Tabii ki idolüm Madonna.Dagsavisen ^ Hoem, Knut.
Tabii iyi bir nedeni var.Og det hadde han god grunn til.
Bulmaca: Tabii tarihle ilgili.Brøttum: Brøttum historielag.
Daima doğru amaç için, tabii.Gjør som regel alltid det rette til slutt.
Tabii ki Lyon'da kalmak ve kariyerimi orada bitirmek istiyordum.Han dro tilbake til Bordeaux etter det og avsluttet karrieren der.
Fakat tabii ki herkes Pootie'yi sevmek zorunda değildir.Men Bubbie likte ikke alle ideene til Knokkel.
Tabii, bu tam da bizim istediğimiz şey.Dette er akkurat det vi er på utkikk etter!
Tabii ki, kimse ona ne olduğunu bilmemektedir.Så det er ingen som vet hva som virkelig skjedde med han.
Tabii ki tankların çatışmalardaki önemini de atlamamak gerek.Den var ikke ment å ta opp kampen med andre stridsvogner.
Ancak tabii ki bir yolu vardır.Det finnes likevel et unntak.
Fatih Terim tabii ki çok büyük bir isim.Veslemøy er et nokså sjeldent navn.
Matematk Parametreleri sağlayan üst kapsamı ise tabii ki İDEA'dır.En mulig framtidig konkurrent til flashminne er ferrominne.
Meğerse bir kısmının içi yanıyormuş, Tabii yapalım oldu.En del av dem er revet, men noen finnes fortsatt.
Daha sonra R2-D2 buradan kaçarak ve tabii ki C-3PO'yu peşine takarak Obi-Wan'ı bulmaya koyulmuştur.Neste morgen har R2-D2 dratt for å lete etter Obi-Wan, og Luke og C-3PO finner droiden et lite stykke unna.
New Jersey'in en önemli tabii kaynağı çeşitli ticari merkezlere yakın konumudur.New Jerseys største ressurs er deltstatens beliggenhet, noe som har gjort den til et handelssentrum.
Tabii ki yaklaşık olmak koşulu ile.Likevel er det status rundt det å ha jobben.
Tabii bu isim karmaşası çok kısa süreliğine yaşandı.Dette navnets levetid ble imidlertid kort.
Tabii yaşam alanı kuzey Meksika'ya kadar uzanır.Den forekommer nord til det sørlige Mexico.
Tabii Austin buna adeta inanamadı.Sannsynligvis var Audun fullstendig klar over det.
Tabii ki dolunayın katkısı da büyük.Hovedrollene er også veldig krevende.
Artık daha kısık sesle şarkı söylüyorum... tabii ki bir kadına göre," dedi.Sekarang aku bernyanyi agak rendah... untuk seorang wanita tentunya".
Tabii ki yetiştirmiştir.Disanalah ia dibesarkan.
Bu onu çok sevindiriyor tabii ki.Hal ini membuatnya sangat senang.
Tabii bu doğru değildi."Itu tidak benar."
Tabii ki fabrikanın işçileri de birer hedef olacaktır.Tempat tujuan profesi pekerja bangunan tentu saja perkotaan.
Tabii, bu tam da bizim istediğimiz şey.Tentu, itulah yang kita inginkan.