taban ile cümle
taban kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Utah Eyalet Meclisi binasının altındaki taban yalıtımıThe base isolators under the Utah State Capitol building
Şikago'daki The Field Museum'da bulunan bir taban yalıtımı gösterimiBase isolation demonstration at The Field Museum in Chicago
Taban yalıtım fikrinin gelişimi iki döneme ayrılabilir.The development of the idea of base isolation can be divided into two eras.
Uyarlanabilir taban yalıtımAdaptive base isolation
Taban yalıtım sistemlerine sahip önemli binalar ve yapılarNotable buildings and structures on base isolation systems
Fakat taban yalıtımı bir binanın depremden hiç etkilenmemesini sağlamaz.Contrary to popular belief base isolation does not make a building earthquake proof.
Model tabanlı test tekniklerinin taksonomisi[1] Statik kod analiz araçlarının taksonomisi[2]A taxonomy of model-based testing techniques[12] A taxonomy of static-code analysis tools[13]
Plantar siğiller, ayak tabanlarında ve parmaklarında oluşur.Plantar warts occur on the soles of feet and toes.
El kundağı, şarjör, dipçik ve tabanca kabzası yüksek mukavemetli plastikten yapılmıştır.[1]Forearm, magazine, butt stock and pistol grip are made of high strength plastic.[2]
El kundağı, şarjör, dipçik ve tabanca kabzası yüksek mukavemetli plastikten yapılmıştır.Forearm, magazine, butt stock and pistol grip are made of high strength plastic.
SIGM400 Predator bir tüfek, SIGPM400 Elite PSB ise bir tabancadır.The SIGM400 Predator is a rifle while the SIGPM400 Elite PSB is a pistol.
Çekirdek konfigürasyonlar, pim veya plaka tabanlı yakıt tertibatları veya prizmatik blokları içerir.Core configurations involve pin- or plate-based fuel assemblies or prismatic blocks.
Taban duvarı alterasyon zonunun alterasyon toplulukları, çekirdekten dışa doğru;The alteration assemblages of the footwall alteration zone is, from core outwards;
Tom'un bir tabancası vardı.Tom hatte eine Pistole.
Tüm bu özelliklerle bugün yaygın olan Antiqua tabanlı okul yazılarına benzerlik gösterir.In allen diesen Merkmalen ist sie den heute verbreiteten Antiqua-basierten Schulschriften ähnlich.
RPG Maker 95, ilk Windows tabanlı RPG Maker'dır ve daha gelişmiştir.Der RPG Maker 95 war der erste RPG Maker, der für Windows produziert wurde.
Araç %100 alçak tabanlıdır.Die Fahrzeuge sind 100 % niederflurig.
Bavyera Belediye ve İlleri bu çevrim içi veri tabanında müsait sanayi bölgelerini sunuyorlar.Bayerische Kommunen und Landkreise stellen in diese Online-Datenbank ihre verfügbaren Gewerbeflächen ein.
10 metre havalı tabancada yarışmaktadır.Er tritt im 10-Meter-Luftgewehr-Wettbewerb an.
İlk Gnuzilla IceWeasel dağıtımı Firefox'un 1.5.0.4 sürümünü taban almaktaydı.Die erste Gnuzilla IceWeasel Version basierte auf der Firefox-Version 1.5.0.4.
Civilization V bir sıra tabanlı strateji oyunudur.Civilization ist ein rundenbasiertes Strategiespiel.
TMP ise bir makineli tabancadır.MG = Maschinengewehr.
TCP bağlantı tabanlı (connection-oriented) bir protokoldür.Bei TCP handelt es sich um ein verbindungsorientiertes Protokoll.
Bu operasyonun ardından borsada açık olan şirket hisseleri %10 değer kaybederek taban seviyelerine düştü.Unmittelbar nach der Entscheidung verlor die Aktie des Vereins neun Prozentpunkte ihres Werts.
Yanında her daim tabanca taşır.Er trägt immer seine Flinte mit sich herum.
İlk defa Atlantik tabanında İrlanda ile Newfoundland arasına serilmiştir.Damit entfielen erstmals die Zwischenstopps in Irland und Neufundland.
Tabanlarının hava ile temas etmesi için bacaklarını kaldırdıkları gözlemlenmiştir.Dabei sei ihr Fuß eingeklemmt worden, woraufhin sie überrollt worden sei.
Huawei Watch, Huawei tarafından geliştirilen bir Android Wear tabanlı Akıllı saattir.Die Huawei Watch ist eine mit Android Wear laufende Smartwatch.
Bunun aksi olarak sıra tabanlı strateji oyunları vardır.Dies steht jedoch im Widerspruch zu anderen Spielstrategien.
Şu an için beta versiyonları Linux tabanlı olarak çalışmaktadır.Eine Version für Linux ist derzeit in Arbeit.
Orman tabanında beslenmeyi ve dolaşmayı severler.Sie sitzen gerne auf Waldwegen und saugen an Pfützen.
PubChem, kimyasal moleküllerin bilgi tabanıdır.PubChem ist eine freie Datenbank chemischer Verbindungen.
Ev bu tabanın üstüne inşa edilmiştir.Das Haus ist in den Hang gebaut.
Sistem tamamen web tabanlı bir kullanıcı arabirimi üzerinden kontrol edilir.Das System lässt sich vollständig über einen normalen Webbrowser bedienen.
PPK'nın açılımı "Polizei Pistole Kurz", yani "Kısa Polis Tabancası"dır.Die Abkürzung PPQ steht für „Polizeipistole Quick-Defense“.
RuneScape, Jagex Ltd. tarafından işletilen Java tabanlı devasa online (MMORPG) oyun.RuneScape ist ein Massively Multiplayer Online Role-Playing Game (MMORPG) des Unternehmens Jagex.
Yakın çiftler LIGO gibi yer tabanlı detektörler için sinyal üretirler.Das vordere Beinpaar ist, wie die Antennen, nach vorn gerichtet.
Tabanca kullanır.Die Waffe.
Dış ve iç iki yüz bir taban bir de tepeleri vardır.Jenseits der Berge im Osten befinden sich die beiden Gemeinden Tvøroyri und Hov.
Linux çekirdeği birçok donanım tabanlı rastsal sayı üreticiler için destek sunmaktadır.RINEX wird von vielen Herstellern von GNSS-Satellitenempfängern unterstützt.
Apple bu sorunu çözmek için bilgi tabanlı makale yayınladı.Apple hat dafür eine Dokumenttypdefinition veröffentlicht.
En küçük sayı tabanı 2'dir.Es ist das zweitkleinste befreundete Zahlenpaar.
Diğer önemli alt projeleri işlemci kodu veri tabanını, shellcode arşivini ve ilgili araştırmayı içerir.Andere wichtige Teilprojekte sind das Shellcode-Archiv und Forschung im Bereich der IT-Sicherheit.
SCP Vakfı, internet tabanlı bir işbirlikçi yazma projesinin konusunu oluşturan kurgusal bir organizasyondur.Die SCP Foundation ist ein web-basiertes Projekt für Kollaboratives Schreiben.
Önceki oyunlarda maçlar metin tabanlı takip edilmek zorundaydı.Auf allen anderen damaligen Plattformen musste das Spiel mit Abstrichen umgesetzt werden.
Ellerinde bir kılıç ve sabre tabanca kullanırlar.Sie hielt Buch und Schwert in den Händen.
Diğer dar tarafında ise elektron tabancası bulunur.Im Kolben befindet sich eine Elektronenkanone.
Taban, çakıl taşları ya da yumruk büyüklüğünde taşlarla döşelidir.Gleichzeitig haben die steinernen Tränen oder die Perlen eine große Härte an sich.
Lahti L-35, Finlandiya yapımı bir yarı otomatik tabancadır.Die Lahti L-35 ist eine finnische Selbstladepistole.
FN Five-SeveN, Fabrique Nationale de Herstal (FN) tarafından üretilen bir yarı-otomatik tabancadır.Die FN Five-Seven ist eine Selbstladepistole, die von der belgischen Firma FN Herstal produziert wird.
Minsk International Airport tabanlıdır.Eine Besonderheit hat der Nationale Flughafen Minsk im Bezug auf die Einreise.
SPD gibi Merkez Partisi'nin de kitle tabanı vardı.Auch die Parteiorganisation hatte diejenige der SPD zum Vorbild.
2000 yılının sonuna kadar yaklaşık 500.000 adet Alfa tabanlı sistem satılmıştır.Bis Mitte 1990 wurden so ca. 2.000 ALBA-PCs verkauft.
Bunlardan birincisi oyun tabanlı öğrenmedir (game based learning).Eingereichung für die Kategorie „Game Based Learning“.
Datagram Congestion Control Protocol (DCCP), mesaj tabanlı bir Ulaşım katmanı protokolüdür.Das Datagram Congestion Control Protocol (kurz DCCP) ist ein Netzwerkprotokoll der Transportschicht.
Ek olarak Linux tabanlı olmayan diğer işletim sistemleri hakkında da bilgi içermektedir.Hier ist die Lösungstheorie auch für nichtlineare Systeme bekannt.
1950'de Türkiye'ye pasaportsuz girmekten ve tabanca bulundurmaktan tutuklandı ve kısa süre hapis yattı.1950 war er wegen illegaler Einreise und unerlaubten Waffenbesitzes kurzfristig in Haft.
Bu alanda okyanus tabanında deniz tabanı yayılımının gerçekleştiği uzaklaşma sınırıdır.Im Alpenraum ist diese Begrenzung der Verbreitung hinsichtlich der Meereshöhe so nicht vorhanden.
Uydu tabanlı sistemlerde genellikle SMS kullanılır.Die Handy-Fernbedienung funktioniert üblicherweise per SMS.
Comodo IceDragon - Firefox tarayıcı tabanlı gelişmiş gizlilik ve güvenlik özellikleri ile bir seçimdir.Comodo IceDragon – Ein Firefox-basierter Browser, welcher auch mit Schutzmechanismen ausgestattet wurde.