taşların ile cümle

taşların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.Khi họ viết Hiến pháp, họ đã đổ đất lên đá sỏi bên ngoài hội trường để mà họ có thể tập trung.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.그분들이 헌법을 제정할때, 홀 밖에 있는 자갈위에 흙을 뿌려서 집중할 수 있도록 했죠.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.Ko so pisali ustavo, so po vseh kamnitih pločnikih zunaj dvorane posuli prst, da bi se lahko koncentrirali.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.W trakcie pisania Konstytucji, pokryli bruk pod oknami ziemią, żeby hałas ich nie dekoncentrował.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.Όταν έγραψαν το Σύνταγμα, έβαλαν χώμα στο λιθόστρωτο έξω από την αίθουσα ώστε να μπορέσουν να συγκεντρωθούν.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.כשהם כתבו את החוקה, הם פיזרו עפר על החצץ מחוץ לאולם כדי שהם יוכלו להתרכז.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.عندما كتبوا دستور البلاد فقاموا وضع طين حول كل البحص الذي يحيط القاعة من اجل ان يحافظوا على تركيزهم ..
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.當佢哋撰寫《美國憲法》嘅時候道, 佢哋喺大堂外嘅石卵上鋪滿泥土減噪道, 等佢哋可以專心撰寫。
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.議会の外側の石畳に土を敷き詰めることで 集中できるようにしたのです だから 騒音を低減させる技術がなければ
Atalarının belirlediği Eski sınır taşlarının yerini değiştirme.Älä siirrä ikivanhaa rajaa, jonka esi-isäsi ovat asettaneet.
Atalarının belirlediği Eski sınır taşlarının yerini değiştirme.Chớ dời đi các mộc giới cũ , Mà tổ_phụ con đã dựng .
Atalarının belirlediği Eski sınır taşlarının yerini değiştirme.Chớ dời đi các mộc giới cũ, Mà tổ phụ con đã dựng.
Atalarının belirlediği Eski sınır taşlarının yerini değiştirme.Flyt ej ældgamle Skel, dem, dine Fædre satte.
Atalarının belirlediği Eski sınır taşlarının yerini değiştirme.Flytta icke ett gammalt råmärke, ett sådant som dina fäder hava satt upp.
Atalarının belirlediği Eski sınır taşlarının yerini değiştirme.Flytt ikke det gamle grenseskjell som dine fedre har satt!
Atalarının belirlediği Eski sınır taşlarının yerini değiştirme.Houd u aan de morele grenzen, die al van oudsher gelden.
Atalarının belirlediği Eski sınır taşlarının yerini değiştirme.Janganlah sekali-kali memindahkan batas tanah yang sudah ditetapkan oleh nenek moyangmu
Atalarının belirlediği Eski sınır taşlarının yerini değiştirme.네 선조의 세운 옛 지계석을 옮기지 말지니라
Atalarının belirlediği Eski sınır taşlarının yerini değiştirme.Não removas os limites antigos que teus pais fixaram.
Atalarının belirlediği Eski sınır taşlarının yerini değiştirme.Ne bontsd el a régi határt, melyet csináltak a te eleid.
Atalarının belirlediği Eski sınır taşlarının yerini değiştirme.Ne déplace pas la borne ancienne, Que tes pères ont posée.
Atalarının belirlediği Eski sınır taşlarının yerini değiştirme.Neprenášaj dávnej medze, ktorú spravili tvoji otcovia.
Atalarının belirlediği Eski sınır taşlarının yerini değiştirme.Nepřenášej mezníku starodávního, kterýž učinili otcové tvoji.
Atalarının belirlediği Eski sınır taşlarının yerini değiştirme.Nie przenoś starej granicy, którą uczynili ojcowie twoi.
Atalarının belirlediği Eski sınır taşlarının yerini değiştirme.No cambies de lugar el lindero antiguo que establecieron tus padres
Atalarının belirlediği Eski sınır taşlarının yerini değiştirme.Non spostare il confine antico, posto dai tuoi padri
Atalarının belirlediği Eski sınır taşlarının yerini değiştirme.Nu muta hotarul cel vechi, pe care l-au aşezat părinţii tăi. -
Atalarının belirlediği Eski sınır taşlarının yerini değiştirme.Verrücke nicht die vorigen Grenzen, die deine Väter gemacht haben.
Atalarının belirlediği Eski sınır taşlarının yerini değiştirme.Μη μετακινει ορια αρχαια, τα οποια εθεσαν οι πατερες σου.
Atalarının belirlediği Eski sınır taşlarının yerini değiştirme.Не передвигай межи давней, которую провели отцы твои.
Atalarının belirlediği Eski sınır taşlarının yerini değiştirme.Не премествай старите межди, Които са положили бащите ти.
Atalarının belirlediği Eski sınır taşlarının yerini değiştirme.אל תסג גבול עולם אשר עשו אבותיך׃
Atalarının belirlediği Eski sınır taşlarının yerini değiştirme.لا تنقل التخم القديم الذي وضعه آباؤك.
Atalarının belirlediği Eski sınır taşlarının yerini değiştirme.你 先 祖 所 立 的 地 界 、 你 不 可 挪 移
Atalarının belirlediği Eski sınır taşlarının yerini değiştirme.你 先祖 所立 的 地界 、 你 不 可 挪移
At arabalarının parçaları. en çok da parke taşlarını kullanmışlar.Erano fatte di vagoni. Ed erano fatte specialmente di ciottoli.
At arabalarının parçaları. en çok da parke taşlarını kullanmışlar.Fueron hechas de carretas. Fueron hechas especialmente de adoquines.
At arabalarının parçaları. en çok da parke taşlarını kullanmışlar.Вони були зроблені з возів. Особливо вони були зроблені з бруківки.
Biz bankacılık endüstrisinin temel taşlarından olan, önde gelen bir markayız,あなたはアメリカの資本主義を表すこの物を一つ、
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.Aivomme kehittyivät keskikokoisissa esi-isissä, jotka eivät voineet kävellä kivien läpi.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.A mi agyunk közepes méretű ősökben fejlődött ilyenné, akik nem tudtak átmenni a kősziklán.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.Avem creiere care au evoluat din strămoşi de mărime medie care nu puteau să treacă prin perete.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.Kita punya otak yang berevolusi dari nenek moyang berukuran sedang yang tak dapat berjalan menembus batu.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.우리가 가진 뇌는 바위를 뚫고 지나지 못하는 중간 크기의 조상으로부터 진화한 것입니다.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.Máme mozog, ktorý sa vyvinul v stredne veľkých predchodcoch, ktorí nedokážu prechádzať skalami.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.My máme mozky, které se vyvinuly ve středně velkých předcích, kteří nemohli procházet skálou.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.Nasze mózgi ewoluowały w skali naszych przodków, którzy nie potrafili przechodzić przez skały.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.Nhưng não bộ của chúng ta, tiến hóa từ tổ tiên có kích thước vừa và không thể đi xuyên qua đá.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.Nós temos cérebros que evoluíram de antepassados de tamanho médio que não conseguiam atravessar as rochas.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.Onze hersenen zijn geëvolueerd in middelgrote voorouders die niet door rotsen konden lopen.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.Tenemos cerebros que evolucionaron de ancestros tamaño medio que no podían atravesar rocas.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.Vi har hjärnor som utvecklats i medelstora förfäder som inte kunde gå igenom stenar.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.Vi har hjerner, der udvikledes i mellemstore forfædre, der ikke kunne gå igennem sten.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.Wir haben Gehirne, die sich in mittelgroßen Vorfahren entwickelt haben, die nicht durch Steine gehen konnten.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.Наш же мозг развился у предков среднего размера, которые не могли проходить сквозь камни.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.Ние имаме мозъци, които са еволюирали в средни по размер прадеди които не са могли да минават през скали.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.לנו יש מוחות שהתפתחו אצל אבות מסדר-גודל בינוני, שלא יכלו לעבור דרך סלעים.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.لدينا أدمغة تطورت من أحجام أسلافنا في العالم-الوسط.. لم تكن بمقدورها المشي من خلال الصخور.
Bizim, taşların içinden yürüyemeyen, orta-boy atalarımızdan evrilmiş beyinlerimiz var.進化したのです 生存をする上で脳が必要とすることは
Böyle bir zaman için o kadar uğraşıp bu Felsefe Taşlarını yapmadık mı?Det var väl för nåt sånt här som vi gjorde alla stenar?

İlgili Sayfalar