Çünkü şu anda yaşadığımız dünya, bu türden bir dünya, hızlı sarma modunda takılmış bir dünya.Protože to je druh světa, ve kterém dnes žijeme, svět zaseknutý v "rychle vpřed".
Çünkü şu anda yaşadığımız dünya, bu türden bir dünya, hızlı sarma modunda takılmış bir dünya.Want dat is het soort van wereld waarin we -- we nu leven, een wereld die vast zit in 'vooruitspoelen'.
Çünkü şu anda yaşadığımız dünya, bu türden bir dünya, hızlı sarma modunda takılmış bir dünya.Γιατί κάπως έτσι είναι ο κόσμος στον οποίο ζούμε σήμερα, ένας κόσμος κολλημένος στη γρήγορη κίνηση.
Çünkü şu anda yaşadığımız dünya, bu türden bir dünya, hızlı sarma modunda takılmış bir dünya.Бо це такий світ, в якому ми живемо зараз, світ, в якого заклинило кнопку "перемотати вперед".
Çünkü şu anda yaşadığımız dünya, bu türden bir dünya, hızlı sarma modunda takılmış bir dünya.Защото това е типа свят в който ние -- ние живеем сега, един свят залепен в бързо-напред.
Çünkü şu anda yaşadığımız dünya, bu türden bir dünya, hızlı sarma modunda takılmış bir dünya.Мы живем в таком мире - мы живем в "прямо сейчас" в мире, у которого заклинило кнопку "промотать вперед".
Çünkü şu anda yaşadığımız dünya, bu türden bir dünya, hızlı sarma modunda takılmış bir dünya.כי זה סוג העולם שאנו חיים בו כיום, עולם שתקוע על "הרצה קדימה".
Çünkü şu anda yaşadığımız dünya, bu türden bir dünya, hızlı sarma modunda takılmış bir dünya.لأنه هذا هو نوع العالم الذي نعيش فيه الآن عالم عالق في الحركة السريعة إلى الأمام.
Çünkü şu anda yaşadığımız dünya, bu türden bir dünya, hızlı sarma modunda takılmış bir dünya.スピードに縛られ 強迫観念のように
Dağcılığı bir örnek olarak alırsanız, size her türden bilgiyi sağlıyor.A když už jsme u horolezectví jako příkladu, vyplývá z toho spousta věcí.
Daha da önemlisi, yoksullar hakkında önceden hiç duymadığım türden öyküler anlatıyordu.Ale podstatnější byly jeho příběhy o chudých, které byly jiné než ty, co jsem slýchala dříve.
Daha da önemlisi, yoksullar hakkında önceden hiç duymadığım türden öyküler anlatıyordu.Ale przede wszystkim opowiadał historie o ubogich, które różniły się od tych, które do tej pory słyszałam.
Daha da önemlisi, yoksullar hakkında önceden hiç duymadığım türden öyküler anlatıyordu.De ami még fontosabb, olyan történeteket mondott a szegényekről, amiket nem hallottam korábban.
Daha da önemlisi, yoksullar hakkında önceden hiç duymadığım türden öyküler anlatıyordu.Ja hän kertoi tarinoita köyhistä, jotka olivat erilaisia kuin tarinat, joita olin kuullut.
Daha da önemlisi, yoksullar hakkında önceden hiç duymadığım türden öyküler anlatıyordu.하지만 더 중요한 것은, 그가 했던 가난한 사람에 대한 얘기는 내가 들었던 어떤 이야기들과도 달랐습니다.
Daha da önemlisi, yoksullar hakkında önceden hiç duymadığım türden öyküler anlatıyordu.Nhưng quan trọng hơn, ông kể về những người nghèo theo cách khác lạ hơn những gì tôi nghe trước đây.
Daha da önemlisi, yoksullar hakkında önceden hiç duymadığım türden öyküler anlatıyordu.וחשוב מכך, הסיפורים שלו על העניים היו שונים מכל הסיפורים ששמעתי לפני כן.
Daha da önemlisi, yoksullar hakkında önceden hiç duymadığım türden öyküler anlatıyordu.ولكن الامر الاهم .. هو انه كان يشاركنا قصص الفقراء وكانت تلك القصص مختلفة جداً عن القصص التي سمعتها من قبل
Daha da önemlisi, yoksullar hakkında önceden hiç duymadığım türden öyküler anlatıyordu.これまで聞いたこともないような話でした たまたま貧しいけれども
Daha önce görmediğimiz türde bir nükleer savaş haricinde bunu engelleyebilecek bir şey yok.Der er intet -- bortset fra atomkrig af en art vi aldrig har set -- der kan stoppe den udvikling.
Daha önce görmediğimiz türde bir nükleer savaş haricinde bunu engelleyebilecek bir şey yok.Det finns inget - utom ett kärnvapenkrig av aldrig skådat slag - som kan hindra det här från att hända.
Daha önce görmediğimiz türde bir nükleer savaş haricinde bunu engelleyebilecek bir şey yok.Doar un război nuclear de proporții nemaivăzute mai poate opri această creștere.
Daha önce görmediğimiz türde bir nükleer savaş haricinde bunu engelleyebilecek bir şey yok.E nada — exceto uma guerra nuclear como nenhuma que tenhamos visto — pode impedir que isso aconteça.
Daha önce görmediğimiz türde bir nükleer savaş haricinde bunu engelleyebilecek bir şey yok.Er is niets behalve een nooit tevoren geziene nucleaire oorlog die dit kan voorkomen.
Daha önce görmediğimiz türde bir nükleer savaş haricinde bunu engelleyebilecek bir şey yok.Il n'y a rien d'autre qu'une guerre nucléaire d'un genre jamais vu auparavant qui peut empêcher ça d'arriver.
Daha önce görmediğimiz türde bir nükleer savaş haricinde bunu engelleyebilecek bir şey yok.핵전쟁 같은 것 외에는 이와 같은 성장이 일어나는 것을 멈출 수 있는 것은 없습니다.
Daha önce görmediğimiz türde bir nükleer savaş haricinde bunu engelleyebilecek bir şey yok.Mikään -- ennennäkemätöntä ydinsotaa lukuunottamatta -- ei voi pysäyttää tätä kasvua.
Daha önce görmediğimiz türde bir nükleer savaş haricinde bunu engelleyebilecek bir şey yok.Neexistuje nič, okrem nukleárnej vojny, akú sme ešte nevideli, čo by tomu mohlo zabrániť.
Daha önce görmediğimiz türde bir nükleer savaş haricinde bunu engelleyebilecek bir şey yok.Ničesar ni, razen še nevidene jedrske vojne, kar bi lahko to rast ustavilo.
Daha önce görmediğimiz türde bir nükleer savaş haricinde bunu engelleyebilecek bir şey yok.Nic kromě jaderné války jakou jsme ještě neviděli může zastavit, aby se tohle stalo.
Daha önce görmediğimiz türde bir nükleer savaş haricinde bunu engelleyebilecek bir şey yok.Nic, oprócz wojny nuklearnej na niespotykaną skalę, tego nie powstrzyma.
Daha önce görmediğimiz türde bir nükleer savaş haricinde bunu engelleyebilecek bir şey yok.Nincsen semmi, hacsak nem valami még sosem látott atomháború, ami ezt megakadályozhatná.
Daha önce görmediğimiz türde bir nükleer savaş haricinde bunu engelleyebilecek bir şey yok.No hay nada, excepto una guerra nuclear sin precedentes, que pueda evitar que esto suceda.
Daha önce görmediğimiz türde bir nükleer savaş haricinde bunu engelleyebilecek bir şey yok.Ніщо, крім ядерної війни небаченої за масштабами, може зупинити це.
Daha önce görmediğimiz türde bir nükleer savaş haricinde bunu engelleyebilecek bir şey yok.Няма нищо освен ядрена война от вид, който не сме виждали, която да може да спре това да се случи.
Daha önce görmediğimiz türde bir nükleer savaş haricinde bunu engelleyebilecek bir şey yok.אין שום דבר מלבד מלחמה גרעינית מהסוג שמעולם לא ראינו שיכול לעצור זאת מלהתרחש.
Daha önce görmediğimiz türde bir nükleer savaş haricinde bunu engelleyebilecek bir şey yok.ولا يوجد شيء سوى حرب نووية يمكنها ان تحول دون حدوث ذلك
Daha önce görmediğimiz türde bir nükleer savaş haricinde bunu engelleyebilecek bir şey yok.今までに見た事もないような核戦争が起こらない限り この状況は止まらないでしょう なぜなら変化は既に始まっているからです
Daha önce söylediğimiz gibi, hareket bu türden canlı sistemler için çok önemli.Ako sme mohli počuť skôr, pohyb je veľmi dôležitý v týchto druhoch žijúcich systémov.
Daha önce söylediğimiz gibi, hareket bu türden canlı sistemler için çok önemli.Come abbiamo sentito prima, il movimento è essenziale in questi tipi di sistemi "viventi".
Daha önce söylediğimiz gibi, hareket bu türden canlı sistemler için çok önemli.Comme nous l'avons entendu plus tôt, le mouvement est très important dans ce genre de systèmes vivants.
Daha önce söylediğimiz gibi, hareket bu türden canlı sistemler için çok önemli.Jak słyszeliśmy wcześniej, ruch jest bardzo ważny w tego rodzaju żywych systemach.
Daha önce söylediğimiz gibi, hareket bu türden canlı sistemler için çok önemli.앞서 들으셨다시피, 이런 형태의 생물계에서는 움직임이 아주 중요합니다
Daha önce söylediğimiz gibi, hareket bu türden canlı sistemler için çok önemli.Như ta nghe vừa nãy, sự chuyển động rất quan trọng đối với những cơ thể sống này.
Daha önce söylediğimiz gibi, hareket bu türden canlı sistemler için çok önemli. Ortamda dolaşıyor.Como escuchamos antes, el movimiento es muy importante es estas clases de sistemas vivientes.
Daha önce söylediğimiz gibi, hareket bu türden canlı sistemler için çok önemli. Ortamda dolaşıyor.Como escutámos antes, o movimento é muito importante neste tipo de sistemas vivos.
Daha önce söylediğimiz gibi, hareket bu türden canlı sistemler için çok önemli. Ortamda dolaşıyor.Cum am auzit mai dereme, mişcarea este foarte importantă în cazul unor astfel de sisteme animate.
Daha önce söylediğimiz gibi, hareket bu türden canlı sistemler için çok önemli.Pro živé systémy je pohyb velmi důležitý.
Daha önce söylediğimiz gibi, hareket bu türden canlı sistemler için çok önemli.Wie wir zuvor gehört haben, ist Bewegung sehr wichtig in dieser Art lebender Systeme.
Daha önce söylediğimiz gibi, hareket bu türden canlı sistemler için çok önemli.Zoals eerder gezegd, is beweging zeer belangrijk in dit soort van levende systemen.
Daha önce söylediğimiz gibi, hareket bu türden canlı sistemler için çok önemli.Όπως ακούσαμε νωρίτερα η κίνηση είναι πολύ σημαντική σε αυτού του είδους τα έμβια συστήματα.
Daha önce söylediğimiz gibi, hareket bu türden canlı sistemler için çok önemli.Как мы слышали ранее, движение очень важно в живых системах такого типа.
Daha önce söylediğimiz gibi, hareket bu türden canlı sistemler için çok önemli.Както чухме по-рано, движението е много важно при тези живи системи.
Daha önce söylediğimiz gibi, hareket bu türden canlı sistemler için çok önemli.Як ми чули раніше, рух дуже важливий у живих системах такого типу.
Daha önce söylediğimiz gibi, hareket bu türden canlı sistemler için çok önemli.כפי ששמענו קודם לכן, תנועה מאוד חשובה בסוגי המערכות החיות הללו.
Daha önce söylediğimiz gibi, hareket bu türden canlı sistemler için çok önemli.كما سمعتم في البداية، فإن الحركة مهمة جداً لهذه الأنواع من الأنظمة الحية.
Daha önce söylediğimiz gibi, hareket bu türden canlı sistemler için çok önemli.この種の生体系において重要です 動き回り 周囲の様子を探り
Dairelerin önünde Necker küpünün durduğu türden kenarı kaçınız görüyor?Berapa banyak dari anda yang melihat batas itu, dengan kubus Necker melayang di depan lingkaran?
Dairelerin önünde Necker küpünün durduğu türden kenarı kaçınız görüyor?Câti dintre voi vedeți acea graniță, și cubul Necker plutind în fața cercurilor?
Dairelerin önünde Necker küpünün durduğu türden kenarı kaçınız görüyor?Combien d'entre vous voient cette arête, et le cube de Necker qui flotte devant les cercles ?