Ana içeriğe geç
Sözlük

tüm ile cümle

tüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tüm şeker yere düştü.All the sugar fell on the ground.
O, tüm dillerde bana hakaret etmeye başladı.He began to insult me in all languages.
Dininiz tüm Güneş Sistemi'nde geçerli mi?Is your religion relevant throughout the whole Solar System?
Tüm değişiklik kötü değil.Not all change is bad.
Canım istasyona kadar tüm yolu koşmak istemiyor.I don't feel like running all the way to the station.
Tüm kanımız yaklaşık günde altmış kez böbreklerimizden geçer.All our blood passes through our kidneys about sixty times a day.
Her pazartesi bayan Evans çinko küvette tüm ailenin giysilerini yıkadı.Every Monday Mrs. Evans washed all the family's clothes in the zinc bathtub.
Tom tüm bunu tek başına yaptı.Tom did it all alone.
Tüm oteller satıldı.All the hotels are sold out.
Ben tüm testlerimi geçtim.I passed all my tests.
Tüm şehir sarı toz kaplıydı.The entire city was covered in yellow dust.
Tom tüm hayatı boyunca çalıştı.Tom worked all his life.
Şimdi tüm para nerede?Where's all the money now?
Tom tüm sorulara cevap vermeyi başaramadı.Tom didn't manage to answer all the questions.
Tüm cevaplarınız için sorularım var.I have questions to all your answers.
Tüm katılımcılar bir tişört alacak.All participants will receive a T-shirt.
Tüm katılımcılar kayıtlı olmalı.All participants must be registered.
Bunu tüm açılardan görmeye çalışalım.Let's try to see it from all angles.
Tom tüm sorularınızı yanıtlayacak.Tom will answer all of your questions.
Tüm Rusya'ya mola vermeden gezdik.I've travelled through the whole of Russia.
Tom'un tüm erkek kardeşleri hala Boston'da mı?Are all of Tom's brothers still in Boston?
Mary'nin arkadaşlarının tümü bana güldü.Mary's friends all laughed at me.
O, tüm manzarayı dağın tepesinden görebiliyordu.He could see the entire landscape from the top of the mountain.
Tüm ihtiyacınız bu.That's all you need.
Biz hemen hemen tüm parayı kullandık.We've used almost all the money.
Onlar bana tüm gerçeği söylemiyor.They're not telling me the whole truth.
Tom, kasabadaki tüm eğlence yerlerini bilir.Tom knows all the hot spots in town.
Tom tüm mal varlığını bir kayyuma devretti.Tom put all of his assets in a blind trust.
Bu noktada tüm seçenekleri açık tutuyoruz.We're keeping all options open at this point.
Onlara karşı olan tüm saygımı kaybettim.I have lost all respect for them.
Tüm suçlamalardan beraat ettim.I was acquitted of all charges.
Tüm yayınlarınızı okudum.I've read all of your posts.
Tüm müşterilerimizi tanıyorum.I know all our clients.
Tom tüm umudunu kaybetti.Tom lost all hope.
Tom diğer tüm erkekler gibi değil.Tom isn't like all the other boys.
Tüm zamanın izini kaybettim.I lost track of all time.
Tüm sabahı Tom ile mi geçirdin?Did you spend the entire morning with Tom?
Tom tüm parasını nasıl kaybetti?How did Tom lose all his money?
Tüm erkek kardeşlerimle iyi geçiniyorum.I get along with all my brothers.
Tüm transit yolcuların "Gidiş Salonuna" geçmeleri gerekir.All transit passangers should proceed to the "Departures Hall".
Hâlâ tüm kuralları öğrenmedim.I still haven't learned all the rules.
Sınıftaki tüm öğrenciler Tom'dan hoşlanıyor.All the students in the class like Tom.
Tüm bu şeyleri yanıma almıyorum.I'm not taking all this stuff with me.
Onun tüm hayatı ve dünya görüşü nefrete dayanıyor.His entire life and worldview is based on hatred.
Tüm kredi kartlarımı yaktım.I burned all my credit cards.
Tüm telefonlar çalıyordu.All the phones were ringing.
Bu şimdiye kadar tüm yaşamımda gördüğüm en aptalca filmdir.This is the stupidest movie I have ever seen in my entire life.
Tüm geçen hafta Tom'daydım.I was at Tom's all last week.
Ölüm kapınızı çaldığında dünyadaki tüm servet faydasızdır.All the wealth in the world is useless when death comes knocking on your door.
Tüm birinci sınıf öğrencileri Fransızca öğrenmek zorunda.All freshmen have to study French.
Sami arkadaşlarıyla olan tüm bağları kırmak istedi.Sami wanted to break all ties with his friends.
Başım ağrıyor ve kollarım , bacaklarımı da ... aslında, tüm vücudum.My head hurts, and so do my arms, legs... in fact, my whole body.
Tom şimdiden tüm Avrupa başkentlerine gitti.Tom has already been to all European capital cities.
Mary, tüm erkeklerin Tom gibi olduğunu düşünüyordu.Mary thought that all men were like Tom.
Onlar bu ülkede yaşayan tüm insanları korumalıdırlar.They must protect all the people who dwell in this country.
Hipofizin bir tümörü hipopituitarizmaya neden olabilir.A tumor of the hypophysis can cause hypopituitarism.
Hipofiz bezesinin bir tümörü hipopituitarizme neden olabilir.A tumor of the pituitary gland can cause hypopituitarism.
Su tüm yaşamın kaynağıdır.Water is the source of all life.
Tüm tanıdıklarım Boston'dan ayrıldı.Everyone I know has left Boston.
Tom tüm doğum günü partilerime geldi.Tom has come to all of my birthday parties.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod