O tıpatıp büyükbabası gibidir.He's just like his grandfather.
O tıpatıp bana benziyor.She's my doppelgänger.
Tom tıpatıp erkek kardeşine benziyor.Tom looks exactly like his brother.
Tom John'un tıpatıp benzeri.Tom is a dead ringer for John.
Biz tıpatıp aynıyız.We're one and the same.
Tıpatıp benimki gibi görünüyor.It looks exactly like mine.
Neredeyse tıpatıp erkek kardeşine benziyorsun.You look almost exactly like your brother.
Evde mobilyalar dahil her şey Jenya'nın evinin tıpatıp aynısıdır.Inside, even the furniture is nearly identical to that of Zhenya's apartment.
Birbirine denk dizgeler değişken değerleri hakkında birbirine tıpatıp aynı bilgileri vermektedirler.The two soon become involved in affairs that transcend their knowledge.
Hatta, tüm canlı varlıklar tıpatıp aynı harf dizisi ve kod ile yazılmıştır.In fact, every living creature is written in exactly the same set of letters and the same code.
Bu çocuklar için bahşedilmiş olan DNA tıpatıp aynı iken, bu farklılıkları nasıl açıklayabiliriz?How do we explain these differences, given that the DNA is the same in these children?
Aslında aynı gen setleri için kod görevi görseler de tıpatıp aynı değiller.They're coding for the most part the same set of genes, but they're not identical.
Ve tıpatıp bizim gibi yaşamak istemeyebilirler.And they may not want to live exactly like us.
Bu şekil, ikinci şekildeki figürün tıpatıp aynısı.This is the exact same thing that we had as our second object.
İşte bu yüzden her konektom eşsizdir, genetik olarak tıpatıp aynı olan ikizlerin konektomları bile.And that's why every connectome is unique, even those of genetically identical twins.
Kanunlar, açıklama vermeden cezalandırıyor. Ve bu, okullarda öğretilen davranışların tıpatıp aynısı.Laws punish without explanation, and this behaviour is identical to that promoted by the school.
Aslinda vidyoda cizdigimin tipatip aynisi. bu tam olarak bir kure..It's actually what I just drew at the top of the video. It's literally just a sphere.
Molekülün sol kısmı, bütün bakteri türleri için tıpatıp aynı.The left-hand part of the molecule is identical in every single species of bacteria.
Mars'tan gelenlerle tıpatıp uyuşan taş örneklerimiz var.We have rocks whose composition matches meteorites known to be from Mars. What else do you need?
Tıpatıp aynı eşitlik.This is the exact same equation.
Bu iki çizginin denklemleri eğim-kesişim formunda tıpatıp aynı.These two lines have the exact same equation when you put them in slope-intercept form.
Sizinkiyle tıpatıp aynı ev 1,5 milyon $'a satıldı. .Let's say the identical neighbor's house sold for $1.5 million.
Sadece kanıtladğımız özelliklerin tıpatıp aynısını kullanıyoruz. -So that's that right there.
Burada mesela... Tıpatıp aynı şimdiki haliyle...Like this here... it's exactly the same.
J.J. Thomson'ın üçüncü kütle spektrometresinin bir tıpatıp kopyasıReplica of J.J. Thomson's third mass spectrometer
Bu işlemci (CPU), Intel 80286 mikroişlemcisinin neredeyse tıpatıp kopyasıdır.This Central Processing Unit (CPU) was a near-identical copy of the Intel 80286 microprocessor.
Birbirine denk dizgeler değişken değerleri hakkında birbirine tıpatıp aynı bilgileri vermektedirler.Они учатся понимать друг друга, то ссорясь, то испытывая нежность друг к другу.
Yine efsaneye göre bu 12 çevirinin hepsi birbirinin tıpatıp aynısıdır.Todos os programas seguem a mesma versão dos 12 passos.
Olasılık yoğunluk fonksiyonları tıpatıp olasılık olmadıkları için bu şeklin ispatı biraz daha karmaşıktır.Bij onzekere, suggestibele mensen zal het effect nog groter zijn.
Her bir kapı tıpatıp aynı olan başka odalara açılmaktadır.Det sjungs och spelas bakom varenda dörr.
Garfield, kendisine tıpatıp benzeyen kraliyet kedisi Prens ile yanlışlıkla yer değiştirir.Garfield sengaja bertukar tempat dengan Prince, kucing kerajaan yang baru saja mewarisi kastil.
Garfield, kendisine tıpatıp benzeyen kraliyet kedisi Prens ile yanlışlıkla yer değiştirir.בהמשך גארפילד מתחלף, בטעות, עם החתול המלכותי אשר נראה בדיוק כמוהו.
Bir fare ya da sıçan suşu, genetik olarak tıpatıp aynı canlılardan oluşur.זן של עכבר או חולדה מתאר קבוצה של בעלי חיים עם מטען גנטי זהה.
Aslan ve kaplan kemikleri tıpatıp aynı gibi görünür.사자의 뼈와 호랑이의 뼈는 완전히 똑같기에
Aslan ve kaplan kemikleri tıpatıp aynı gibi görünür.עצמות של אריות ושל טיגריסים נראים בדיוק אותו הדבר,
Aslan ve kaplan kemikleri tıpatıp aynı gibi görünür.ان عظام الاسود .. تشبه تماماً عظام النمور
Aslan ve kaplan kemikleri tıpatıp aynı gibi görünür.ライオンの骨を扱う産業が
Aslinda vidyoda cizdigimin tipatip aynisi. bu tam olarak bir kure..C'est en fait ce que j'ai dessiné en haut de la vidéo. C'est vraiment juste une sphère.
Aslinda vidyoda cizdigimin tipatip aynisi. bu tam olarak bir kure..De hecho es lo que dibujé al principio del video. Es literalmente una esfera.
Aslinda vidyoda cizdigimin tipatip aynisi. bu tam olarak bir kure..Det er faktisk hvad jeg bare trak øverst i videoen. Det er bogstaveligt talt kun en kugle.
Aslinda vidyoda cizdigimin tipatip aynisi. bu tam olarak bir kure..E' proprio quello che ho disegnato all'inizio del video. E' letteralmente proprio una sfera.
Aslinda vidyoda cizdigimin tipatip aynisi. bu tam olarak bir kure..É realmente o que eu desenhei em cima do vídeo. É, literalmente, apenas uma esfera.
Aslinda vidyoda cizdigimin tipatip aynisi. bu tam olarak bir kure..Es ist eigentlich das, was ich gerade am Anfang des Videos gezeichnet habe. Es ist einfach nur eine Kugel.
Aslinda vidyoda cizdigimin tipatip aynisi. bu tam olarak bir kure..Ini sebenarnya apa yang saya hanya menggambar di atas video. Ini benar-benar hanya sebuah bola.
Aslinda vidyoda cizdigimin tipatip aynisi. bu tam olarak bir kure..Je to jen koule. Je to přesně to, co jsem na začátku kreslil, opravdu jen koule.
Aslinda vidyoda cizdigimin tipatip aynisi. bu tam olarak bir kure..그것을 나는 비디오 처음에 그렸었다. 문자그대로 구형인 것이다.
Aslinda vidyoda cizdigimin tipatip aynisi. bu tam olarak bir kure..Wat ik net heb getekend bij het begin van de video. Het is letterlijk een bol.
Aslinda vidyoda cizdigimin tipatip aynisi. bu tam olarak bir kure..Це те, що я намалював на початку цього відео.
Aslinda vidyoda cizdigimin tipatip aynisi. bu tam olarak bir kure..Это просто сфера. Это примерно то, что я нарисовал наверху.
Aslinda vidyoda cizdigimin tipatip aynisi. bu tam olarak bir kure..هو في الواقع ما رسمته في بداية الفيديو هو ببساطة شكل كروي
Aslında aynı gen setleri için kod görevi görseler de tıpatıp aynı değiller.Contienen esencialmente los mismos genes pero no son idénticos
Aslında aynı gen setleri için kod görevi görseler de tıpatıp aynı değiller.Ik zoom in op chromosoom nummer 13. Ik heb er een van mijn moeder hier.
Aslında aynı gen setleri için kod görevi görseler de tıpatıp aynı değiller.Ils codent pour la plupart pour les mêmes groupes de gènes, mais ils ne sont pas identiques.
Aslında aynı gen setleri için kod görevi görseler de tıpatıp aynı değiller.이들은 대부분 같은 유전자들을 갖고 있다는 것인데, 하지만 완전히 똑같지는 않습니다
Aslında aynı gen setleri için kod görevi görseler de tıpatıp aynı değiller.Kódují z velké části tu samou sadu genů, ale nejsou identické.
Aslında aynı gen setleri için kod görevi görseler de tıpatıp aynı değiller.Questi codificano per la maggior parte lo stesso tipo di geni, ma non sono identici.
Aslında aynı gen setleri için kod görevi görseler de tıpatıp aynı değiller.Sie sind Code für den größten Teil eines Gen aber sie sind nicht identisch.
Aslında aynı gen setleri için kod görevi görseler de tıpatıp aynı değiller.Zawierają zwykle te same geny, ale nie są identyczne.
Aslında aynı gen setleri için kod görevi görseler de tıpatıp aynı değiller.В основному, вони містять однаковий набір генів, але вони не ідентичні.
Aslında aynı gen setleri için kod görevi görseler de tıpatıp aynı değiller.Има смесване и съчетаване на всички възможни