Beni domuz gibi sırtında taşımak mı? <i>Hayıe öyle değil.*Mi farai fare un giro a cavalluccio? No, non è questo!
Beni domuz gibi sırtında taşımak mı? <i>Hayıe öyle değil.Sinä päästät minut reppuselkään? Ei, sitä!
Beni domuz gibi sırtında taşımak mı? <i>Hayıe öyle değil.*Θα με κουβαλήσεις στην πλάτη; Όχι δεν είναι έτσι!
Beni domuz gibi sırtında taşımak mı? <i>Hayıe öyle değil.* ستحملني على ظهرك؟ كلا , ليس هذا
Benim devlet, iyi sen know'st üzerine gülümseme, göklerin taşımak için haç ve günah dolu.Aby przenieść nieba, by uśmiech na mój stan, Które know'st dobrze ty, jest krzyż i pełne grzechu.
Benim devlet, iyi sen know'st üzerine gülümseme, göklerin taşımak için haç ve günah dolu.Ak chcete presunúť neba s úsmevom na svoju štátu, v ktorom aj tie know'st, je kríž a plný hriechu.
Benim devlet, iyi sen know'st üzerine gülümseme, göklerin taşımak için haç ve günah dolu.Áthelyezése az ég a mosoly az én állam, amely, jól tudod te, a kereszt és tele bűn.
Benim devlet, iyi sen know'st üzerine gülümseme, göklerin taşımak için haç ve günah dolu.Če želite premakniti nebesa, da nasmeh na moje stanje, ki je, tudi ti know'st, je križ in poln greha.
Benim devlet, iyi sen know'st üzerine gülümseme, göklerin taşımak için haç ve günah dolu.Chcete-li přesunout nebe s úsměvem na svou státu, v němž i ty know'st, je kříž a plný hříchu.
Benim devlet, iyi sen know'st üzerine gülümseme, göklerin taşımak için haç ve günah dolu.För att flytta himlen att le på mitt tillstånd, som, ja du know'st är kors och full av synd.
Benim devlet, iyi sen know'st üzerine gülümseme, göklerin taşımak için haç ve günah dolu.Hvis du vil flytte himlen for at smile til min tilstand, hvilket, godt du know'st, er korset og fuld af synd.
Benim devlet, iyi sen know'st üzerine gülümseme, göklerin taşımak için haç ve günah dolu.나의 주, 잘 너는 know'st, 미소로 하늘을 이동하기 위해서는 십자가와 죄의 가득합니다.
Benim devlet, iyi sen know'st üzerine gülümseme, göklerin taşımak için haç ve günah dolu.Om naar de hemel te glimlachen op mijn toestand, die, ook gij know'st, is cross en vol van de zonde.
Benim devlet, iyi sen know'st üzerine gülümseme, göklerin taşımak için haç ve günah dolu.Para mover los cielos a sonreír en mi estado, que, know'st y tú, es la cruz y lleno de pecado.
Benim devlet, iyi sen know'st üzerine gülümseme, göklerin taşımak için haç ve günah dolu.Para mover o céu a sorrir no meu Estado, que, bem sabes tu, é transversal e cheio de pecado.
Benim devlet, iyi sen know'st üzerine gülümseme, göklerin taşımak için haç ve günah dolu.Pentru a muta cerul să zâmbească la starea mea, Care, know'st bine tu, este crucea şi plină de păcat.
Benim devlet, iyi sen know'st üzerine gülümseme, göklerin taşımak için haç ve günah dolu.Per spostare i cieli di sorridere al mio Stato, che, sai bene tu, è croce e pieno di peccato.
Benim devlet, iyi sen know'st üzerine gülümseme, göklerin taşımak için haç ve günah dolu.Pour déplacer les cieux de sourire sur mon état, qui, Sais-tu bien, est transversale et pleine de péché.
Benim devlet, iyi sen know'st üzerine gülümseme, göklerin taşımak için haç ve günah dolu.So verschieben Sie den Himmel auf meine Staat, der, auch du weißt, Lächeln ist Kreuz und voller Sünde.
Benim devlet, iyi sen know'st üzerine gülümseme, göklerin taşımak için haç ve günah dolu.Untuk memindahkan langit tersenyum pada negara saya, Yang, know'st juga engkau, adalah cross dan penuh dosa.
Benim devlet, iyi sen know'st üzerine gülümseme, göklerin taşımak için haç ve günah dolu.Voit siirtyä taivaat hymyilemään minun valtio, joka hyvin sinä know'st, on rajat ja täynnä synnin.
Benim devlet, iyi sen know'st üzerine gülümseme, göklerin taşımak için haç ve günah dolu.Для перемещения небес на улыбку на мое состояние, которое, ну ты know'st, является кросс и полна греха.
Benim devlet, iyi sen know'st üzerine gülümseme, göklerin taşımak için haç ve günah dolu.За да преместите небесата, да се усмихва при моята държава, които, добре ти know'st, кръста и на греха.
Benim devlet, iyi sen know'st üzerine gülümseme, göklerin taşımak için haç ve günah dolu.כדי להזיז את השמים לחייך על המדינה שלי, איזה, know'st אתה טוב, הוא לחצות ומלא חטא.
Benim devlet, iyi sen know'st üzerine gülümseme, göklerin taşımak için haç ve günah dolu.للانتقال إلى السماوات ابتسامة على ولايتي ، الذي know'st أنت جيدا ، وعبر كامل الخطيئة.
Benim devlet, iyi sen know'st üzerine gülümseme, göklerin taşımak için haç ve günah dolu.[レディキャピュレットを入力してください。]
Bir adım ileri gitmek istedim, Bir elektronu taşımak diğerini bırakmak istedim.Chciałam iść o krok dalej i przesunąć jeden elektron do węzła i jeden poza.
Bir adım ileri gitmek istedim, Bir elektronu taşımak diğerini bırakmak istedim.Et j'ai voulu aller un peu plus loin, je voulais déplacer un électron en haut et un électron en bas.
Bir adım ileri gitmek istedim, Bir elektronu taşımak diğerini bırakmak istedim.Quise ir un paso más allá: pasar un electrón a encendido y otro a apagado.
Bir adım ileri gitmek istedim, Bir elektronu taşımak diğerini bırakmak istedim.Và tôi còn muốn đi xa hơn, tôi muốn bật 1 electron lên và tắt 1 cái khác đi.
Bir adım ileri gitmek istedim, Bir elektronu taşımak diğerini bırakmak istedim.Volevo fare un altro passo avanti, e muovere un elettrone sì e un elettrone no.
Bir adım ileri gitmek istedim, Bir elektronu taşımak diğerini bırakmak istedim.Και ήθελα να πάω ένα βήμα παραπέρα και ήθελα να κουνήσω ένα ηλεκτρόνιο μέσα και ένα ηλεκρόνιο έξω.
Bir adım ileri gitmek istedim, Bir elektronu taşımak diğerini bırakmak istedim.Я хотела пойти дальше, я хотела заставить двигаться один электрон вперед, а второй — назад.
Birçoğumuz ve insanlar ediliyor süslemek ya da taşımak zorunda우리는 많은 그리고 사람들이 만드는거야? 꾸미다하거나 이동 강제로
Birçoğumuz ve insanlar ediliyor süslemek ya da taşımak zorundaרבים מאיתנו והם להיות נאלץ לעבור לייפות או
Birçoğumuz ve insanlar ediliyor süslemek ya da taşımak zorundaكثير من الناس منا و, ويجري أجبروا على الرحيل أو تجميل
Birçoğumuz ve insanlar ediliyor süslemek ya da taşımak zorunda共産主義者は、より良い制御することができますここで、
Bir elektronu taşımak diğerini bırakmak istedim.Egy lépéssel még tovább akartam menni, és egy elektront akartam be- és egyet kiengedni.
Bir elektronu taşımak diğerini bırakmak istedim.Ik wilde een stapje verder gaan. en één elektron aanzetten en één elektron uit.
Bir elektronu taşımak diğerini bırakmak istedim.한 전자는 켜고 한 전자는 끄고 싶었습니다.
Bir elektronu taşımak diğerini bırakmak istedim.ורציתי לדחוף את זה צעד אחד קדימה, ורציתי להדליק אלקטרון אחד
Bir elektronu taşımak diğerini bırakmak istedim.وأردت تحريك الكترون واحد تارة وإيقاف أخر تارة أخرى.
Bir elektronu taşımak diğerini bırakmak istedim.それぞれの状態を実現したいと思いました 周りからは それは無理だと言われました
Bir hastanede, bu cihaz tıbbi malzeme taşımak için kullanılabilir.Còn trong bệnh viện, thiết bị này có thể được dùng để vận chuyển các thiết bị y tế.
Bir hastanede, bu cihaz tıbbi malzeme taşımak için kullanılabilir.Dans un hôpital, cet appareil pourrait être utilisé pour transporter les équipements médicaux.
Bir hastanede, bu cihaz tıbbi malzeme taşımak için kullanılabilir.Di rumah sakit, robot ini dapat digunakan untuk membawa peralatan medis.
Bir hastanede, bu cihaz tıbbi malzeme taşımak için kullanılabilir.En un hospital este dispositivo podría usarse para llevar equipo médico.
Bir hastanede, bu cihaz tıbbi malzeme taşımak için kullanılabilir.I et hospital, kunne den bruges til At bære rundt læge udstyr
Bir hastanede, bu cihaz tıbbi malzeme taşımak için kullanılabilir.In een ziekenhuis zou dit kunnen worden gebruikt om medische instrumenten rond te brengen.
Bir hastanede, bu cihaz tıbbi malzeme taşımak için kullanılabilir.In einem Krankenhaus könnte das Gerät dazu verwendet werden, medizinische Apparate herumzutragen.
Bir hastanede, bu cihaz tıbbi malzeme taşımak için kullanılabilir.În spitale, acest dispozitiv ar putea fi folosit pentru a căra echipamente medicale.
Bir hastanede, bu cihaz tıbbi malzeme taşımak için kullanılabilir.In un ospedale, questo apparecchio potrebbe portare con sè strumenti medici.
Bir hastanede, bu cihaz tıbbi malzeme taşımak için kullanılabilir.병원에서, 이러한 도구는 의료기기를 이동시켜줄 수 있을 겁니다.
Bir hastanede, bu cihaz tıbbi malzeme taşımak için kullanılabilir.Kórházakban használhatják ezt az eszközt orvosi felszerelések hurcolására.
Bir hastanede, bu cihaz tıbbi malzeme taşımak için kullanılabilir.Num hospital, este aparelho pode ser usado para transportar equipamento médico.
Bir hastanede, bu cihaz tıbbi malzeme taşımak için kullanılabilir.V nemocniciach môže byť toto zariadenie používané na nosenie zdravotníckého vybavenia.
Bir hastanede, bu cihaz tıbbi malzeme taşımak için kullanılabilir.V nemocnicích může být toto zařízení použito k přenášení zdravotnického vybavení.
Bir hastanede, bu cihaz tıbbi malzeme taşımak için kullanılabilir.W szpitalach Rezero mógłby przenosić sprzęt medyczny. W szpitalach Rezero mógłby przenosić sprzęt medyczny.
Bir hastanede, bu cihaz tıbbi malzeme taşımak için kullanılabilir.Στα νοσοκομεία, η συσκευή αυτή μπορεί να χρησιμοποιηθεί για να μεταφέρει ιατρικό εξοπλισμό.
Bir hastanede, bu cihaz tıbbi malzeme taşımak için kullanılabilir.В болницата, това устройство може да се използва за носене на медицинско оборудване.