Bavulunuzu sizin için taşımama izin verin.Allow me to carry your suitcase for you.
Senin için bavulunu taşımama izin ver.Let me to carry your suitcase for you.
Herhangi bir cerrahi işlem risk taşır.Any surgical procedure carries risks.
Tom, Mary'nin Boston'a neden taşındığını öğrendi.Tom found out why Mary moved to Boston.
Onu yeni bir düzeye taşıyoruz.We're taking it to a new level.
Tom şapkasını elinde taşıyordu.Tom carried his hat in his hand.
Çoğu zaman bir silah taşırım.I carry a gun most of the time.
Tom sonunda Boston'a taşındı.Tom eventually moved to Boston.
Bu, haber değeri taşıyor gibi görünmüyor.This hardly seems newsworthy.
Tom üç yıl önce taşındı.Tom moved in three years ago.
Onu mezarıma taşıyacağım.I'll carry that to my grave.
Tom taşı gediğine koydu.Tom hit the nail on the head.
Tom'u taşımanıza gerek yok.You don't need to carry Tom.
Tom taşlanarak öldü.Tom was stoned to death.
Tom taşımak için çok büyük.Tom is too big to carry.
Tom bir silah taşıyordu.Tom was carrying a gun.
Tom bir baston taşıyordu.Tom carried a cane.
Tom taşlaşmıştı.Tom was petrified.
Tom bir silah taşıdı.Tom carried a gun.
Mary erkek arkadaşıyla birlikte taşındı.Mary moved in with her boyfriend.
Tom kız arkadaşıyla birlikte taşındı.Tom moved in with his girlfriend.
Eğer teyzemin taşakları olsaydı, amcam olurdu.If my aunt had balls, she'd be my uncle.
Tom bavulunu taşımamı istedi.Tom asked me to carry his suitcase.
Taş Devri'nden beri insanlar pek değişmedi.Humans haven't changed much since the Stone Age.
Tom'un Boston'a taşınmayı planladığı doğru mu?Is it true that Tom plans to move to Boston?
İnsanlar piyanoyu taşımak için yeterli değil.The people are not enough to carry the piano.
Boston'a taşınıyor olmaktan mutluyum.I'm happy to be moving to Boston.
Dün Tom'un taşınmasına yardım etmemiz gerektiğine bilmiyordum.I didn't know we were supposed to help Tom move yesterday.
Jamal yeni kız arkadaşı ile Kahire'ye taşındı.Jamal moved to Cairo with his new girlfriend.
Boeing 747 dokuz saatlik bir uçuş için ne kadar yakıt taşır?How much fuel does a Boeing 747 carry for a nine-hour flight?
Ben taşlandım.I was stoned.
Tom taşrada yaşarken asla kapılarını kilitlemedi.Tom never locked his doors when he lived in the country.
Ne kadar nakit taşıyorsun?How much cash do you carry?
Fadıl, 9 mm'lik bir tabanca taşıyordu.Fadil carried a 9mm pistol.
Fadıl ve Leyla, Kahire'ye taşındılar.Fadil and Layla moved to Cairo.
Fadıl çok para taşıyordu.Fadil was carrying a lot of cash.
Tom ve Mary Boston'a taşındı.Tom and Mary have moved to Boston.
Tom soyulduğunda çok para taşıyordu.Tom was carrying a lot of cash when he got mugged.
Fadıl, Dania'yı onunla birlikte Kahire'ye taşımaya ikna etti.Fadil convinced Dania to move to Cairo with him.
Fadıl ilk gerçek kız arkadaşı Dania ile Kahire'ye taşındı.Fadil moved to Cairo with his first real girlfriend, Dania.
Sen Boston'a taşındığından beri ne kadar oldu?How long has it been since you moved to Boston?
Tom ailesiyle birlikte Boston'a taşındı.Tom moved to Boston with his family.
Tom'un piyanoyu taşımasına yardım etmek zorundayım.I have to help Tom move the piano.
Tom, Mary'nin arabasına bir şeyler taşımasına yardımcı oldu.Tom helped Mary carry stuff out to her car.
Boston'a yeni taşındım.I've just moved to Boston.
Boston'a taşınmayı planlıyorum.I plan to move to Boston.
Boston'a taşınmak niyetindeyim.I intend to move to Boston.
Genellikle ne kadar nakit taşıyorsun?How much cash do you usually carry?
Ben hep bir bıçak taşırım.I always carry a knife.
Tom'u yukarıdaki yatak odasına taşıdım.I carried Tom upstairs to his bedroom.
Tom, Boston'a taşınmak istemiyor.Tom doesn't want to move to Boston.
Taşınmayı planlıyorum.I plan to move.
Bu masanın odama taşınması için yardıma ihtiyacım var.I need help moving this table into my room.
Bu masayı odama taşırken yardıma ihtiyacım var.I need help moving this table into my room.
Ben Boston'a taşınmak istemiyorum.I don't want to move to Boston.
Yeni taşındım.I've just moved.
Bu kutuları taşımama yardım edersen minnettar olurum.I'd be grateful if you could help me move these boxes.
Şebeke gösterinizi başka bir zaman aralığına taşıyor.The network is moving your show to another time slot.
Tom'un taşınmasına yardım ettim.I helped Tom move.
Eve geri taşındım.I moved back home.