Benim ayakkabıların tabanları yıprandı.The soles of my shoes are worn.
Hırsız, köpek havlamasını duyunca tabanları yağladı.When the thief heard the dog bark, he took to his heels.
Ayakların tabanları, sıcağa ve soğuğa karşı duyarsızdır.Soles of the feet are insensitive to heat and cold.
O bir polis gördüğünde tabanları yağladı.He took to his heels when he saw a policeman.
O, polisi görür görmez tabanları yağladı.As soon as he saw the policeman, he ran for it.
Polisi görünce tabanları yağladı.He ran away when he saw the policeman.
Tabanları yağlayalım.Let's run for it.
Nükleer Mühendislik Veri Tabanları, Standartlar ve Sayısal Analiz, Van Nostrand Reinhold, 1985.Nuclear Engineering Data Bases, Standards, and Numerical Analysis, Van Nostrand Reinhold, 1985.
(Örneğin, "tabanları yağladık" şeklindeki deyimler.)(For example, they referred to "trees" as "butts".)
Ama kırsıçanımsılar bu toynakların üzerinde değil çıplak tabanları üstünde yürür.In this particular piece, she is not focusing on the toilet, but on her naked body.
Kürk olmayan dış organları burnu ve ayak tabanlarıdır.External structures are the skin and nipples.
Öyleyse, tabanları aynı üstlü sayıları çarptığımda,So in general, whenever I'm multiplying exponents of the same base, that's key,
İkisinin de hep tabanları hem de yükseklikleri eşit .They both have the same height So both of them have the same base
Tabanlarımız aynı, yani üsleri toplayacağız.We have the exact same base, x.
Tabanlarımızın hepsi x, yani üsleri toplayacağız.This is going to be equal to-- we have the same base, x.
Çünkü veriler, veri tabanlarında gizleniyor.Because the data is hidden down in the databases.
Bunlar sütunların tabanları, onun için x yönünde integral aldık. -These are the bases of the column, so we've integrated in the x direction.
"Eğer bir leopar görürsen, oğul, tabanları yağlasan iyi edersin.""If you see a leopard, boy, you better run like hell."
Baştan aşağı, taa tabanlarınıza kadar nefret etmeyi kim öğretti size?Who taught you to hate yourself, from the top of your head to the soles of your feet?
Şöyle diyebilirdik, bakın bunların tabanları aynı.We could have said, well, gee, this is the same base.
avlunun çevresindeki perdeleri, direkleri, direk tabanlarını, avlu kapısındaki perdeyi,the hangings of the court, its pillars, their sockets, and the screen for the gate of the court;
konutu çevreleyen avlunun direkleriyle tabanlarından, kazıklarıyla iplerinden sorumlu olacaktı.the pillars of the court around it, their sockets, their pins, and their cords.
Çoğunlukla güneşli taraftaki kireç gövdesi tabanlarının yakınında bulunan gruplarda bulunurlar.They can often be found in groups near the base of lime tree trunks, on the sunny side.
Bu dergi aşağıdaki veri tabanlarında özetlenmiş ve indekslenmiştir: [1]Reports on Progress in Physics is abstracted and indexed in the following databases:[4]
Galyaların sığ sularda yelken açmak için neredeyse düz tabanları vardı.Galiots had nearly flat bottoms to sail in shallow waters.
Polimer Kraton olarak bilinir ve ayakkabı tabanları ve yapıştırıcılar için kullanılır.The polymer is known as Kraton and is used for shoe soles and adhesives.
Çiçek başları, sapların üzerinde yalnızdır ve tabanların etrafında küçük yaprak dizileri vardır.The flower heads are solitary atop the stems and have arrays of small leaves around the bases.
Kök yakınları hariç, genellikle yaprak tabanlarından temizlenirler.They are usually clean of leaf bases except near the crown.
Plantar siğiller, ayak tabanlarında ve parmaklarında oluşur.Plantar warts occur on the soles of feet and toes.
Tabanlarının hava ile temas etmesi için bacaklarını kaldırdıkları gözlemlenmiştir.Dabei sei ihr Fuß eingeklemmt worden, woraufhin sie überrollt worden sei.
Ayakkabıların platformda kaymaması için tabanlarına reçine sürerler.No tire los palillos en la mesa.
Vadi tabanları Çaybaşı ilçe sınırlarında biraz daha genişlemiştir.La concavità della facciata ingrandisce un poco lo spazio della strada.
Farklı materyal türleri için bağimsiz veri tabanları kullanılmaldır.Evitare accoppiamenti tra elementi di materiale diverso.
Orta taban uzunluğu, alt ve üst tabanlarının uzunluklarının toplamının yarısı kadardır.Киль широкий, его ширина равна половине ширины самого устья.
Bu tür veri tabanları DNAları kısa bir süre haricinde barındırmazlar.Поэтому акулы этого вида могут длительное время оставаться неподвижными на дне.
Tabanları, birkaç santimlik yassı dere taşlarıyla döşenmiş, üzerleri sıkıştırılan toprakla örtülmüştür.Листья пружинят, хотя они выкованы из стали и составляют единое целое со стволом.
Farklı buzul vadilerinin tabanlarında beş adet kaya buzulu yer almaktadır.Практически на вершине горы из породы бьют 5 родников с холодной.
Aspirasyon pnömonisi kendini başlıca akciğer tabanlarında ve sağ taraftaki bilateral opasiteler ile gösterir.قد يظهر ذات الرئة الشفطي عتامات ثنائية الجانب في قاعدتي الرئتين وفي الجانب الأيمن.
Prizmalar tabanlarına göre isimlendirilir.تدعى مشفرات الأولوية.
Tabanları, birkaç santimlik yassı dere taşlarıyla döşenmiş, üzerleri sıkıştırılan toprakla örtülmüştür.كذلك كانت الخيول كثيرًا ما تسرج بسروج من القماش مرسوم عليها شعار النبالة.
Discogs, elektronik müzik kayıtları hakkında internetteki en geniş veri tabanlarından biridir.Discogs é um dos maiores banco de dados online de música e o maior banco de dados no que se refere a vinis.
Meralar daha çok vadi tabanlarındadır.Znacznie lepiej natomiast jest w dolinach.
İki avucu ve tabanları dolgundu.Dublety i kalhoty byly vycpávány.
Discogs, elektronik müzik kayıtları hakkında internetteki en geniş veri tabanlarından biridir.Discogs patří mezi největší online databáze elektronické hudby a také mezi největší vinylové databáze.
Bazı kuvvetli nehir kolları vadi tabanlarını neredeyse aynı boyutta kesmişlerdir.Fluviile deja amintite curg aproape paralel.
Aspirasyon pnömonisi kendini başlıca akciğer tabanlarında ve sağ taraftaki bilateral opasiteler ile gösterir.Pneumonia de aspirație poate prezenta opacități bilaterale mai ales la baza plămânilor și pe partea dreaptă.
Avlu tabanları yer yer taş döşelidir.A barlangi gyöngyök központját denevérkoponyák alkotják.
Ölüler evlerin tabanlarında açılan çukurlara gömülmüştür.Οι νεκροί ενταφιάζονταν σε λάκκους σκαμμένους στο εσωτερικό των κατοικιών.
Bununla beraber ayak tabanları şok emici bir özelliğe sahiptir.Dog har griflen har en karakteristisk nedadbøjet spids.
Sial’in kalınlığı okyanus ve deniz tabanlarında az iken, kara tabanlarında fazladır.På framvingene finnes en trekantet mørkere flekk ved sømmen.
Tabanlarına basarak yürürler.De tar en spasertur i bakgatene.
Bunların hem tabanları yere çok yakındır, hem de tepe yükseklikleri 5 kilometreyi pek geçmez.De allierte hadde trengt gjennom minefeltene i vest og hadde skapt et ti km bredt og fem km dypt innhugg.
Yetkililer, çok fazla tehlike altında kalan binaların tabanlarına kum koymak zorunda kalmışlardır.Otoritas setempat terpaksa menempatkan pasir di dasar bangunan yang paling terancam bahaya di situs tersebut.
(Örneğin, "tabanları yağladık" şeklindeki deyimler.)Contoh paling jelas adalah saat mereka mengucapkan kenape/kenapa'' (mengapa).
Yetkililer, çok fazla tehlike altında kalan binaların tabanlarına kum koymak zorunda kalmışlardır.Các nhà chức trách đã buộc phải dùng cát để gia cố cho các tòa nhà có nguy cơ sụp đổ trên.
En çok ayak tabanları ve koltuk altlarının gıdıklamasından hoşlanırlar.望の肩と頭の上がお気に入り。
Aspirasyon pnömonisi kendini başlıca akciğer tabanlarında ve sağ taraftaki bilateral opasiteler ile gösterir.Aspiracijska pneumonija može biti obilježena obostranim zasjenjenima na bazi, osobito desnog pluća.
Discogs, elektronik müzik kayıtları hakkında internetteki en geniş veri tabanlarından biridir.Discogs patrí medzi najväčšie online databázy elektronickej hudby a tiež medzi najväčšie vinylové databázy.
Aspirasyon pnömonisi kendini başlıca akciğer tabanlarında ve sağ taraftaki bilateral opasiteler ile gösterir.Aspiracijska pljučnica lahko kaže bilateralna motna mesta predvsem v temeljih pljuč in na desni strani.
Avlunun çevresindeki bütün direkler gümüş çemberlerle donatılacak. Çengelleri gümüş, tabanları tunç olacak.Alle Forgårdens Piller rundt omkring skal have Bånd af Sølv, Knager af Sølv og Fodstykker af Kobber.