Sekreteri, biraz heyecanlı türden bir kadındı, beni aradı ve dedi kiוהמזכירה שלו, שהייתה סוג של אשת השטן, התקשרה אליי ואמרה,
Sekreteri, biraz heyecanlı türden bir kadındı, beni aradı ve dedi kiوكانت سكرتاريته من النوع القاسي فاتصلت بي وقالت
Sekreteri, biraz heyecanlı türden bir kadındı, beni aradı ve dedi kiそしたら やり手の女性秘書が 電話で言うんだ 「サイモン氏がデスクに座ってて 頭に水が垂れて来てます」って
Sen, sevimliliğini ziyan eden... türden bir kızsın.Du bist die Art von Mädchen, ...die man überhaupt nicht niedlich nennen kann.
Sen, sevimliliğini ziyan eden... türden bir kızsın.Em không phải loại con gái mà người ta có thể dùng chữ "đáng yêu" để tả.
Sen, sevimliliğini ziyan eden... türden bir kızsın.Jesteś takim typem dziewczyny, na którą słowo "urocza" się tylko marnuje.
Sen, sevimliliğini ziyan eden... türden bir kızsın.Kamu ini tipe gadis yang tidak imut sama sekali.
Sen, sevimliliğini ziyan eden... türden bir kızsın.넌 정말 귀여운 구석이라곤 약에 쓸래도 없는 여자야.
Sen, sevimliliğini ziyan eden... türden bir kızsın.Sinä olet sellainen tyttö, jonka "söpöys" menee hukkaan.
Sen, sevimliliğini ziyan eden... türden bir kızsın.Te az a típusú lány vagy, akin a cukiság pazarlás.
Sen, sevimliliğini ziyan eden... türden bir kızsın.Tu es le genre de fille qui n'a pas un seul point "mignon" gaspillé
Sen, sevimliliğini ziyan eden... türden bir kızsın.Tu esti genul de fata care... "isteata " este prea putin spus.
Sen, sevimliliğini ziyan eden... türden bir kızsın.Tu sei il tipo di ragazza sulla quale... la "bellezza" è sprecata.
Sen, sevimliliğini ziyan eden... türden bir kızsın.Είσαι ένα κορίτσι που δεν είσαι καθόλου χαριτωμένη.
Sen, sevimliliğini ziyan eden... türden bir kızsın.Ты из тех девушек к которым определение Милая просто не подходит
Sen, sevimliliğini ziyan eden... türden bir kızsın.أنت نوع الفتيات اللواتي لا يملكن أيّ نوع من الجاذبية
Sen, sevimliliğini ziyan eden... türden bir kızsın.無縁な女だな おい! どうかしたのか?
Şimdi, bu türden cihazlarla nasıl hesap yapacağımızı bilemediğimiz bir noktadayız.Așadar suntem la stadiul în care nu prea știm cum să procesăm cu astfel de dispozitive.
Şimdi, bu türden cihazlarla nasıl hesap yapacağımızı bilemediğimiz bir noktadayız.Así que, estamos en un momento en el que no sabemos realmente cómo calcular con ese tipo de dispositivos.
Şimdi, bu türden cihazlarla nasıl hesap yapacağımızı bilemediğimiz bir noktadayız.Donc, voilà où nous en sommes. Nous ne savons pas vraiment calculer avec ce genre de matériel.
Şimdi, bu türden cihazlarla nasıl hesap yapacağımızı bilemediğimiz bir noktadayız.이처럼, 우리는 지금 이런 종류의 장치들을 어떻게 운영시켜야 할지 모르는 단계에 와있습니다.
Şimdi, bu türden cihazlarla nasıl hesap yapacağımızı bilemediğimiz bir noktadayız.Siamo quindi al punto in cui non sappiamo davvero come computare con questo tipo di strumenti.
Şimdi, bu türden cihazlarla nasıl hesap yapacağımızı bilemediğimiz bir noktadayız.Tak więc, jesteśmy na etapie, gdy naprawdę nie wiemy jak prowadzić obliczenia przy użyciu takich urządzeń.
Şimdi, bu türden cihazlarla nasıl hesap yapacağımızı bilemediğimiz bir noktadayız.We weten nog niet echt hoe we moeten gaan rekenen met dit soort apparaten.
Şimdi, bu türden cihazlarla nasıl hesap yapacağımızı bilemediğimiz bir noktadayız.Wir sind damit an einem Punkt, wo wir nicht wirklich wissen, wie wir mit so etwas noch rechnen sollen.
Şimdi, bu türden cihazlarla nasıl hesap yapacağımızı bilemediğimiz bir noktadayız.Така че, ние сме на етап, когато не знаем как да изчисляваме с този вид устройства.
Şimdi, bu türden cihazlarla nasıl hesap yapacağımızı bilemediğimiz bir noktadayız.אז, אנחנו בשלב בו אנחנו לא באמת יודעים לחשב עם כלים מסוג כזה.
Şimdi, bu türden cihazlarla nasıl hesap yapacağımızı bilemediğimiz bir noktadayız.لذلك ، ونحن في مرحلة لا يمكننا فيها أن نعرف حقا كيف نشغل هذا النوع من الأجهزة.
Şimdi, bu türden cihazlarla nasıl hesap yapacağımızı bilemediğimiz bir noktadayız.よく知らない、という段階にいます。 我々が今知っているのは、
Şimdi, üniversite lineer cebir dersinde görebileceğiniz türden bir matris uygulaması göstereceğim. -Ahora voy a mostrarles otra aplicacion de matrices que Veran mas frecuentemente en su clase de álgebra lineal
Şimdi, üniversite lineer cebir dersinde görebileceğiniz türden bir matris uygulaması göstereceğim. -الآن، سأوضح لكم تطبيق آخر على المصفوفات والذي تفضلون مشاهدته في مادة الجبر الخطي
Soğuk savaştan sonra düşmanlar icat etmek zorundaydılar- -öldüremeyecekleri türden.A hidegháború után olyan ellenséget kellett találniuk, amelyeket nem tudnak legyőzni.
Soğuk savaştan sonra düşmanlar icat etmek zorundaydılar- -öldüremeyecekleri türden.A hidegháború után olyan ellenséget kellett találniuk, amelyeket nem tudnak legyõzni.
Soğuk savaştan sonra düşmanlar icat etmek zorundaydılar- -öldüremeyecekleri türden.Après la Guerre froide, ils ont dû inventer des ennemis que tu ne pourrais même pas tuer.
Soğuk savaştan sonra düşmanlar icat etmek zorundaydılar- -öldüremeyecekleri türden.Dopo la guerra fredda hanno dovuto inventarsi dei nemici che non potevano... manco uccidere.
Soğuk savaştan sonra düşmanlar icat etmek zorundaydılar- -öldüremeyecekleri türden.După războiul rece, au fost nevoiţi să născocească duşmani pe care nici măcar nu-i poţi ucide.
Soğuk savaştan sonra düşmanlar icat etmek zorundaydılar- -öldüremeyecekleri türden.우리의 냉전 이후에, 그들은 제거 할 수조차 없는 상대를 만들어 내야 했어.
Soğuk savaştan sonra düşmanlar icat etmek zorundaydılar- -öldüremeyecekleri türden.Na de Koude Oorlog moesten ze vijanden uitvinden... die je niet eens zou kunnen vermoorden.
Soğuk savaştan sonra düşmanlar icat etmek zorundaydılar- -öldüremeyecekleri türden.När kalla kriget tog slut uppfann man fiender som inte ens går att döda.
Soğuk savaştan sonra düşmanlar icat etmek zorundaydılar- -öldüremeyecekleri türden.När kalla kriget tog slut uppfann man fiender som inte ens går att döda.
Soğuk savaştan sonra düşmanlar icat etmek zorundaydılar- -öldüremeyecekleri türden.Sau chiến tranh lạnh, họ phải hư cấu ra những kẻ thù mà ngay cả bạn cũng không thể giết được.
Soğuk savaştan sonra düşmanlar icat etmek zorundaydılar- -öldüremeyecekleri türden.Sau chiến tranh lạnh họ phát minh ra kẻ thù.. cái mà cậu thậm chí không thể giết
Soğuk savaştan sonra düşmanlar icat etmek zorundaydılar- -öldüremeyecekleri türden.Setelah perang dingin mereka harus menciptakan musuh... ...yang bahkan tak bisa kau bunuh.
Soğuk savaştan sonra düşmanlar icat etmek zorundaydılar- -öldüremeyecekleri türden.Μετά τον Ψυχρό Πόλεμο έπρεπε να εφεύρουν εχθρούς... που δεν μπορούσες καν να σκοτώσεις.
Soğuk savaştan sonra düşmanlar icat etmek zorundaydılar- -öldüremeyecekleri türden.След студената война ТЕ трябваше да си измислят нови врагове... ...такива, които дори не трябва да убиваш.
Soğuk savaştan sonra düşmanlar icat etmek zorundaydılar- -öldüremeyecekleri türden.テロ、海賊行為、麻薬
Sonra bu da açıkça çok konuşkan, laf kalabalığı yapan türden bir koltuk.Acesta este un scaun cam vorbăreţ, cu gură mare.
Sonra bu da açıkça çok konuşkan, laf kalabalığı yapan türden bir koltuk.Còn đây là một chiếc ghế khá nhiều chuyện và dài dòng.
Sonra bu da açıkça çok konuşkan, laf kalabalığı yapan türden bir koltuk.Dann war da noch dieser ziemlich gesprächige, wortreiche Sessel.
Sonra bu da açıkça çok konuşkan, laf kalabalığı yapan türden bir koltuk.Depois há um tipo de cadeira razoavelmente faladora e verbosa.
Sonra bu da açıkça çok konuşkan, laf kalabalığı yapan türden bir koltuk.Det här är en ganska pratglad sorts stol.
Sonra bu da açıkça çok konuşkan, laf kalabalığı yapan türden bir koltuk.Dit is een nogal praatgraag, woordenrijk soort stoel.
Sonra bu da açıkça çok konuşkan, laf kalabalığı yapan türden bir koltuk.Ensuite, voici une chaise très parlante, du type bavarde.
Sonra bu da açıkça çok konuşkan, laf kalabalığı yapan türden bir koltuk.Esta silla es bastante conversadora, una silla verborrágica.
Sonra bu da açıkça çok konuşkan, laf kalabalığı yapan türden bir koltuk.Ez egy eléggé beszédes, mondanivalóval töltött szék.
Sonra bu da açıkça çok konuşkan, laf kalabalığı yapan türden bir koltuk.Kemudian ini adalah sebuah kursi yang sangat cerewet.
Sonra bu da açıkça çok konuşkan, laf kalabalığı yapan türden bir koltuk.다음으로, 이것은 꽤 말하기 좋아하는 말 많은 의자입니다.
Sonra bu da açıkça çok konuşkan, laf kalabalığı yapan türden bir koltuk.Mamy także takie rozgadane, rozwlekłe krzesło.
Sonra bu da açıkça çok konuşkan, laf kalabalığı yapan türden bir koltuk.Poi c'è questa sedia piuttosto loquace e prolissa.
Sonra bu da açıkça çok konuşkan, laf kalabalığı yapan türden bir koltuk.Tämä on aika puhelias, kirjaimellinen tuoli.