türlü ile cümle

türlü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Bunun hakkında çok düşündüm, fakat bir türlü aklım ermedi. Bana bu reddeye nasıl geldiğimizi anlat.Говнюк!
Bunu yazan siz olsanız derdiniz ki, "metni başka türlü kaleme almalı"Если бы вы сочиняли эту историю, вы бы наверное сказали:
Burada, ağaçları saran bir sürü yosun türüne ve her türlü likene de rastlayabilirsiniz.많은 이끼류들이 나무위에 붙어 있네요.
Burada, ağaçları saran bir sürü yosun türüne ve her türlü likene de rastlayabilirsiniz.Molte specie di muschio, e ogni sorta di licheni che ricoprono tutto l'albero.
Burada, ağaçları saran bir sürü yosun türüne ve her türlü likene de rastlayabilirsiniz.Multe specii de mușchi și apoi tot felul de licheni care acoperă copacii de jur împrejur.
Burada, ağaçları saran bir sürü yosun türüne ve her türlü likene de rastlayabilirsiniz.Nhiều loài rêu, tất cả địa y bám đầy các cây
Burada, ağaçları saran bir sürü yosun türüne ve her türlü likene de rastlayabilirsiniz.Sok féle moha, és mindenféle zuzmók borítják be a fát.
Burada, ağaçları saran bir sürü yosun türüne ve her türlü likene de rastlayabilirsiniz.Veel soorten mos, en allerlei soorten korstmos die de boom bedekken.
Burada, ağaçları saran bir sürü yosun türüne ve her türlü likene de rastlayabilirsiniz.Widać mchy i porosty obrastające drzewo.
Burada, ağaçları saran bir sürü yosun türüne ve her türlü likene de rastlayabilirsiniz.Многие виды мхов и всевозможные лишайники просто облепливают дерево.
Burada, ağaçları saran bir sürü yosun türüne ve her türlü likene de rastlayabilirsiniz.Много видове мъхове и всякакви видове лишеи просто покриват дървото.
Burada, ağaçları saran bir sürü yosun türüne ve her türlü likene de rastlayabilirsiniz.מינים רבים של טחב, וגם סוגי חזזית פשוט דבוקים לעץ.
Burada, ağaçları saran bir sürü yosun türüne ve her türlü likene de rastlayabilirsiniz.العديد من أصناف الطحالب، وثم كل أنواع الأشنات المنحصر دورها في تجصيص الشجرة.
Burada, ağaçları saran bir sürü yosun türüne ve her türlü likene de rastlayabilirsiniz.木の頂上近くに来ると落ちる気がしなくなります
Burada, evi almak için her türlü teşvik vardı.Byl tam podnět koupit si dům.
Burada, evi almak için her türlü teşvik vardı.Υπήρχε, λοιπόν, κίνητρο για να αγοράσει ένα σπίτι.
Burada, evi almak için her türlü teşvik vardı.Так що був стимул купити будинок.
Burada, evi almak için her türlü teşvik vardı.それでは私達が構築してきたことを、 最後にいくつかのビデオを介して、
Burada yapabileceğimiz her türlü şey var.Je mnoho způsobů, co s tím.
Burada yapabileceğimiz her türlü şey var.Има всякакви неща, които бихме могли да направим.
Burada yapabileceğimiz her türlü şey var.هذه هي جميع الصور الممكنة التي نخرجه بها
"Buraya bu kadar çok şey getirtilebileceğine inanamadım bir türlü.""Ba không thể tin được rằng mình có thể tới đây."
"Buraya bu kadar çok şey getirtilebileceğine inanamadım bir türlü.""Egyszerűen el sem tudtam hinni, mennyi mindent lehet itt kapni."
"Buraya bu kadar çok şey getirtilebileceğine inanamadım bir türlü.""Eu nem queria acreditar quantas coisas podia haver aqui."
"Buraya bu kadar çok şey getirtilebileceğine inanamadım bir türlü." (Gülüşmeler)"Nevěřil jsem prostě tomu, kolik věcí tady seženeš" (Smích)
"Buraya bu kadar çok şey getirtilebileceğine inanamadım bir türlü.""Ich konnte es nicht fassen, wie viele Dinge man hier bekommen konnte."
"Buraya bu kadar çok şey getirtilebileceğine inanamadım bir türlü."Ik kon gewoon niet geloven hoeveel dingen er daar te verkrijgen waren."
"Buraya bu kadar çok şey getirtilebileceğine inanamadım bir türlü."Jag kunde bara inte ta in hur många saker man kan få tag i här.
"Buraya bu kadar çok şey getirtilebileceğine inanamadım bir türlü.""Je ne pouvais simplement pas croire qu'on pouvait avoir tant de choses ici."
"Buraya bu kadar çok şey getirtilebileceğine inanamadım bir türlü.""여기서 얼마나 많은 것들을 얻을 수 있는지 나는 믿지 못했지."
"Buraya bu kadar çok şey getirtilebileceğine inanamadım bir türlü.""Nemohol som uveriť tomu, koľko vecí sa tu dá zohnať."
"Buraya bu kadar çok şey getirtilebileceğine inanamadım bir türlü."Nie mógł uwierzyć, ile rzeczy można tu dostać.
"Buraya bu kadar çok şey getirtilebileceğine inanamadım bir türlü.""Non riuscivo a credere a quanta roba si potesse prendere."
"Buraya bu kadar çok şey getirtilebileceğine inanamadım bir türlü.""Nu-mi puteam crede ochilor câte lucruri poţi avea aici".
"Buraya bu kadar çok şey getirtilebileceğine inanamadım bir türlü.""Saya tidak percaya sebegitu banyak hal yang kamu bisa dapatkan di sini."
"Buraya bu kadar çok şey getirtilebileceğine inanamadım bir türlü.""Simplemente no podía creer la cantidad de cosas que uno puede conseguir aquí".
"Buraya bu kadar çok şey getirtilebileceğine inanamadım bir türlü.""Απλά δεν πίστευα πόσα πράγματα μπορείς να έχεις εδώ".
"Buraya bu kadar çok şey getirtilebileceğine inanamadım bir türlü.""Просто не можех да повярвам колко много неща има тук."
"Buraya bu kadar çok şey getirtilebileceğine inanamadım bir türlü.""Я не мог поверить, сколько же всего здесь можно получить".
"Buraya bu kadar çok şey getirtilebileceğine inanamadım bir türlü.""פשוט לא האמנתי כמה דברים להשיג כאן".
"Buraya bu kadar çok şey getirtilebileceğine inanamadım bir türlü."لم أكن أعرف كم من القدر يمكنني أن أأكل حينها
"Buraya bu kadar çok şey getirtilebileceğine inanamadım bir türlü."(笑い)
Bu ses herhangi bir oda hakkındaki ilk izlenimimizi belirler. Başka türlüsü olamaz.Âm thanh này tô điểm ấn tượng đầu tiên của chúng tôi ở bất cứ căn phòng nào; điều này là không thể tránh khỏi.
Bu ses herhangi bir oda hakkındaki ilk izlenimimizi belirler. Başka türlüsü olamaz.Questo suono colora la nostra prima impressione di ogni stanza, non c'è niente da fare.
Bu ses herhangi bir oda hakkındaki ilk izlenimimizi belirler. Başka türlüsü olamaz.Ten dźwięk zabarwia nasze pierwsze wrażenie w każdym pokoju. nic nie da się na to poradzić.
Bu ses herhangi bir oda hakkındaki ilk izlenimimizi belirler. Başka türlüsü olamaz.Tento zvuk dokreslí náš první dojem z jakékoli místnosti, tomu nelze zabránit.
Bu sunum üzerine çok titriyordu. Grafikler, tablolar, türlü türlü bilgiler vs.A on na této prezentaci pracoval velmi usilovně, grafy, tabulky, informace.
Bütün duyarlılıklarını yitirip açgözlülükle her türlü pisliği yapmak üzere kendilerini sefahate verdiler.de som følelsesløse har overgitt sig til skamløshet, så de driver all urenhet tillikemed havesyke.
Bütün duyarlılıklarını yitirip açgözlülükle her türlü pisliği yapmak üzere kendilerini sefahate verdiler.de, som jo følesløse have hengivet sig til Uterligheden, til at øve al Urenhed i Havesyge.
Bütün duyarlılıklarını yitirip açgözlülükle her türlü pisliği yapmak üzere kendilerini sefahate verdiler.ki so se, ko so postali brezčutni, vdali razuzdanosti, da strežejo sleherni nečistosti z lakomnostjo.
Bütün duyarlılıklarını yitirip açgözlülükle her türlü pisliği yapmak üzere kendilerini sefahate verdiler.저희가 감각 없는 자 되어 자신을 방탕에 방임하여 모든 더러운 것을 욕심으로 행하되
Bütün duyarlılıklarını yitirip açgözlülükle her türlü pisliği yapmak üzere kendilerini sefahate verdiler.Kteřížto zoufavše sobě, vydali se v nestydatost, aby všelikou nečistotu páchali s chtivostí.
Bütün duyarlılıklarını yitirip açgözlülükle her türlü pisliği yapmak üzere kendilerini sefahate verdiler.ktorí, keď otupeli do bezcitnosti, oddali sa nestudatosti páchať každú nečistotu nenasytnou žiadosťou.
Bütün duyarlılıklarını yitirip açgözlülükle her türlü pisliği yapmak üzere kendilerini sefahate verdiler.Którzy zakamieniawszy, udali się na rozpustę ku popełnianiu wszelakiej nieczystości z chciwością.
Bütün duyarlılıklarını yitirip açgözlülükle her türlü pisliği yapmak üzere kendilerini sefahate verdiler.welche ruchlos sind und ergeben sich der Unzucht und treiben allerlei Unreinigkeit samt dem Geiz.
Bütün duyarlılıklarını yitirip açgözlülükle her türlü pisliği yapmak üzere kendilerini sefahate verdiler.οιτινες αναισθητουντες, παρεδωκαν εαυτοις εις την ασελγειαν, δια να εργαζωνται πασαν ακαθαρσιαν ακορεστως.
Bütün duyarlılıklarını yitirip açgözlülükle her türlü pisliği yapmak üzere kendilerini sefahate verdiler.Вони, зробившись безчувственними, оддали себе розпусту, щоб робити всяку нечистоту в зажерливости.
Bütün duyarlılıklarını yitirip açgözlülükle her türlü pisliği yapmak üzere kendilerini sefahate verdiler.нито давайте място на дявола.
Bütün duyarlılıklarını yitirip açgözlülükle her türlü pisliği yapmak üzere kendilerini sefahate verdiler.Они, дойдя до бесчувствия, предались распутству так, что делают всякую нечистоту с ненасытимостью.
Bütün duyarlılıklarını yitirip açgözlülükle her türlü pisliği yapmak üzere kendilerini sefahate verdiler.אשר השמינו ויתנו את נפשם לזמה לעשות כל תועבה באהבת הבצע׃

İlgili Sayfalar