Ana içeriğe geç
Sözlük

tüm ile cümle

tüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tüm yaşamını fizik çalışmalarına adadı.She gave her entire life to the study of physics.
Tüm masrafları tek kalemde toplayacağız.We will lump together all expenses.
Baba tüm maaşını anneye veriyor.Father gives Mother all his salary.
Bir çürük elma sepetteki tüm elmayı çürütür.One rotten apple spoils the barrel.
Fiyat endeksi tüm zamanların en yükseğine ulaştı.The price index hit an all-time high.
Yasa tüm insanların eşit olduğunu söylüyor.The law says that all men are equal.
Tüm söylediklerimi geri alacağım.I'll take back all I said.
Sahip olduğum tüm parayı ona güvendim.I trusted him with all the money I had.
Şimdiye kadar yayınlanmış tüm diyetleri denedim ama hala kilo kaybetmedim.I have tried every diet that has ever been published and I still haven't lost weight.
Genç adamlar tüm zorluklara rağmen bunu yapacaklarını söylediler.The young men said that they would do it despite all of the difficulties.
Tüm isimler alfabetik olarak sıralanmıştır.All the names are listed in alphabetical order.
Tüm arkadaşlarım beni elimden gelenin en iyisini yapmaya teşvik etti.All my friends encouraged me to try my best.
Tüm arkadaşlarım ve ailem öldü.All my friends and family are dead.
Kitabı almak zorunda olduğum tüm parayı harcadım.I spent all the money I had to buy the book.
Tüm para bitti.All the money was gone.
Tüm yolcuları fırtına sırasında deniz tuttu.All the passengers got seasick during the storm.
İyi bir üniversiteye girmen için tüm yapman gereken çok çalışmak.All you have to do is study hard to get into a good college.
Tüm günümü alsa da,yazacağım.Even if it takes me the whole day, I will do the typing.
Tren olmadığı için, tüm yolu yürümek zorunda kaldık.There being no train, we had to walk all the way.
Şu ağaçta yetişen tüm mangolara bak.Look at all the mangoes growing on that tree.
Tam geçişsiz fiiller ne tümleç ne de nesne alır.A complete intransitive verb takes neither complement nor object.
Benim fibroid tümörlerim var. Onların büyümesini durdurmanın bir yolu var mı?I have fibroid tumours. Is there a way to stop them getting large?
Tüm kaynaklarını aynı işe yatırma.Don't put all your eggs in one basket.
Bir insan başka bir insanı tümüyle anlamayabilir.A person cannot understand another person completely.
O tüm itirazlarımın sonrasında, o evden ayrıldı.Even after all of my objections, she left home.
Tüm mutlu aileler birbirine benzer; her mutsuz aile kendi yolunda mutsuzdur.Happy families are all alike; every unhappy family is unhappy in its own way.
Sanırım ona yardım etmek için tüm çabalarım sadece benim zaman kaybım olacak.I think all my efforts to help her will just be a waste of my time.
Babam tüm maaşını anneme veriyor.My father gives my mother all of his salary.
Nehir tüm bölgeyi sular altında bıraktı.The river flooded the entire region.
Onun hastalığı onun tüm umutlarını boşa çıkardı.His illness defeated all his hopes.
Onun hastalığı tüm umutlarını yıktı.His illness dashed all his hopes.
Tüm bir haftayı kaybetmek istemez.He doesn't want you to lose a whole week.
Tüm bunlardan sonra, tanrılar bile zaman zaman hata yapabilirler.After all, even the gods may err at times.
Kar bir gecede tüm şehri kapladı.The snow covered the whole city overnight.
Ağabeyim bizim için tüm hazırlıklarını yaptı.My older brother made all the preparations for us.
Gece dolunay çatının üzerine düştüğünde, tüm çiftçiler uyanır.When the full moon falls down on the roof at night, all the farmers are woken up.
Sahip olduğu tüm paraya rağmen, o mutlu değil.Even with all the money he has, he isn't happy.
Bu dağ tüm yıl boyunca karla kaplıdır.This mountain is covered in snow all-year-round.
Tümü yanılsamadır.All is illusion.
Bu tren tüm istasyonlarda durur.This train stops at all stations.
Üzgünüm, mantıların tümü bitti.I'm sorry, we're all out of manti.
Tüm kalbimle, John.All my love, John.
Tüm toplar sarı.All of the balls are yellow.
Tüm çiçekler kağıttan.All of the flowers are paper.
Tüm yollar Roma'ya çıkar.All roads lead to Rome.
Bu sınıftaki tüm çocuklar çok terbiyelidir.All the children in this class are very polite.
Tüm diller eşittir, ama İngilizce diğerlerinden daha eşittir.All languages are equal, but English is more equal than the others.
Tüm öğrenciler savaşa karşılardı.All the students were against the war.
Birinci sınıfın tüm hizmetlerini ve avantajlarını keşfedin.Discover all the services and advantages of first class.
Tüm diller eşittir, İngilizce hepsinin en eşitidir.All languages being equal, English is the most equal of all.
Tüm tarayıcılar güvenli değil.Not all browsers are secure.
Arkadaşının ona ödünç verdiği tüm parayı harcadı.He spent all the money that his friend had lent him.
Bebek tüm gece ağladı.The baby cried all night.
Diğer tüm diller Uygurca'dan daha kolaydır.All the other languages are easier than Uighur.
Sanırım yakında tüm işleri bitirmiş olacaksınız.I think you will have done all the work soon.
Şehir merkezi sadece yaya trafiğine değil tümüne kapalı olmalıdır.The city center should be closed to all but pedestrian traffic.
Tüm öğrenciler oradaydı.All the students were there.
O, tüm ülkeyi seyahat etmeyi planlıyor.She's planning to travel the entire country.
Tüm modeller yanlış, ancak bazıları yararlı.All models are wrong, but some are useful.
Sana gerekli tüm bilgiyi temin edeceğim.I will provide you all the necessary information.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod