Ana içeriğe geç
Sözlük

tüm ile cümle

tüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Bu yeni pazar tüm sanayiyi geliştirebilir.This new market may improve the entire industry.
Burada tüm sene boyunca hava soğuktur.The weather is cold all year round here.
Eğer sen tüm yolu koşsaydın sen oraya zamanında giderdin.If you'd run all the way, you would've gotten there in time.
Bana tüm ayrıntıları verin.Give me all the details.
Tüm dikkatini alabilir miyim?May I have your undivided attention?
Çocukların tümü güneş batmadan önce yatağa gitmek zorundaydılar.All of the children had to go to bed before dark.
Tüm milletler kendi sürekliliğini arar.Every nation seeks to perpetuate itself.
Giriş sınavını geçmek için tüm yapmanız gereken bu kitabı okumaktır.All you have to do to pass the entrance examination is to read this book.
Altın tüm metallerin en değerlisidir.Gold is the most precious of all metals.
Hemen hemen tüm köpekler yaşıyor.Almost all dogs are alive.
Hoşlanmadığım tüm erkeklerden, kocam kesinlikle tercih ettiğimdir.Of all the men that I dislike, my husband is certainly the one that I prefer.
Tüm diğer oğlanlar ona güldüler.All the other boys laughed at him.
O, ona tüm parasını kız arkadaşına harcamamasını tavsiye etti.She advised him not to spend all his money on his girlfriend.
O, tüm parasını kaybettiği için onu bağışladı.She forgave him for losing all her money.
Onun tüm parasını kaybetmesini affetti.She forgave him for losing all her money.
Bu şu anda ihtiyacımız olan tüm bilgi.That's all the information we need right now.
Tüm zamanların en sevdiğiniz filmi nedir?What's your favorite movie of all time?
Tüm dünyada en sevdiğin şey nedir?What's your favorite thing in the whole world?
O tüm umudunu kaybetti.She has lost all hope.
Tüm akşamı birlikte dans etmek için harcadık.We spent all evening dancing together.
Ankara'da, tüm mevsimler kış gibi.In Ankara, all the seasons are like winter.
Oğlumun okulundaki tüm İngilizce öğretmenleri, anadil konuşurudurlar.All the English teachers at my son's school are native speakers.
Patates çipsinin tüm torbasını yememeliydim.I shouldn't have eaten the whole bag of potato chips.
Tüm sıkı çalışman için sana teşekkür etmek istiyorum.I'd like to thank you for all your hard work.
Gerçek yemek yeme yerine, sadece tüm gün abur cubur yedik.Instead of eating real food, we just ate junk food all day.
Tüm dünyadaki en güzel plaj budur.This is the most beautiful beach in the whole world.
Birlikteyken yaşadığımız tüm mutsuz zamanları unuturum.When we are together, I forget all the unhappy times we've had.
Tüm paranla, yaklaşık olarak istediğin her şeyi alabilmen gerekir.With all your money, you should be able to buy just about anything you want.
Bu soruların tümünü cevaplamalısın.You have to answer all of these questions.
Tüm trafik yasalarına uymalısınız.You should obey all traffic laws.
Hawaii'de biz okyanusta tüm yıl boyunca yüzmenin keyfini çıkarabiliriz.In Hawaii, we can enjoy swimming in the ocean all year round.
Sence tüm politikacılarımız çok yaşlı değil mi?Don't you think that all our politicians are too old?
Tüm politikacılarımızın çok yaşlı olduğunu düşünmüyor musun?Don't you think that all our politicians are too old?
Belge, Manuela'ya tüm güçleri verir.The document grants full powers to Manuela.
Belge, Manuela'ya tüm yetkileri verir.The document grants full powers to Manuela.
Sanırım onların tüm söylemek istediği buydu.I assume that it was all they wanted to say.
Şu anda Tom Jackson'u mahkûm etmek için ihtiyacımız olan tüm kanıta sahibiz.We now have all the evidence we need to convict Tom Jackson.
Tom tüm sorulara cevap verebildi.Tom was able to answer all the questions.
Tom genelde tüm gün bilgisayarının karşısında oturur.Tom often sits in front of his computer all day.
Tom o hafta yediği tüm yiyeceklerin bir listesini tuttu.Tom kept a list of all the food he'd eaten that week.
Tom tüm parasını bağışladı sonra intihar etti.Tom gave away all his money, then committed suicide.
Tom tüm eşyalarını bir araya toplandı.Tom gathered together all his belongings.
Tom tüm sorulara cevap veremedi.Tom couldn't answer all of the questions.
Tom tüm bu bavulları taşıyamaz bu yüzden ona yardım etmelisin.Tom can't carry all those suitcases so you should help him.
Tom tüm bir paket hatmi yedi.Tom ate a whole bag of marshmallows.
Tom deprem yardımı için bağışlanan tüm parayla birlikte kaçtı.Tom absconded with all the money donated for earthquake relief.
Tom hakkında tüm bilmek istediğim şey onun telefon numarası ve e-posta adresi.All I need to know about Tom is his phone number and email address.
Tom Mary'nin onunla geçirdiği tüm zamanı unutmayacak.Tom will never forget all the time Mary spent with him.
Tom tüm yardımı için Mary'ye teşekkür etti.Tom thanked Mary for all her help.
Tom Mary'ye bir Noel hediyesi almak zorunda olduğu tüm parayı harcadı.Tom spent all the money he had to buy Mary a Christmas present.
Tom elindeki tüm parayı Meryem'e bir Noel hediyesi almak için harcadı.Tom spent all the money he had to buy Mary a Christmas present.
Tom Mary'nin tüm parasını soydu.Tom robbed Mary of all her money.
Tom tüm öğleden sonra Mary'ye hiç dikkat etmedi.Tom paid no attention to Mary all afternoon.
Tom tüm parasını Mary ve babasının idare ettiği şirkete yatırdı.Tom invested all his money in the company that Mary and her father managed.
Tom sahip olduğu tüm parayı Mary'ye verdi.Tom gave Mary all the money he had.
Tom Mary'nin tüm sorulara yanıt veremedi.Tom couldn't answer all of Mary's questions.
Tom Mary'nin tüm sorularını yanıtladı.Tom answered all of Mary's questions.
Tom ve Mary tüm sorunlarını çözdüler.Tom and Mary worked out their problems.
Tom'un vasiyetine göre, Mary onun tüm gayrimenkulünü miras olarak alacak.According to Tom's will, Mary will inherit his entire estate.
İhtiyacınız olan tüm şey sevgi.All you need is love.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod