Ana içeriğe geç
Sözlük

tüm ile cümle

tüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tüm Rusya'ya mola vermeden gezdik.I've travelled through the whole of Russia.
Tom tüm sorularımı cevaplamak için zamanın olmadığını söyledi.Tom said that he didn't have time to answer all my questions.
Tom tüm zamanını resim yaparak geçirir.Tom spends all of his time painting.
Tüm ayrıntıları almak istiyorum.I need to get all the details.
Tüm lehçeler eşittir.All dialects are equal.
Tüm palyaçolar komik değildir.Not all clowns are funny.
Bir dili anadil olarak konuşanlar bile tüm kelimelerini bilmezler.Even native speakers of a language don't know all of its words.
Troposfer tüm atmosfer kütlesinin dörtte üçünü içerir.The troposphere contains three-quarters of the mass of the entire atmosphere.
Beyaz ışık prizmada parladığı zaman, ışık tüm renklerine ayrılır.When white light shines through a prism, the light is separated into all its colors.
Yeryüzündeki tüm yaşayan varlıklar karbon içerirler. Sen bile karbon içeriyorsun.All living things on Earth contain carbon. Even you contain carbon.
Yeryüzündeki tüm yaşayan şeyler karbon içerirler.All living things on Earth contain carbon.
Yeryüzündeki tüm canlılar karbon içerirler.All living things on Earth contain carbon.
Okyanuslar yeryüzündeki tüm suyun yaklaşık % 97'sini içerirler.The ocean contains about 97% of all the water on Earth.
Aslında tüm nüfusun sekizde birine herpes virüsleri bulaşmıştır.Virtually the entire population is infected with one of eight herpes viruses.
Tom bahçeden öğle yemeği hazırlamak için Mary'nin ihtiyacı olan tüm sebzeleri aldı.Tom got all the vegetables that Mary needs to prepare lunch from the garden.
Tom yanındaki tüm parayı bize verdi.Tom gave us all the money he had on him.
Mary tüm çikolatalı şekerlemeleri yedi.Mary ate all the chocolate truffles.
Bugün tüm gün şiddetli yağmur yağdı.It rained hard all day today.
Tüm hayatımda hiç bu kadar mutlu olmadım.I've never been so happy in my entire life.
Tüm kent yandı.The entire city burned.
Müzikte tüm adaylar ses sınavı yapmalı.All applicants in music must audition.
Mary tüm popüler adamları partisine davet etti.Mary invited all the popular guys to her party.
Biz çevremizin tüm ürünleriyiz.We are all products of our environment.
Tüm otoparklar doluydu.All the parking lots were full.
Tom'un tüm erkek kardeşleri hala Boston'da mı?Are all of Tom's brothers still in Boston?
Bisikletçi tüm pelotonun kaza yapmasına neden oldu.The cyclist caused the whole peloton to crash.
Gişeden tüm para çalındı.All money from the counter was stolen.
Tüm kızlar Tom'u sever.All the girls love Tom.
Dedemin bana verdiği büyüleyici kitabı okumak için tüm gece oturdum.I was up all night reading the captivating book my grandfather gave me.
Tom tüm öğleden sonra Mary ile birlikteydi.Tom was with Mary all afternoon.
Titanik filmi tüm dünyada izleyicilere taşındı.The movie Titanic moved audiences around the world.
Bu film tüm dünyada izleyicilere taşındı.This film moved audiences around the world.
O ona söylediğin tüm yalanlar hakkında çok üzgün.She's very upset about all the lies you told her.
Alzheimer hastalığı tüm dünyada yaklaşık 50 milyon insanı etkilemektedir.Alzheimer's disease affects nearly 50 million people around the world.
Mary'nin arkadaşlarının tümü bana güldü.Mary's friends all laughed at me.
Tüm ışıklar açıktı.All the lights were on.
Tom'un arkadaşlarının tümü Mary'ye güldü.Tom's friends all laughed at Mary.
Okulunuzdaki tüm insanlardan kimi en çok seversin?Out of all the people at your school, who do you like the most?
Ben zaten Tom'a borçlu olduğum tüm parayı geri ödedim.I've already paid back all the money that I owed Tom.
Tüm kitaplarım kayıp.All my books are gone.
Tom'un tüm yaptığı bu.That's all Tom did.
Tom bu iş için ihtiyacı olan tüm donanıma sahipti.Tom had all the tools he needed to do that job.
Tom'un ailesindeki tüm erkekler keldir.All the men in Tom's family are bald.
Tüm elli eyaletin kombine nüfusu nedir?What is the combined population of all 50 states ?
Tüm gerçeği bilmiyorum.I don't know the whole truth.
O, tüm manzarayı dağın tepesinden görebiliyordu.He could see the entire landscape from the top of the mountain.
Tüm hafta sonu, önemli bir çağrı için bekledim.I waited for an important call all weekend.
Ben önemli bir telefon görüşmesi için tüm hafta sonu bekledim.I waited the entire weekend for an important phone call.
Otelden tüm parkı çok net bir şekilde görebiliyorduk.From the hotel, we could see the entire park very clearly.
Tom'un tüm ihtiyacı olan bu.That's all Tom needs.
Tüm ihtiyacınız bu.That's all you need.
Tüm kızlar ona bayılıyordu.All the girls fancied him.
Tüm kızlar onu seviyordu.All the girls fancied him.
Tüm tekneler kürek ile donatılmıştır.All boats are equipped with oar.
Esperanto tüm dünya için bir dildir.Esperanto is a language for the whole world.
Beyoncé tüm zamanların en iyi müzik sanatçılarından biridir.Beyoncé is one of the best music artists of all time.
Michael Jackson tüm zamanların en iyi müzik sanatçısıdır.Michael Jackson is the best music artist of all time.
Tüm detayları inceledik.We went over all the details.
Tom, Mary'ye tüm gerçeği anlattı.Tom told Mary the whole truth.
Alabileceğimiz tüm yiyeceğe ihtiyacımız var.We need all the food we can get.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod