taşıyan ile cümle
taşıyan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Bu ismi taşıyan bir şema var.Ein Schema dieses Namens existiert bereits.
Bunlar yani hastalığı taşıyanlar ama göstermeyenler buradaki melezler olacakç -Nosiciele nie mają objawów choroby, to są te heterozygoty.
Bunlar yani hastalığı taşıyanlar ama göstermeyenler buradaki melezler olacakç -Sie sind Träger des Allels, zeigen die Krankheit tatsächlich aber nicht, und das wären nämlich die
- Bunlar yani hastalığı taşıyanlar ama göstermeyenler buradaki melezler olacakç -Son portadores de la enfermedad, pero no es realmente mostrarlo, y que sería el híbridos allí.
Bunlar yani hastalığı taşıyanlar ama göstermeyenler buradaki melezler olacakçTito jedinci jsou přenašeči, ale nemoc se u nich neprojeví.
Bunlar yani hastalığı taşıyanlar ama göstermeyenler buradaki melezler olacakç - -Zij zijn dragers voor deze ziekte, maar vertonen deze niet, en dat zouden deze hybrides hier zijn.
Bunlar yani hastalığı taşıyanlar ama göstermeyenler buradaki melezler olacakç -Те са носители на заболяването, но не го проявяват, защото всъщност са хибриди.
Bunlar yani hastalığı taşıyanlar ama göstermeyenler buradaki melezler olacakçهم حاملى للمرض,لكنه لا يظهر بالفعل عليهم,
Bunting çalışma taşıyan mum titreşti patlak verdi.Bunting vitt a tanulmány cikáztak and
Bunun üzerine Yoavın silahlarını taşıyan on genç Avşalomun çevresini sarıp onu öldürdüler.A obskočivše Absolona deset služebníků, oděnců Joábových, bili jej a zabili.
Bunun üzerine Yoavın silahlarını taşıyan on genç Avşalomun çevresini sarıp onu öldürdüler.A obskoczywszy Absaloma dziesięć sług, którzy nosili broó Joabowę, bili, i zbili go.
Bunun üzerine Yoavın silahlarını taşıyan on genç Avşalomun çevresini sarıp onu öldürdüler.A obstúpili desiati mládenci, ktorí nosili zbraň Joábovu, a bili Absaloma, a tak ho zabili.
Bunun üzerine Yoavın silahlarını taşıyan on genç Avşalomun çevresini sarıp onu öldürdüler.Derpå trådte ti unge Mænd, der var Joabs Våbendragere, til og gav Absalon Dødsstødet.
Bunun üzerine Yoavın silahlarını taşıyan on genç Avşalomun çevresini sarıp onu öldürdüler.Dix jeunes gens, qui portaient les armes de Joab, entourèrent Absalom, le frappèrent et le firent mourir.
Bunun üzerine Yoavın silahlarını taşıyan on genç Avşalomun çevresini sarıp onu öldürdüler.Ðoạn mười kẻ trai trẻ vác binh khí của Giô-áp, vây quanh Áp-sa-lôm, đánh và giết người đi.
Bunun üzerine Yoavın silahlarını taşıyan on genç Avşalomun çevresini sarıp onu öldürdüler.Ðoạn mười kẻ trai_trẻ vác binh_khí của Giô-áp , vây quanh Áp - sa-lôm , đánh và giết người đi .
Bunun üzerine Yoavın silahlarını taşıyan on genç Avşalomun çevresini sarıp onu öldürdüler.E o cercaram dez mancebos, que levavam as armas de Joabe; e feriram a Absalão, e o mataram.
Bunun üzerine Yoavın silahlarını taşıyan on genç Avşalomun çevresini sarıp onu öldürdüler.In deset mladeničev, oprod Joabovih, stopi okoli Absaloma in ga bijejo in umore.
Bunun üzerine Yoavın silahlarını taşıyan on genç Avşalomun çevresini sarıp onu öldürdüler.Ja kymmenen nuorta miestä, Jooabin aseenkantajaa, astui Absalomin luo, ja he löivät hänet kuoliaaksi.
Bunun üzerine Yoavın silahlarını taşıyan on genç Avşalomun çevresini sarıp onu öldürdüler.Kemudian sepuluh orang anak buah Yoab mengeroyoknya dan membunuhnya
Bunun üzerine Yoavın silahlarını taşıyan on genç Avşalomun çevresini sarıp onu öldürdüler.요압의 병기를 맡은 소년 열이 압살롬을 에워싸고 쳐죽이니라
Bunun üzerine Yoavın silahlarını taşıyan on genç Avşalomun çevresini sarıp onu öldürdüler.Körülfogák akkor a Joáb fegyverhordozó szolgái tízen, és általverék Absolont, és megölék õt.
Bunun üzerine Yoavın silahlarını taşıyan on genç Avşalomun çevresini sarıp onu öldürdüler.Luego lo rodearon diez jóvenes, escuderos de Joab, e hirieron a Absalón y lo remataron
Bunun üzerine Yoavın silahlarını taşıyan on genç Avşalomun çevresini sarıp onu öldürdüler.Poi dieci giovani scudieri di Ioab circondarono Assalonne, lo colpirono e lo finirono
Bunun üzerine Yoavın silahlarını taşıyan on genç Avşalomun çevresini sarıp onu öldürdüler.Så stilte ti unge menn - Joabs våbensvenner - sig rundt omkring og hugg til Absalom og drepte ham.
Bunun üzerine Yoavın silahlarını taşıyan on genç Avşalomun çevresini sarıp onu öldürdüler.Sedan kommo tio unga män, Joabs vapendragare, ditfram, och av dem blev Absalom till fullo dödad.
Bunun üzerine Yoavın silahlarını taşıyan on genç Avşalomun çevresini sarıp onu öldürdüler.Tien van Joabs jonge wapenknechten omringden Absalom daarna en doodden hem.
Bunun üzerine Yoavın silahlarını taşıyan on genç Avşalomun çevresini sarıp onu öldürdüler.Und zehn Knappen, Joabs Waffenträger, machten sich umher und schlugen ihn zu Tod.
Bunun üzerine Yoavın silahlarını taşıyan on genç Avşalomun çevresini sarıp onu öldürdüler.Zece tineri, cari duceau armele lui Ioab, au înconjurat pe Absalom, l-au lovit şi l-au omorît.
Bunun üzerine Yoavın silahlarını taşıyan on genç Avşalomun çevresini sarıp onu öldürdüler.Και περικυκλωσαντες δεκα νεοι, οι βασταζοντες τα οπλα του Ιωαβ, επαταξαν τον Αβεσσαλωμ και εθανατωσαν αυτον.
Bunun üzerine Yoavın silahlarını taşıyan on genç Avşalomun çevresini sarıp onu öldürdüler.И десет момъка, Иоавови оръженосци, заобиколиха Авесалома, та го удариха и убиха го.
Bunun üzerine Yoavın silahlarını taşıyan on genç Avşalomun çevresini sarıp onu öldürdüler.И окружили Авессалома десять отроков, оруженосцев Иоава, и поразили и умертвили его.
Bunun üzerine Yoavın silahlarını taşıyan on genç Avşalomun çevresini sarıp onu öldürdüler.ויסבו עשרה נערים נשאי כלי יואב ויכו את אבשלום וימיתהו׃
Bunun üzerine Yoavın silahlarını taşıyan on genç Avşalomun çevresini sarıp onu öldürdüler.واحاط بها عشرة غلمان حاملو سلاح يوآب وضربوا ابشالوم واماتوه.
Bunun üzerine Yoavın silahlarını taşıyan on genç Avşalomun çevresini sarıp onu öldürdüler.給 約 押 拿 兵 器 的 十 個 少 年 人 圍 繞 押 沙 龍 、 將 他 殺 死
Bunun üzerine Yoavın silahlarını taşıyan on genç Avşalomun çevresini sarıp onu öldürdüler.給約 押 拿 兵器 的 十 個 少年人 圍繞 押 沙龍 、 將 他 殺死
Bu parçayı taşıyan üst parça. Bir Taşıyıcı parça olmalıdırOpphav for widget. Må være et container-widget
Burası yüklerinizi taşıyan himalayan öküzünü getirebileceğiniz son noktadır.C'est le plus haut point où vous pouvez emmener vos yaks avant de devoir décharger.
Burası yüklerinizi taşıyan himalayan öküzünü getirebileceğiniz son noktadır.Das ist der höchste Punkt, zu dem man seine Yaks bringen kann, bevor man sie abladen muss.
Burası yüklerinizi taşıyan himalayan öküzünü getirebileceğiniz son noktadır.Đây là điểm cuối cùng mà bò Tây Tạng có thể đến được. Sau đó bạn phải dỡ hành lý xuống.
Burası yüklerinizi taşıyan himalayan öküzünü getirebileceğiniz son noktadır.E' il punto più alto al quale gli yak possono arrivare prima di dover scaricare.
Burası yüklerinizi taşıyan himalayan öküzünü getirebileceğiniz son noktadır.Es el punto más alto al que puedes llevar los Yaks antes de descargar.
Burası yüklerinizi taşıyan himalayan öküzünü getirebileceğiniz son noktadır.Este cel mai înalt punct la care poţi să îţi aduci iacii înainte de a fi nevoit să descarci.
Burası yüklerinizi taşıyan himalayan öküzünü getirebileceğiniz son noktadır.Ez a legmagasabb pont, ameddig a yakokat fel lehet vezetni, ahol le kell rakodni.
Burası yüklerinizi taşıyan himalayan öküzünü getirebileceğiniz son noktadır.Het hoogste punt waarop je de yaks kan brengen voordat je ze moet afladen.
Burası yüklerinizi taşıyan himalayan öküzünü getirebileceğiniz son noktadır.Je to najvyššie miesto kam môžete doviesť svojich yakov pred tým, ako z nich zložíte náklad.
Burası yüklerinizi taşıyan himalayan öküzünü getirebileceğiniz son noktadır.야크로 짐을 실어 나를 수 있는 가장 높은 한계 입니다.
Burası yüklerinizi taşıyan himalayan öküzünü getirebileceğiniz son noktadır.To najwyższy punkt, do którego dochodzą jaki, potem trzeba je rozładować.
Burası yüklerinizi taşıyan himalayan öküzünü getirebileceğiniz son noktadır.Това е най-високата точка, до която може да отведеш яковете си, преди да се наложи да разтоварваш.
Burası yüklerinizi taşıyan himalayan öküzünü getirebileceğiniz son noktadır.Це найбільша висота, на яку можуть піднятися яки, далі їх доведеться розвантажити.
Burası yüklerinizi taşıyan himalayan öküzünü getirebileceğiniz son noktadır.Это самая высокая точка, до которой добираются вьючные животные, там нужно разгружаться.
Burası yüklerinizi taşıyan himalayan öküzünü getirebileceğiniz son noktadır.הנקודה הגבוה ביותר שאליה ניתן להביא את היאקים שלך לפני שחייבים לפרוק אותם.
Burası yüklerinizi taşıyan himalayan öküzünü getirebileceğiniz son noktadır.وانها أعلى نقطة يمكن لحيوان النقل " الياك " الوصول إليها قبل أن تضطر إلى أن تفرغ حمولتها
Burası yüklerinizi taşıyan himalayan öküzünü getirebileceğiniz son noktadır.ここで荷物をおろします これが私の荷物です
Bu resimler, Botero'nun görkemli üslubunu taşıyan, işkence ve kötü muamele konulu devasa tablolar.Ce sont de grandes oeuvres montrant la torture et l'abus de pouvoir dans le style tout en volumes de Botero.
Bu resimler, Botero'nun görkemli üslubunu taşıyan, işkence ve kötü muamele konulu devasa tablolar.Chúng là những bức tranh lớn về sự tra tấn và lạm dụng quyền lực, theo nhiều phong cách Botero
Bu resimler, Botero'nun görkemli üslubunu taşıyan, işkence ve kötü muamele konulu devasa tablolar.De är enorma tavlor föreställande tortyr och maktövergrepp, i Boteros volumiösa stil.
Bu resimler, Botero'nun görkemli üslubunu taşıyan, işkence ve kötü muamele konulu devasa tablolar.Det er kæmpe billeder af tortur og magtmisbrug, i den voluminøse Botero stil.
Bu resimler, Botero'nun görkemli üslubunu taşıyan, işkence ve kötü muamele konulu devasa tablolar.Die großen Gemälde zeigen Folter und Machtmissbrauch, alles im üppigen Botero-Stil.
Bu resimler, Botero'nun görkemli üslubunu taşıyan, işkence ve kötü muamele konulu devasa tablolar.Hatalmas festmények kínzásokról és hatalomvisszaélésről, Botero részletező stílusában.