Bu bir tımarhane.This is a crazy house.
Geçen yüzyılda onlar Tom gibi birini tımarhaneye atacaklardı.Last century they would have just thrown someone like Tom into a lunatic asylum.
Tom tımarhaneye gönderildi.Tom was sent away to an insane asylum.
Bazen bir tımarhanede olduğumu düşünüyorum.Sometimes, I think I'm in a nuthouse.
O deli sincap bir tımarhaneye aittir!That crazy squirrel belongs in a nuthouse!
Hepiniz tımarhaneliksiniz!All of you are crazy!
Mahkumlar tımarhaneyi ele geçirdi.The inmates have taken over the asylum.
Sonraki maçta Dean Ambrose, Chris Jericho'yu ilk kez yapılan Tımarhane maçında yendi.Next, Dean Ambrose faced Chris Jericho in the first-ever Asylum match.
Bu iğrenç yaratıkların bir tımarhanede yaşadıkları da iddia edilir.The creatures have been living in secret.
"Google delilerin işlettiği bir tımarhane" diye şaka yapıyor."Google is a place where the inmates run the asylum."
Sonra birden, büyülü bir biçimde, hepimiz ordayızdır, bir tür tımarhanedeyizdir.Then suddenly, as if by magic, bang! We're all in there and it's complete bedlam.
Böyle bir insan olsaydı tımarhanedeki bir deli olurdu demiş.He said that such a man would be in a lunatic asylum, if he existed at all.
Kayıtsızdım. Aşağı indi, bu tımarhaneyi gördü ve dedi ki,She saw that madhouse and said,
Ormanın derinliklerinde Simon, doktoru tımarhaneye girerken görür, peşinden o da girer.Deep in the forest, Simon discovers an asylum as the doctor enters.
Ancak, Rory uzun bir bacadan Tımarhane'nin içine düşer.Rory, sin embargo, cae al fondo de una gran sima en el Manicomio.
Ama fikrinin önemi yok ve burayı sana bırakmayacağım ve bu tımarhaneyi deliler yönetmeyecek."Так я тебя прошу: не отдавай меня в сумасшедший дом».
Özellikle emeklerinin boşa gitmiş olduğunu düşünen babası oğlunun Geel'deki tımarhaneye gitmesini önerdi.Seu pai ficou especialmente frustrado e aconselhou que o filho deveria ser internado em um manicômio em Geel.
Adalar içinde tarihi ve turistik öneme sahip olan bir diğeri de Tımarhane Adası'dır.För närvarande bor endast personal med anknytning till fyren och turistanläggningen på ön.
Tımarhaneye kapatılmış iki deli, bir gece kaçmaya karar verir.Behandlingsskolernes to weekendaflastningstilbud er ligesom en af dagskolerne placeret i Tølløse.
Tımarhaneye kapatılmış iki deli, bir gece kaçmaya karar verir.此回中兩具獵人在體育館中追趕逃走者,逃走者必須在10分鐘之內找出體育館的出口。
Salıverilmeden önce de tımarhaneye yollanmıştır.逝世前曾去医院就医。
Tımarhaneye kapatılmış iki deli, bir gece kaçmaya karar verir.Пазен от двама стражари през нощта в едно кафене, успява да избяга.
Bu iğrenç yaratıkların bir tımarhanede yaşadıkları da iddia edilir.Tikima, kad ši būtybė taip pat gyvena apleistuose statiniuose.
Tımarhaneye kapatılmış iki deli, bir gece kaçmaya karar verir.Et varjata tuttavate eest oma hullust, korraldatakse doominoõhtu.
Aşağı indi, bu tımarhaneyi gördü ve dedi ki,Ea a venit, a văzut casa de nebuni şi a spus
Aşağı indi, bu tımarhaneyi gördü ve dedi ki,Ela viu aquele manicómio e disse:
Aşağı indi, bu tımarhaneyi gördü ve dedi ki,Ella bajó, vio esa locura y dijo:
Aşağı indi, bu tımarhaneyi gördü ve dedi ki,Elle est venue, a vu cet asile de fous et m'a dit :
Aşağı indi, bu tımarhaneyi gördü ve dedi ki,Hän tuli katsomaan, näki hullujenhuoneen ja sanoi:
Aşağı indi, bu tımarhaneyi gördü ve dedi ki,Hun kom ned, så det galehus og sagde,
Aşağı indi, bu tımarhaneyi gördü ve dedi ki,그녀가 감옥의 실상을 보고 저에게
Aşağı indi, bu tımarhaneyi gördü ve dedi ki,Lei è arrivata, ha visto quella gabbia di matti e ha detto:
Aşağı indi, bu tımarhaneyi gördü ve dedi ki,Odajött, látta azt az őrültekházát, és azt mondta:
Aşağı indi, bu tımarhaneyi gördü ve dedi ki,Ona prišla dolu, videla ten blázninec a povedala,
Aşağı indi, bu tımarhaneyi gördü ve dedi ki,Przyszła, zobaczyła rozmiar tego szaleństwa i powiedziała:
Aşağı indi, bu tımarhaneyi gördü ve dedi ki,Sešla se tam podívat, uviděla ten blázinec a řekla mi:
Aşağı indi, bu tımarhaneyi gördü ve dedi ki,Sie kam runter, sah dieses Tollhaus und sagte:
Aşağı indi, bu tımarhaneyi gördü ve dedi ki,Ze kwam naar beneden, zag het gekkenhuis en zei:
Aşağı indi, bu tımarhaneyi gördü ve dedi ki,Ήρθε εκεί, είδε το τρελάδικο και είπε:
Aşağı indi, bu tımarhaneyi gördü ve dedi ki,А вона прийшла, побачивши ту божевільну, сказала:
Aşağı indi, bu tımarhaneyi gördü ve dedi ki,Она увидела происходившее там безумие, и сказала:
Aşağı indi, bu tımarhaneyi gördü ve dedi ki,Тя дойде, видя лудницата и каза
Aşağı indi, bu tımarhaneyi gördü ve dedi ki,היא באה, ראתה את הטירוף הזה ואמרה:
Aşağı indi, bu tımarhaneyi gördü ve dedi ki,لقد نزلت إلى ذلك القبو، وشاهدت الجنون فيه وقالت،
Aşağı indi, bu tımarhaneyi gördü ve dedi ki,「あなたが あの男子生徒のしているのはひどいことだわ
Beni odasına götürüp kapıyı kapattı. "Burada 75 çocuk kalıyor ve ortalık tımarhane gibi.""J'ai 75 enfants ici à l'orphelinat, et c'est la folie complète."
Bir tımarhaneye gönderildim.Ik werd naar een plaats gestuurd, een psychiatrische afdeling.
Bir tımarhaneye gönderildim.저는 어떤 곳으로 보내졌죠. 정신 병원이었죠.
Bir tımarhaneye gönderildim.Me enviaron a un lugar; una sala de psiquiatría.
Bir tımarhaneye gönderildim. Tımarhanede herkes kendi tek kişilik oyununu oynar.Ich wurde eingewiesen in eine Nervenklinik, und in einer Nervenklinik macht jeder seine eigene Ein-Mann-Show.
Bir tımarhaneye gönderildim. Tımarhanede herkes kendi tek kişilik oyununu oynar.Mi spedirono in un reparto di psichiatria, e lì ognuno recitava per conto suo.
Bir tımarhaneye gönderildim. Tımarhanede herkes kendi tek kişilik oyununu oynar.Poslali ma teda na miesto, na psychiatrickú liečebňu, a tam si každý robí svoje one-man show.
Bir tımarhaneye gönderildim. Tımarhanede herkes kendi tek kişilik oyununu oynar.Poslali mě na léčení, na psychiatrii, a tam na oddělení má svoji one-man show úplně každý.
Bir tımarhaneye gönderildim. Tımarhanede herkes kendi tek kişilik oyununu oynar.Меня забрали в одно место, психбольницу, а в психбольнице, у каждого свой личный театральный выход.
Bir tımarhaneye gönderildim.נשלחתי למקום, מחלקה פסיכיאטרית,
Bir tımarhaneye gönderildim.تم إرسالي إلى مكان، جناح الأمراض النفسية،
Bir tımarhaneye gönderildim.精神病院です そこでは皆が自身の
Böyle bir insan olsaydı tımarhanedeki bir deli olurdu demiş.A spus că o astfel de persoană ar fi într-un spital de nebuni, asta dacă ar exista măcar.
Böyle bir insan olsaydı tımarhanedeki bir deli olurdu demiş.Az olyan ember diliházban lenne, ha létezne egyáltalán.
Böyle bir insan olsaydı tımarhanedeki bir deli olurdu demiş.Dejal bi, da bi bil tak človek v norišnici, če bi sploh obstajal.