taşları ile cümle

taşları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
İnanıyorum ki bunlar gelecekteki barışın yapı taşları.Je pense que ce sont les fondations d'une paix future.
İnanıyorum ki bunlar gelecekteki barışın yapı taşları.저는 이들이 미래의 평화를 위한 토대라고 믿습니다.
İnanıyorum ki bunlar gelecekteki barışın yapı taşları.Saya percaya hal ini adalah dasar untuk perdamaian di masa depan.
İnanıyorum ki bunlar gelecekteki barışın yapı taşları.Tôi tin rằng đây là nền tảng cho hòa bình trong tương lai.
İnanıyorum ki bunlar gelecekteki barışın yapı taşları.Věřím, že právě oni jsou ty stavební kameny pro budoucí mír.
İnanıyorum ki bunlar gelecekteki barışın yapı taşları.Wierzę, że będą fundamentem pokoju.
İnanıyorum ki bunlar gelecekteki barışın yapı taşları.Πιστεύω πως αυτά είναι τα θεμέλια για μια μελλοντική ειρήνη.
İnanıyorum ki bunlar gelecekteki barışın yapı taşları.Вярвам, че това са елементите на бъдещия мир.
İnanıyorum ki bunlar gelecekteki barışın yapı taşları.Я верю, что они сделают всё для строительства мира.
İnanıyorum ki bunlar gelecekteki barışın yapı taşları.Я переконана, що це основа побудови миру у майбутньому.
İnanıyorum ki bunlar gelecekteki barışın yapı taşları.אני מאמינה שאלו אבני הבניין לשלום עתידי.
İnanıyorum ki bunlar gelecekteki barışın yapı taşları.أعتقد أن هؤلاء هم أحجار البناء للسلام في المستقبل.
İnsan dehasının ağır taşlarındandır.C'est un parfait exemple du génie humain, au même titre que le Taj Mahal, Mona Lisa et le sandwich glacé.
İnsan dehasının ağır taşlarındandır.Es un bloque masivo de ingenio humano, a la par del Taj Mahal, la Mona Lisa y el emparedado de helado.
İnsan dehasının ağır taşlarındandır.É um exemplo enorme do génio humano juntamente com o Taj Mahal, a Mona Lisa e o gelado sanduíche.
İnsan dehasının ağır taşlarındandır.E un tablou al geniului uman,
İnsan dehasının ağır taşlarındandır.이것은 인간의 천재성을 보여주는 엄청난 것입니다.
İnsan dehasının ağır taşlarındandır.To ogrom ludzkiego geniuszu, porównywany do Tadź Mahal,
İnsan dehasının ağır taşlarındandır.היא לוח מסיבי של גאונות אנושית,
İnsan dehasının ağır taşlarındandır.إنه يمثل جدول لعبقرية الإنسان
İnsan karanlığa son verir, Koyu karanlığın, ölüm gölgesinin taşlarını Son sınırına kadar araştırır.Cíl ukládá temnostem, a všelikou dokonalost člověk vystihá, kámen mrákoty a stínu smrti.
İnsan karanlığa son verir, Koyu karanlığın, ölüm gölgesinin taşlarını Son sınırına kadar araştırır.Človek kladie koniec tme a zkúma vo všetky konce hlbiny hľadajúc kameň mrákoty a tône smrti.
İnsan karanlığa son verir, Koyu karanlığın, ölüm gölgesinin taşlarını Son sınırına kadar araştırır.De gjør ende på mørket, og inn i de innerste kroker gransker de stener som ligger i det sorte mørke;
İnsan karanlığa son verir, Koyu karanlığın, ölüm gölgesinin taşlarını Son sınırına kadar araştırır.사람이 흑암을 파하고 끝까지 궁구하여 음예와 유암 중의 광석을 구하되
İnsan karanlığa son verir, Koyu karanlığın, ölüm gölgesinin taşlarını Son sınırına kadar araştırır.Loài người làm tan tăm tối, Dò xét đến cùng tột, Hòn đá ở nơi âm ẩm tối tăm đen kịch.
İnsan karanlığa son verir, Koyu karanlığın, ölüm gölgesinin taşlarını Son sınırına kadar araştırır.Loài_người làm tan tăm_tối , Dò_xét đến cùng_tột , Hòn đá ở nơi âm_ẩm tối_tăm đen kịch .
İnsan karanlığa son verir, Koyu karanlığın, ölüm gölgesinin taşlarını Son sınırına kadar araştırır.L'uomo pone un termine alle tenebre e fruga fino all'estremo limite le rocce nel buio più fondo
İnsan karanlığa son verir, Koyu karanlığın, ölüm gölgesinin taşlarını Son sınırına kadar araştırır.Man macht der Finsternis ein Ende und findet zuletzt das Gestein tief verborgen.
İnsan karanlığa son verir, Koyu karanlığın, ölüm gölgesinin taşlarını Son sınırına kadar araştırır.Man sätter då gränser för mörkret, och rannsakar ned till yttersta djupet,
İnsan karanlığa son verir, Koyu karanlığın, ölüm gölgesinin taşlarını Son sınırına kadar araştırır.På Mørket gør man en Ende og ransager indtil de dybeste Kroge Mørkets og Mulmets Sten;
İnsan karanlığa son verir, Koyu karanlığın, ölüm gölgesinin taşlarını Son sınırına kadar araştırır.tárt vet [az ember] a setétségnek, és átkutatja egészen és végig a homálynak és a halál árnyékának kövét.
İnsan karanlığa son verir, Koyu karanlığın, ölüm gölgesinin taşlarını Son sınırına kadar araştırır.Tehdään loppu pimeydestä, ja tutkitaan tyystin kivi, jonka synkkä pilkkopimeä peittää.
İnsan karanlığa son verir, Koyu karanlığın, ölüm gölgesinin taşlarını Son sınırına kadar araştırır.Temi napravljajo konec in preiskujejo do najskrajnejših mej kamene, skrite v temini in v smrtni senci.
İnsan karanlığa son verir, Koyu karanlığın, ölüm gölgesinin taşlarını Son sınırına kadar araştırır.Человек полагает предел тьме и тщательно разыскивает каменьво мраке и тени смертной.
İnsan karanlığa son verir, Koyu karanlığın, ölüm gölgesinin taşlarını Son sınırına kadar araştırır.Човекът туря край на тъмнината, И издирва до най-далечните места, Камъните в тъмнината и в мрачната сянка.
İnsan karanlığa son verir, Koyu karanlığın, ölüm gölgesinin taşlarını Son sınırına kadar araştırır.קץ שם לחשך ולכל תכלית הוא חוקר אבן אפל וצלמות׃
İnsan karanlığa son verir, Koyu karanlığın, ölüm gölgesinin taşlarını Son sınırına kadar araştırır.قد جعل للظلمة نهاية والى كل طرف هو يفحص. حجر الظلمة وظل الموت.
İnsan karanlığa son verir, Koyu karanlığın, ölüm gölgesinin taşlarını Son sınırına kadar araştırır.人 為 黑 暗 定 界 限 、 查 究 幽 暗 陰 翳 的 石 頭 、 直 到 極 處
İnsan karanlığa son verir, Koyu karanlığın, ölüm gölgesinin taşlarını Son sınırına kadar araştırır.人 為 黑暗 定界限 、 查究 幽暗陰翳 的 石頭 、 直 到 極處
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.A határokat odább tolják, a nyájat elrabolják és legeltetik.
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.Bezbožníci prenášajú medze, lúpežne zajímajú stádo a pasú.
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.Bezbožníť nyní mezníky přenášejí, a stádo, kteréž mocí zajali, pasou.
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.Có người dời sụt mộc giới , Aên cắp bầy chiên , rồi dẫn cho ăn .
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.Có người dời sụt mộc giới, Aên cắp bầy chiên, rồi dẫn cho ăn.
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.De onde flytter Markskel, ranede Hjorde har de på Græs.
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.Er worden grenspalen verschoven, schaapskudden gestolen en geweid
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.Folk flytter grenseskjell; de raner fe og fører det på beite.
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.Há os que removem os limites; roubam os rebanhos, e os apascentam.
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.Hay quienes remueven los linderos, roban rebaños y los apacientan
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.I malvagi spostano i confini, rubano le greggi e le menano al pascolo
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.Jumalattomat siirtävät rajoja, ryöstävät laumoja ja laskevat ne laitumelle.
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.어떤 사람은 지계표를 옮기며 양떼를 빼앗아 기르며
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.Krivičniki prestavljajo mejnike, plenijo črede in jih sebi pasejo.
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.Man verrückt die Grenzen, raubt die Herde und weidet sie.
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.Niezbożni granice przenoszą, trzody zabierają i pasą.
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.On déplace les bornes, On vole des troupeaux, et on les fait paître;
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.Se, råmärken flyttar man undan, rövade hjordar driver man i bet;
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.Sînt unii cari mută hotarele, fură turmele, şi le pasc;
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.Μετακινουσιν ορια αρπαζουσι ποιμνια και ποιμαινουσιν
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.Едни преместят межди, Грабят стада и ги пасат;

İlgili Sayfalar