Bu taşra yolu, on mil uzaktaki küçük bir kasabaya gider.This country road leads to a small town ten miles away.
Bir kadın bir taşra yolunda araba sürüyordu.A woman was driving a car on a country road.
Taşrada eski âdetler, kolay kolay kaybolmadı.Old practices died hard in the country.
Babam taşrada yaşıyor.My father lives in the country.
Şimdi, bir taşra çocuğuyum.I'm a country boy now.
Şehirde yaşamak taşrada yaşamaya göre gerçekten farklıdır.Living in the city is really different to living in the country.
Taşrada yaşıyorum.I live upstate.
Amerikalılar gerçekten taşralı olabilir.Americans could be really provincial.
Amerikalılar gerçekten taşralı olabilirler.Americans can be really provincial.
Küçükken büyükanne ve büyükbabalarımla taşrada çok vakit geçirdim.When I was little, I spent a lot of time in the country with my grandparents.
Ben bir taşra çocuğuyum.I'm a country boy.
Tom taşrada yaşarken asla kapılarını kilitlemedi.Tom never locked his doors when he lived in the country.
Fadıl taşrada yeni bir ev satın aldı.Fadil bought a new house in the country.
Tom bir taşra çocuğu.Tom is a country boy.
Leyla taşrada yalnız başına uzun bir gece geçirdi.Layla spent a long night alone in the outback.
Leyla taşrada hemen hemen ölmüş bulundu.Layla was found almost dead in the outback.
Leyla'nın taşradaki sıkıntısı yeni başlıyordu.Layla's ordeal in the outback was just beginning.
Leyla taşrada dolaşmaya devam etti.Layla continued to wander in the outback.
Sami bir taşra çocuğudur.Sami is a country boy.
Sami bir taşra oğlanıdır.Sami is a country boy.
1932 yılında, Günther Scholtz adlı bir taşra doktoru ile evlendi (1938 yılında boşandı).In 1932, Scholtz-Klink married Günther Scholtz, a country doctor (divorced in 1938).
Güney kıyılarının taşra havası ve sakinliği Metastasio'nun sağlını geri kazanmasına yardım etti.In country air and the quiet of the southern seashore Metastasio's health revived.
"Ribat" (Taşrabat) adı verilen kervansaraylar yapılmıştır.They created a dance called "The Waxman Wiggle".
Ancak bu parti taşradan ve sendikalardan destek bulamadı.Generally speaking, those sections were not challenged by the states and the unions.
Filmin seti Fransa'da bir taşra şehrinde kurulmuştur.In the film, the town is set in Georgia.
1722'de Heydekrug taşra idaresi merkezi oldu ve 1818'de bölge yönetiminin başkenti ilan edildi.In 1722 Heydekrug became a district center and in 1818 the capital of Landkreis Heydekrug.
Babası Kızıl Ordu'da subay olduğundan çeşitli taşra okullarında okudu.Sent to a Red Army officer's academy, he served in several battles.
Birincisi Merkez Teşkilatı ve ikincisi ise Taşra Teşkilatı'dır.The first is the Junior squad and the second is the Hauts squad.
Hatta Hindistan'in varoşlarında bile taşra çocuklarının yuzde 50'si özel okullara gidiyorlar.Even in the slums of India more than 50 percent of urban kids are going into private schools.
Bizler taşrada yaşıyoruz.So we live in the boonies.
Taşra hayatını sevmezsin sanıyordum.I thought you would hate the countryside more.
"Bir taşra köyünde olmam gerekiyor ki güzel hissedebileyim.""I need to be in some backwoods redneck town so that I can feel beautiful."
Kör bir taşralı ahmakla dalga geçiyor.She's making a fool of a blind country bumpkin.
Bir sonraki şiirin adı "Taşra" üniversitede birisiyle tanıştım, hala kendisiyle görüşüyorum.The next poem is called "The Country" and it's based on, when I was in college
Adı "Taşra".It's called "The Country."
(Video) "Taşra"(Video) Narration: "The Country."
Şimdiyse aynı şeyi her taşralı kadın yapabilir.Now, any rural woman can.
Taşralının tekiyken nasıl bizimle çalışabilirsin ki?How can you study with us when you're a commoner?
Ukrayna taşrasında kadın ve çocuk, 1942.Woman and child in rural Ukraine, 1942.
Bununla birlikte onun arzuları da taşra insanının sıradanlığını daha belirgin hale getirir.Yet her yearnings magnify the self-important banality of the local people.
Başka bir yerde, Jennings, Porter ve Shorty taşraya taşınır.Elsewhere, Jennings, Porter, and Shorty have moved to the countryside.
Taşralı olsa da çağdaş, Carolean stili seçilen tasarım seçeneğiydi.The contemporary, if provincial, Carolean style was the selected choice of design.
Tüm taşralılar Roma'yı desteklemedi ve tüm seçkinler de Roma üst sınıfları gibi olmak istemedi.Not all provincials supported Rome and not all elites wanted to be like the Roman upper classes.
1970'lerde taşra repertuar tiyatrosuna geri döndü.In the 1970s, she returned to provincial repertory theatre.
Kallisto ve Zeus'un oğlu Arkas'tır ve Lykaion civarında taşrada yaşamıştır.He is Arkas the son of Kallisto and Zeus, and he lived in the country about Lykaion.
Emeviler Medine'den kaçmış ve taşralı isyancılarla Ensar şehrin kontrolünü ele almışlardı.The Umayyads had fled Medina, and the provincial rebels and the Ansar were in control of the city.
Uzak bir taşra kenti.That of a remote provincial city.
Yine önemsiz bir taşra kenti.Again, that of an unimportant provincial city.
Bunlar çoğunlukla taşradan gelen atlılardı.They were mostly horsemen from the provinces.
Hayatını, ailesinin Kent'teki taşra mülkü Stonewall'u yöneterek geçirdi.He spent his life managing the family's country estate, Stonewall, in Kent.
Samuel Norton (1548–1621), İngiliz taşra beyefendisi ve simyacıdır.[1]Samuel Norton (1548–1621) was an English country gentleman and alchemist.[1]
Çocukluğu boyunca Parra, sekiz kardeşiyle birlikte, taşrada yoksulluk içinde yaşar.Während ihrer Kindheit lebte Violeta mit acht Geschwistern auf dem Land in Armut.
1920 yılında Bask Komünist Partisinin taşra komitesine seçildi.1920 wurde sie in das Provinzkomitee der baskischen Kommunistischen Partei gewählt.
Güney kıyılarının taşra havası ve sakinliği Metastasio'nun sağlını geri kazanmasına yardım etti.Durch die frische Luft der ländlichen Gegend und die Ruhe des Meeres kam Metastasio wieder zu Kräften.
Taşralı Kız (roman), Alberto Moravia'nın 1957'de yazdığı roman.La ciociara est un roman italien d'Alberto Moravia publié en 1957.
Kim Ki-Duk, 20 Aralık 1960'ta Güney Kore Bonghwa'da Kyungsang'ın kuzeyindeki bir taşra köyünde doğdu.Kim Ki-duk est né le 20 décembre 1960 dans la province de Gyeongsang à Bonghwa en Corée du Sud.
Taşra Teşkilatı ise 81 ilde İl Emniyet Müdürlükleri olarak faaliyet yürütmektedir.Les 81 survivants sont secourus par le Noma,.
Taşrada ise, müftüler eğitim teşkilatının sorumlusu olmuşlardır.Por ejemplo, el Derecho de Autor estaba bajo la responsabilidad del Ministerio de Educación.
İl, merkezi idarenin taşra birimlerinin en büyüğüdür.La unidad, es la más nueva con que cuenta el Servicio Penitenciario provincial.
Kuruluşun taşra örgütü, 12 bölge müdürlüğünden meydana gelmiştir.La administración de los distritos recaía en un consejo de 12 hombres.