Ana içeriğe geç
Sözlük

tütü ile cümle

tütü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Tütüncülük yapılır.Табачное производство.
Babası zengin bir tütün yetiştiricisiydi.Его отец был фермером, выращивающим табак.
En büyük geçim kaynağı tütündür.Крупнейший приток — Тогар.
A. Turabî Tütüncü.Табачников И. А. Григорий Сковорода.
Tütün ekimi bırakılmıştır.Отвыкание от курения.
Daha önce icra edilen tütün tarımcılığı günümüzde hemen hemen hiç kalmamıştır.Для древних ювелирные изделия имели совсем не ту ценность, которую имеют сегодня для нас.
Tütüncülük şimdi tamamen bırakılmıştır.В настоящее время ветка полностью заброшена.
1750'lerde ise tütün fabrikaları eklendi.В 1750 г. на работу было выделено серебро с Колыванских заводов.
Tütün başlıca gelir kaynağıdır.Золото — главный источник доходов.
Özellikle tütün büyük bir alanda ekilmekte ve de köyün en önemli gelir kaynağını oluşmaktadır.В последнее время особенно большой размах имеет выращивание табака, что и составляет основной доход сельчан.
Arnavutlar tütün ürünlerine yılda yaklaşık 300.000.000 Euro'dan fazla para harcamaktadır.ينفق الألبان سنويا أكثر من 300 مليون يورو على منتجات التبغ.
Tütün ve kahveyi yasakladı.تدخين السجائر و التبغ .
Tütün kullanmayanlarlarda pasif içiciler durumların %20'sini oluştururlar.عند غير المدخنين، يتسبب التدخين السلبي في نحو 20% من الحالات.
Ek olarak, kadınlar erkeklere oranla tütünün zararlarına karşı daha büyük hassasiyet gösterirler.بالإضافة إلى ذلك، فإن النساء أكثر عرضة للآثار الضارّة للدخان من الرجال.
Tütün ekimi bırakılmıştır.الإقلاع عن التدخين.
En büyük geçim kaynağı tütündür.والسبب الأكثر شيوعاً هو التدخين.
Britanya'ya gizlice tütün üretimi ve satışının 50 yıllık hakkını tekel olarak verilmiştir.تالبوت لاحتكار كامل لإنتاج التبغ وبيعه وتصديره لمدة خمسين عامًا.
Temel tarım ürünü tütündür.أهم محاصيل الولاية الزراعية هي التبغ.
Tütün mozaik virüsü ilk kez kristalize edildi ve yapısı bu nedenle ayrıntılı olarak tarif edilebildi.كان فيروس تبرقش التبغ أول فيروس تتم بلورته وأمكن بالتالي أن تكون بنيته واضحة بالتفصيل.
Bu mavi yolculuklarda yanlarına aldıkları şeyler: Peynir, su, istanköy peksimeti, tütün ve rakı idi.وكان ما تناوله إلى جانبهم في السفر الأزرق هو: الجبن والماء والبقسماط والتبغ ومشروب العرق التركي.
Sigaralık tütünler şark tipi tütünlerden hazırlanır.الأوراق يمكن تدخينها سجائر على غرار أوراق التبغ.
Halkın çoğunluğu tütün ve şekerkamışı tarımı ile uğraşmaktadır.تشتهر البلدة بزراعة التبغ والقمح.
Tütün ekimi eskiye göre yok denecek kadar azalmıştır.إن فقدان زيوت التبغ يعني فقدان النكهة بشكل نهائي.
Tütün içmek Pasif içicilik Sigarayı bırakmak Vareniklin ^ "Tüttürmek".و "الفوائد الصحية للامتناع عن التدخين مباشرة و كبيرة. ""
Ayrıca tütün de yetiştirilir.كما يتم تدخين البيرة كذلك.
Mahallenin başlıca gelir kaynağı bir zamanlar tütün idi.في البداية، نمت مستعمرة التبغ كمحصولها الوحيد.
Yerliler için tütün içimi daha çok törensel amaçlıydı.يبدو أن الجنس كان موضوعًا مفتوحًا للغاية بين السكان الأصليين.
İyi çalışılmış tütün mozaik virüsü bir sarmal virüs örneğidir.ودراسة فيروس تبرقش التبغ هو مثال على الفيروسات الحلزونية.
Yetiştirilen tütünler kurutularak işlenir.وهي مشكلة شائعة للمدخنين الذين يغوصون.
Tütün ve tütün mamülleri, sigara ve benzeri ürünler.التبغ ومواد المدخنين وأعواد الثقاب.
Bunun yanında tütün üretimi de yapılmaktadır.وازدهرت صناعة التبغ أيضا.
Madde genellikle içinde tütün bulunan, silindir şekline sahip sigara için kullanılır.يعد التبغ من أشهر المواد التي يتم تدخينها.
Tütün karşıtı organizasyonlar ayrıca alkollü içeceklerin tüketimine de karşıydılar.As organizações antitabaco também se opuseram a outros produtos, como o consumo de bebidas alcoólicas.
Babası ile birlikte tütün ticareti yapıyordu.Seguiu fazendo comerciais junto com seu pai.
Tütün kullanmayanlarlarda pasif içiciler durumların %20'sini oluştururlar.Em não-fumadores, o fumo passivo é a causa de cerca de 20% dos casos.
Bu kahve tanesi, çay yaprağı kakao tanesi ve tütün yıllık üretiminden daha fazladır.Isso é mais do que a produção anual de grãos de café e cacau, e de folhas de chá e tabaco juntas.
Tütün en çok sigara ve puro halinde kullanılmaktadır.Como ferramentas costuma utilizar whisky e charutos.
Hamilelik sırasında tütün kullanan kadınlar çocuklarındaki KOAH riskini arttırabilirler.As mulheres que fumem durante a gravidez podem aumentar o risco de DPOC na criança.
Risk faktörleri, tütün dumanına, toza ve diğer hava kirliliğine maruz kalmayı içerir.Entre os fatores de risco estão a exposição do fumo do tabaco, poeiras e outros tipos de poluição do ar.
Tütünün haram olmadığını savunan meşhur kişilerden biri Osmanlı Şeyhülislamlarından Bahayi Efendidir.Uma das raças que não engana ter o seu sangue é o Baixadeiro brasileiro.
Aynı zamanda R.J.Reynolds Tobacco Company (R.J.Reynolds Tütün Şirketi)'nin kurucusudur.A R. J. Reynolds Tobacco Company (RJR) é uma empresa americana de tabaco.
En büyük geçim kaynağı tütündür.A causa mais comum é o tabagismo.
Acara'nın çay, fındık, narenciye ve tütün yetiştirmek için iyi imkânları vardır.Adjara tem boas terras para cultivo de chá, frutas cítricas e tabaco.
Kişisel veya pasif olarak tütün dumanı da riski arttırır.O risco aumenta também com a inalação de fumo de tabaco ou exposição a fumo passivo.
Tütüncülük yapılır.Ganharam tabaco.
Şehirde şarap ve tütün üretimi yaygındır.Em todo o mundo, a cocriação de produtos e serviços é incipiente.
Imperial Brands plc (eskiden Imperial Tobacco Group plc), Birleşik Krallık merkezli bir tütün şirketidir.Imperial Brands (antigamente Imperial Tobacco) é uma multinacional britânica que atua no setor de cigarros.
Küresel olarak KOAH'ın bir numaralı risk faktörü tütün kullanımıdır.Em todo o mundo, o principal fator de risco para a DPOC é fumar.
Ek olarak, kadınlar erkeklere oranla tütünün zararlarına karşı daha büyük hassasiyet gösterirler.As mulheres são mais suscetíveis aos efeitos nocivos do fumo do tabaco do que os homens.
Bir ara tütün deposu olarak da kullanıldı.Também é usado no tabaco como aditivo.
Tüm bunlara rağmen bu faktörlerin, tütün kullanımına oranlar daha düşük risk taşıdığına inanılmaktadır.No entanto, acredita-se que em comparação com o fumo de tabaco, o seu papel seja menor.
1989 yılında, Douwe Egberts, Hollanda'nın ana rakibi olan kahve, çay ve tütünde Van Nelle'i satın aldı.1989 - A DE adquire a Van Nelle, sua principal concorrente holandêsa no café, chá e tabaco.
Cibali tütün reisi işçileri greve gitti.Os ciclistas entraram em greve.
ABD dışında satılan ve Küba tütününden yapılmış olan aynı adllı.É semelhante à Powerade, bebida da mesma companhia, comercializada nos Estados Unidos.
Bu bir Bir yılda kişi başına tütün sigarası tüketiminin ülkelere göre listesi dır.Esta é uma lista de países por emissões totais de gases de efeito de estufa per capita por ano.
İstanbul'da içki ve tütün kullanımını yasaklamıştır.Hij verbood tevens alcohol en tabak in Istanboel op straffe van executie.
WHO, bu tür yasaklamaların uygulamaya girdiği yerlerde tütün kullanımının %16 azaldığını belirlemiştir.Waar zo'n verbod is ingevoerd, is het gebruik van tabak naar schatting met 16% afgenomen.
Geçim kaynağı ilk başta tütün iken tütünün yasaklanması ile pamukçuluğa yönelme olmuştur.Na zijn winst kwam zijn eerste single uit: Playing with Fire.
Törende Ayşe Tütüncü ve Perküsyon Grubu misafirlere keyifli anlar yaşattı.Animatie is het voorzien van vermaak aan een groep gasten of bewoners van een verblijf.
Babası ile birlikte tütün ticareti yapıyordu.Hij werkte in de verfhandel met zijn vader en broer.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod