Tüm tarihler geçicidir.All dates are tentative.
Tüm müşterilerimizi tanıyorum.I know all our clients.
Tom'un tüm şarkılarını sevdim.I loved all Tom's songs.
Tüm arkadaşlarım video oyunları oynamayı sever.All my friends like playing videogames.
Tüm girişimler başarısız oldu.All attempts failed.
Tom tüm umudunu kaybetti.Tom lost all hope.
Tüm müziklerden nefret ediyorum.I hate all music.
Bu bakteri mevcut tüm antibiyotiklere karşı dirençli.This bacteria is resistant to every available antibiotic.
Tom tüm mirasını boşa harcadı.Tom squandered his entire inheritance.
Tom diğer tüm erkek çocukları gibi değildi.Tom wasn't like all the other boys.
Puro içen bir eşeği fotoğraflamak için yapılan tüm girişimler başarısız oldu.All attempts to photograph a donkey smoking a cigar failed.
Tom diğer tüm erkekler gibi değil.Tom isn't like all the other boys.
Onun tüm hayatı kağıt parçalarıydı.His whole life was pieces of paper.
Maymunlar tüm yiyeceği çaldı.The monkeys stole all the food.
Tüm çalışmalarınızı yedekleyinBack up all your work.
Tüm kasaba buradaymış gibi görünüyordu.It seemed the whole town was here.
Şimdi tüm kahramanlar yerin altında yatıyor.Now all heros lie under the earth.
Tüm çevre kasabalardan insanlar lâhana salatası almak için Mary'nin çiftliğine gitti.People from all the surrounding towns traveled to Mary's farm to buy her coleslaw.
Tom pazartesi gününden önce bana borçlu olduğu tüm parayı geri ödeyeceğini söylüyor.Tom says he'll pay back all the money he owes me before Monday.
Tüm kasaba senin gösterini izlemek için burada.The whole town is here to see your show.
Tüm finansal sistem yakında çökecek mi?Will the entire financial system collapse soon?
Tüm şikâyetlerinizden bıktım.I'm tired of all your complaints.
Neden tüm bu şeyleri eve götürüyorsun?Why are you taking all those things home?
Bir gün, tüm bu acılar kararlılığa dönüştü.One day, all that pain turned into determination.
Şu an itibariyle tüm tümörleri güvenilir şekilde tedavi edebilecek bir yöntem yoktur.As of yet, there is no method that can reliably cure all tumors.
Tüm zamanın izini kaybettim.I lost track of all time.
Tüm sabahı Tom ile mi geçirdin?Did you spend the entire morning with Tom?
Mutlu olmamız için gereken tüm nedenleri listeleyelim.Let's list all the reasons we should be happy.
Bunu yapmamız için gereken tüm nedenleri listeleyelim.Let's list all the reasons we need to do this.
Dil, tüm felaketlerin ebesidir.The tongue is the midwife of all disasters.
Tüm o eylemleri yapan Fadıl'dı.It was Fadil who did all of those acts.
Tom ve Mary tüm geçen hafta yoktu.Tom and Mary were absent all last week.
Tüm bu şarkıları öğrenmek için bir ayımız var.We have a month to learn all these songs.
Tom tüm parasını nasıl kaybetti?How did Tom lose all his money?
Tüm hafta sonu çalışmak zorundaydım.I had to work all weekend.
Tüm sızıntıları onardık.We've fixed all the leaks.
Yinelenen fotoğrafların tümünü henüz silmedim.I haven't yet deleted all the duplicate photos.
Tüm erkek kardeşlerimle iyi geçiniyorum.I get along with all my brothers.
Tom'un bana gönderdiği tüm mektupları yaktım.I burned all the letters that Tom sent me.
Polis tüm olasılıkları düşündü.Police thought of all possibilities.
Fadıl tüm tablolarını aldı ve onları yaktı.Fadil took all his paintings and burned them.
Bu odadaki tüm insanlar erkektir.All the people in this room are men.
Müslümanlar, tüm gayrimüslimleri öldürmek isteyen aşırılık yanlıları gibi canlandırılıyor.Muslims are portrayed like extremists that want to kill all non-Muslims.
Fadıl sonunda tüm hikayeyi anlattı.Fadil eventually told the whole story.
Fadıl tüm hikayeyi anlattı.Fadil told the whole story.
Fadıl tüm değerli eşyalar için Leyla'nın cesedini aradı.Fadil searched Layla's body for all the valuables.
Tüm transit yolcuların "Gidiş Salonuna" geçmeleri gerekir.All transit passangers should proceed to the "Departures Hall".
Tom tüm kitaplardan kurtuldu.Tom got rid of all the books.
Tüm öğleden sonra bahçede yabani otları çekiyordum.I was in the garden all afternoon, pulling weeds.
Tüm sürücülerin yüzde doksanı, ortalamanın üzerinde olduklarını düşünür.Ninety percent of all drivers think they're above average.
Tom tüm patlamış mısırı yedi.Tom ate all the popcorn.
Hâlâ tüm kuralları öğrenmedim.I still haven't learned all the rules.
Tom bana onun üzerindeki tüm parayı verdi.Tom gave me all the money he had on him.
Tüm eşyalarımı yanıma aldım.I took all my stuff with me.
Tom sana tüm gerçeği anlatmadı.Tom didn't tell you the whole truth.
Tom tüm geçen hafta çok hastaydı.Tom was very sick all last week.
Tüm direnenleri öldür.Kill all who resist.
Eğer sorumlu olsaydım, tüm hayvanat bahçelerini yasaklardım.If I were in charge, I'd ban all zoos.
Tüm zamanların en iyi bestecisi kim?Who's the greatest composer of all time?
Şehirdeki tüm tehlikeli mahallelerin bir listesine ihtiyacım var.I need a list of all the dangerous neighborhoods in the city.