Ana içeriğe geç
Sözlük

taba ile cümle

taba kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Web tabanlı sanat çalışması, New York’ta Solomon R. Guggenheim Müzesi’nin ilk yetkilisiydi.Cette œuvre internet fut la première œuvre commissionnée par le Musée Solomon R. Guggenheim de New York.
Erciyes’i de kalın bir buzul tabakası kapladı.Cela fit que le Gondwana fut recouvert d'un épais bouclier de glace.
Fakat bu sırada Leonore elbisesine sakladığı bir tabancayı çıkarır.Arrive un sale gosse qui tire sur sa robe.
Levye 9mm tabanca Pompalı tüfek Yerçekimi silahı El bombasıMunition 9mm Parabellum Arme de poing Portail des armes
Volkanik kış, olarak alt atmosfer tabakasının bir yanardağ patlaması sonucu soğuması fenomeni.Un hiver volcanique serait la conséquence directe de l'éruption d'un supervolcan.
Tabancaların namlusu tüfeklerinkinden daha kısadır.Cependant, elles sont plus lentes que les canons.
Tabakam senin yadigârın...Tes états d'âme...
Tabakalaşma, toplumun sosyal yapısından bağımsız değildir.Le marché n'est pas indépendant de la société.
Etrafta birkaç tabak yemek oluşmasını sağlar.Il existe mille et une manières de le cuisiner.
Sütunun tabanında her biri 3metre uzunluğunda 8 bronz asker vardır.Il est entouré à sa base par huit soldats en bronze de trois mètres de haut.
Üçüncü dönem kazılarında üç tabaka saptanmıştır.Il expose ensuite trois tableaux au 3e Salon d’Automne.
Gaganın tabanının altında ince bir ibiği bulunur.Il y a en effet un petit étage sous la charpente.
Orange Eros (turuncu / çikolata tabakalı) bir süredir de satıldı.Le breuvage Gibeau Orange Julep est maintenant vendu en magasin.
Böylece a taban, b üs (veya hiperüs), ve n de derece (veya kademe)dir.Seul le sixième single lui apporte la percée et en même temps son plus grand succès.
Tabanca ise cesedinin çevresinde yoktur.Le pistolet n'est quant à lui pas retrouvé près du corps.
Tabakhane Deresi adı asıl bu kısma verilmektedir.Le titre de travail est Sink-o.
Günümüze ise bu kelime tabakhane olarak gelmiştir.Aux États-Unis, le terme est aujourd'hui considéré comme péjoratif.
Antarktika'nın %98'i buz tabakası ile kaplıdır.Elle est recouverte à 95% par les glaces.
On ikili sayı sistemi (duodesimal), taban olarak 12 sayısının kullanıldığı sistemdir.Le système duodécimal ou base douze est un système de numération qui utilise douze comme base.
Reklamda TARDIS bir buz tabakası üzerinde gösterilmiştir.Puis, la note du devoir de Bart est affiché au réfrigérateur.
Sonra, karenin tabanını, çizdiğimiz daireyle kesişene kadar uzatalım.On enroule alors le brin laissé libre autour du brin enserrant les hanches.
Sitotrofoblast (ya da Langhans tabakası) trofoblastın iç kısmındaki tabakadır.La dysenterie (ou le typhus) fait des ravages dans les troupes.
Sınavlar farklı aralıklarda yapılmakta ve Linux tabanlı konuları kapsamaktadır.Les examens couvrent un certain nombre de sujets liés à Linux.
Bu namluya sahip tabancanın kılıfı tahtadan imal edilmiştir.Cette tonique majeure doit être trouvée à partir de l'armure du morceau.
Andrea bir tabanca isteyip kafasına ateş eder ve 3. sezonun son bölümünde ölür.Il sera abattu par Norman d'une balle dans la tête à la fin de la saison 5.
Bu stadyomun tabani hareketelki olup bir tarafa cekilebilmektedir.Autour de cet étang, on peut se promener.
Atlarını düşman okçularından korumak için atları tabakalı zırhlarla kaplıydı.Les chevaux étaient couverts d’une armure faite de lamelles pour les protéger des archers ennemis.
Bu yüzden, tabakala birbirlerinin üzerinde kolayca kayar.De plus, les sous-espèces s'hybrident facilement les unes avec les autres.
Antergos'un GTK tabanlı yükleyicisinden forklanmıştır.Il abandonne définitivement au contrôle d'Angerville.
Vilayet tabakası onikidir.Le mouillage y est favorable.
Tabak: İçine yiyecek koymaya yarayan az derin kap.Il a une courte trompe, qui lui sert à attraper sa nourriture.
Alt ve üst tabanı dairedir.Le haut et le bas d'Allonnes.
SLE kalbin tüm tabakalarında iltihaplanmaya neden olabilir.Il peut éveiller le Sohma noir en n'importe qui.
Anterior ve inferiorda ağız tabanı ile ilişkilidir.Il est en rapport au-dessus et en dessous avec les veines ophtalmiques.
PC tabanlı sistemler küçük taneli sistemlere örnek olarak verilebilir.On peut voir les systèmes PCP en termes de systèmes de preuve interactifs.
Tencere ve tabak getirmemizi istiyorlar.On servait du thé et de la pâte de coing.
Bu tabakadan aynı zamanda yüksek sanatsal mükemmeliğin pek çok örneği çıkarılmıştır.Comme ce dernier, il manifeste aussi de grands talents artistiques.
Oda girişinin sağında duvara monte edilmiş genişçe bir veya iki tahta (tabaklık) vardı.Attelage à deux, ou en paire (deux chevaux) attachés de part et d'autre du timon.
Ozon ile tepkimeye girerek, ozon tabakasındaki ozon ile reaksiyona girerek parçalanmasına neden olur.Le corona faisait réagir l’oxygène en le transformant en ozone.
Bu çeşitli parçalar daha sonra tek bir tabaka halinde gruplandırılır.Ces parutions ont été regroupées en un seul volume par la suite.
Görüşmeler Ocak 2001'de yapılan Taba Zirvesi'nde devam etti.Les rencontres ont lieu à la Ledna dvorana Tabor.
Aşağıdaki tabloda Dünya genelinde kullanılan majör tabancalar listelenmektedir.Sur le socle sont gravés les faits d’armes du général.
Bayrak, mavi tabanlıdır.Un drapeau bleu, des flammes bleues.
Tabakalarda tane boyutu bakından iki çeşit malzeme vardır.Il existe deux types de calcul d'un tel volume.
Sovyetler Birliği'nin ürettiği ilk yarı-otomatik tabancalardandır.C’était la première arme nucléaire tactique de l'Union soviétique produites en masse.
Yani temel sistem 64-Bit tabanlıdır.Grand module de 64 millimètres.
Bazı değişik reklam tabanlı iş modellerinde, oyunu satın almadan önce denemek mümkündür.De plus, de nombreuses versions d'essai en temps limités permettent de tester les jeux avant l'achat.
Curlie'de Staines-upon-Thames (DMOZ tabanlı)La Windsor Branch de Staines-upon-Thames.
Kireç tabakalarına karışmış bol miktarda demir filizi toprağa kızıl bir renk verir.Ses roches contiennent d'importantes quantités de fer, donnant au sol sa couleur rouge caractéristique.
Fluxbuntu, Fluxbox masaüstünü kullanan (Pencere Yöneticisi), Ubuntu tabanlı bir linux dağıtımıdır.Le gestionnaire de fenêtre par défaut est Fluxbox.
Mısır toplumu belirgin biçimde tabakalaşmış bir toplumdu ve sosyal statü kesin olarak katıydı.La société égyptienne est très stratifiée et le statut social de chaque individu est expressément affiché.
Kutikula, 2 ( ya da 3) alt tabakadan oluşur.On les classe en 2 (ou 3) catégories.
Tabata da 39 maçta 8 gol kaydetti.Il a joué, au total, 39 matchs pour 8 buts.
Ayrıca, bu tabancalar otomatik ateşleme pimi blokuna da sahiptirler.Ils doivent également changer les pneumatiques sans pistolet pneumatique.
Diğer dar tarafında ise elektron tabancası bulunur.Au-dessus de la porte on trouve l'écu des armes.
Cami, Tabaklar Camii'ye çok yakındır.Bakmi, un plat indonésien assez proche.
Denizin sığ tabanında oluşan çamur volkanları bazen adalar oluşturur.Les lacs de retenue générés par des barrages contiennent parfois des îles.
Erken Demir Çağı tabakalarında yedi mezar bulunmuştur.Sept sépultures, de l'âge du fer.
Genel olarak her anakütle tabakası ve örnek tabakası elemanları arasında ilişki kurulabilir.En général, tous les problèmes QSAR peuvent être partagés entre une partie codage et une partie apprentissage.
Halkın katılımı ile gerçekleştiği için "halk tabanlı bilimsel araştırma" olarak da adlandırılır.Comme auparavant, son travail implique « l'éducation politique ».
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod