türler ile cümle
türler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bazı papağan türleri Finsch'in adını taşır: Amazona finschi ve Psittacula finschii.Algumas espécies de Psittaciformes levam o seu nome: Amazona finschi e também Psittacula finschii.
Tamamen siyah olan türler de vardır.Existem indivíduos totalmente pretos.
Temelde iki kişilik bir oyundur,ama 3 ya da 4 kişilik türleri de vardır.Eles ainda são o tipo de malucos mas eles tomaram três ou quatro passos.
Tüm türler balık ile beslenir.Todos estes animais se alimentam de peixe.
Diğer türlerdeki bölüşüm fonksiyonları ise farklı koşullar altında tanımlanabilir.Outros tipos de funções de partição podem ser definidas para diferentes circunstâncias.
Tarımsal çürümenin en az 20%' si Alternaria türleri tarafından gerçekleştirilir.Pelo menos 20% da deterioração de produtos agrícolas é causada por espécies de Alternaria.
Bazı ajanlar belirli türlere özgüdür.Alguns dos agentes são específicos de determinadas espécies.
Elektronlar, ayrıca iyon, molekül ya da atom gibi özel bir kimyasal türlerinden çıkarılabilirler.Elétrons podem também ser completamente removidos de uma espécie química, como um átomo, molécula, ou íon.
Bireysel ve kurumsal müşteriler için çeşitli türlerde kredi ve ATM kartları ihraç edilmektedir.Vários tipos de cartões de crédito e débito são emitidos para clientes físicos e jurídicos.
Tüm türler balık yakalamayı kolaylaştıracak adaptasyonlar geçirmiştir.Diversas adaptações são necessárias para capturar peixes.
Bahçe musluğu gibi türleri de vardır.Um jardim igual a muitos jardins.
Avrupa Tehlikedeki Türler Programı'nı (EEP) yürütmektedir.Programas de Reprodução para Espécies Ameaçadas de Extinção (EEP).
Homo sapiens sapiens (modern insan) dışında bütün türleri yok olmuştur.Todas as espécies desse gênero, exceto o Homo sapiens (os humanos modernos) estão extintas.
Özellikle Weierstrass'ın eliptik fonksiyonları ve Jacobi'nin eliptik fonksiyonları türleridir.Tipos psrticulares são as Funções elípticas de Weierstrass e as Funções elípticas de Jacobi.
Bazı türlerde yumurtalar kayaların altına yapışır.Em alguns locais há serpentes escondidas debaixo das rochas.
Pakicetusun iskeletleri, balinaların doğrudan Mesonychia türlerinde evrilmiş olmadığını göstermektedir.Os esqueletos de Pakicetus mostram que as baleias não tiveram origem direta nos mesoniquídeos.
Ancak bir kısım mantar, türleri böcekler ve karıncalar bu türde sorunlara yol açabilmektedirler.A dificuldade em matar certos insetos, como moscas, se deve a este fato.
1500 farklı canlı çeşidinin yaşadığı parkta, tüm Senegal'in bitki türlerinin %78'i bu alandadır.O parque tem cerca de 1500 especies de plantas, ou seja 78% das florestas do Senegal.
Türlerin çoğunluğu bentiktir ve başka 40 morfospes planktoniktir.A grande maioria é bentônica, sendo que apenas 40 morfoespécies são planctônicas.
Dehr (Kâinat), bütün varlık türlerini kuşatan bütündür.É ele todo o seu sustento e todo o seu futuro.
Çoğu türler bitkisel alanları tercih ederler.A maioria das espécies prefere ambientes mais frescos.
Bilinen türlerinden bazıları:Espécie incluída:
Ayrıca ağaç türleriyle bağlantılı olarak değişik iyler olabilir.Lá você pode ver diferentes tipos de árvores.
Bu türler, özellikle birçok benzer müzik grubunun da oluşmasını sağlamıştır.Tanto que era especialmente para este mesmo número musical.
Onun şiirleri Fars şiirinin en eski türlerini barındırır.Sua estética remete mais a modelos antigos do Barroco.
Genom boyutu türler arasında büyük ölçüde değişir.Variando de tamanho entre as espécies.
Daha önce yaşamış türler de, evrimsel tarihlerine dair kayıt bulgular geride bırakmıştır.Espécies passadas também deixaram registos da sua história evolutiva.
Bütün türler böcekçildir ve uçarak avlanırlar.Todas as espécies são insectívoras, capturando insectos enquanto voam.
CC lisanslarının değişik türleri bulunmaktadır.Existem vários tipos de licenças Creative Commons.
Bazı türlerin ısırığında etkili olan bir tedavi başka bir türün ısırığında etkisiz kalabilir.O tratamento para um tipo de cancro da mama pode não ser eficaz para outros tipos.
Genç bir kız iken Inna çok çeşitli müzik türlerini dinledi.Quando ela era adolescente, Inna ouviu uma grande variedade de gêneros musicais.
Bu takıma ait en tanınmış köpekbalığı türleri, dev köpekbalığı ve beyaz köpekbalığıdır.Nela estão incluidas algumas das mais conhecidas espécies de tubarões, como o tubarão-branco.
1859 - Charles Darwin, The Origin of Species (Türlerin Kökeni) adlı eserini yayınladı.1859 — Charles Darwin publica sua obra A Origem das Espécies.
Yedi türün altısı Avustralya'nın endemik türleridir.Três das espécies são endémicas da Austrália.
Bazı flavor bakteri türlerinin tatlı su balıklarında hastalıklara neden olduğu bilinmektedir.Muitas espécies são conhecidas por causar doenças em peixes de água doce.
Bazı türleri zehirlidir.Porém, algumas espécies são venenosas.
Cinsin diğer türleri gibi bu da morfolojik ve ekolojik açıdan oldukça muhafazakâr bir türdür.É, dentro das coníferas, o grupo mais diverso morfologica e ecologicamente.
Ancak, kimi kurbağa türlerinin giderek azalan sayıları da dikkat çekmektedir.Contudo, populações de certas espécies de rãs estão em declínio significativo.
Diğer leylek türlerinde olduğu gibi uzun ve geniş kanatlar bu kuşların gökte süzülmesine olanak sağlar.Como outras cegonhas, as asas são longas e amplas permitindo que a ave plane.
Nötron ve protonlar farklı fermiyon türleridir.Os neutrões e protões são tipos diferentes de fermiões.
Bu, diğer müzik türlerinden farklılık gösteren bir müzikti.Orgulhava-se de ser uma mistura diversa de todos os tipos de música.
Bazı türleri parazittir.Algumas espécies são parasitas.
Filler dünya üzerindeki en zeki hayvan türlerinden biridir.É uma das espécies mais inteligentes de ave do planeta.
19 yüzyılın sonlarında Afrika'daki türlerden oluşturulmuştur.As primeiras espécies foram descritas em finais do século XIX em África.
Türlerin çoğunun kanatlarında torba şeklinde bezler bulunur.A maioria das pessoas levam velas na mão.
Killjoys Kanada yapımı uzay macera,drama türlerinde bir TV dizisidir.Killjoys é uma série de aventura espacial canadense que vai ao ar no canal Space.
Kendi kendini içten dölleme bazı diğer türlerde de oluşabilir.Há relatos de que ele também pode aparecer sob a forma de outros animais.
Yörede Dünya'nın başka hiçbir yerinde yetişmeyen nadir bitki türleri bulunmaktadır.As numerosas espécies de plantas são endêmicas à região e não nascem em qualquer outro lugar no mundo.
Sumatra kaplanı yaşayan kaplan türlerinin en küçüğüdür.O tigre-de-sumatra é a menor subespécie de tigre da atualidade.
64 ülke ise tüm pasaport türlerine vize uygulamaktadır.A lista a seguir é de todos os passaportes nacionais.
5 tanesi IUCN tarafından "Tehlikede" olan türler arasına konulmuştur.Em 2009, as duas espécies constam como "em perigo" pela IUCN.
Türleri birbirlerine benzer.Os sexos são similares.
Sicim iki tür farklı parçacık türleri veren,biraz farklı şekillerde davranırlar.Os dois tipos de corda diferem ligeiramente no comportamento, apresentando dois espectros.
Kuş türlerinin pek çoğunda kuyruk uzun tüylerle biter.A maioria das caudas das aves terminam em penas longas chamadas retrizes.
Yine uzun süreli bir ısıtma bütün kültür türlerinde kimyasal bir reaksiyona neden olur."Parece que tudo volta automaticamente quando há uma química.
Yerli hesap türleri için, kişiler ve takvimler de senkronize edilebilir.Para os tipos de conta suportadas nativamente, os contactos e calendários podem também ser sincronizados.
Özellikleri, benzer türler arasındaki ayrımı yapmak için kullanılır.As suas características são por vezes usadas para diferenciar espécies semelhantes.
Bu çalışmalar öncelikle ailesel türlere yönelmiştir.Esse tipo de lesão ocorre principalmente nos membros.
Çok ilginç bir kümedir, çünkü farklı gökada türlerinden, geniş bir çeşitlilik içerir.Conseqüentemente, não é surpreendente que contenha uma grande diversidade dialetal interna.
Madagaskar üzerindeki bitki ve hayvan türlerinin %90’ı dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmamaktadır.Mais de 60% das espécies nativas não podem ser encontradas em qualquer outra parte do planeta.