tümü ile cümle

tümü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Tümüyle otobur bir türdür; meyve, yaprak gibi bitkilerle beslenirler.На светло тя се храни като растенията – самостойно.
Kanser hücrelerine ait izler tümüyle ortadan kalktığında kanser tedavi edilmiş sayılmaktadır.Ракът се отстранява като се премахва цялата площ с ракови клетки.
Ama Afrika kıtasının tümünde ve Arap yarımadası'nda da bulunurlar.Разпространени са в цяла Африка и южната част на Арабския полуостров.
Tümümünü kılıçtan geçirdiler.Всички те били посечени с меч.
Günümüzde bu kalıntıların tümü Homo erectus olarak sınıflandırılır.Danas je taj pračovjek klasificiran kao Homo erectus.
Kaynak : BBC Weather Ermenistan'ın tümü, deprem bölgesinde bulunmaktadır.Izvor : BBC Weather Cijela Armenija se nalazi u zoni jake sezmičke aktivnosti.
Bu ülkelerin tümü Avrupa Birliği’ne üye devletler değillerdir.Sve države te regije su članice Europske unije.
Tümümünü kılıçtan geçirdiler.Mali dao pogubiti mačem.
Tümü de boşlukta tüm ağırlıklarıyla yer alıyorlardı.Igrali su na svim slobodnim livadama u mjestu.
Tümü el yapımıdır.Radi se ručno.
Şarkıların tümü grup üyeleri tarafından yazılmıştır.Većinu pjesama koje su izdali napisali su sami članovi grupe.
Ama Afrika kıtasının tümünde ve Arap yarımadası'nda da bulunurlar.Pored toga, živi u cijeloj Africi i na Arapskom poluotoku.
Bu onun hayatını tümüyle değiştirecek olan bir seçimdir.Cijelo to iskustvo u potpunosti je promijenilo njegov život.
48. Panzer Ordusu 24 Aralık'ta tümüyle geri çekilerek taarruz çıkış hatlarına dönmüştür.Do 24. prosinca, 4. tenkovska armija se u potpunosti povukla na svoje početne položaje.
Yine de türün tümü tehlikede değildir.Nijedna vrsta nije u opasnosti.
Draco Malfoy, Harry Potter film serisinin tümünde Tom Felton tarafından canlandırılmaktadır.Tom Felton glumi Draca Malfoya u svim filmovima o Harry Potteru.
Seleukos İmparatorluğu tümünü boylece kendi hükümü altina almayi hedeflenmişti.Sami su Asirci slani po cijelom carstvu, budući da su bili njegov najlojalniji čimbenik.
Avrupa'nın tümünde süs bitkisi olarak geniş ölçüde yetiştirilmektedir.Raste diljem Europe kao vrlo čest korov.
Çoğu durumda, bulguların tümüne bir arada rastlanmaz.U većini slučajeva otkriva se slučajno.
Bu haliyle bulunduğu mekanın tümünü kaplamaktadır.Kakvo mjesto i što sve podrazumijeva ta tvrdnja.
Ama şimdi bu ensamblin tümünü icra etmek görenek haline gelmiştir.Ono što se dogodilo u ovoj Naciji postaje znak za sve.
Hayatının tümünü enstitünün çalışmalarına adadı.Kolegij donosi odluke o svim organizacijskim pitanjima instituta.
Ordu, bir devletin silahlı kuvvetlerinin tümü ya da herhangi bir askeri kuvvetin en büyük birliği.Vojnik je naoružani pripadnik jedne vojske ili Oružanih snaga jedne države.
Calışma hayatının hemen hemen tümünü Fransa'da XIV. Louis'in sarayında sanatkar müzisyen olarak geçirdi.Krajem života služio je i kao kraljevski zemljopisac na dvoru Luja XIV.
Hücrelerin tümü öldüğü zaman kalıcı total görme kaybı oluşur.Tijekom moždane smrti sve se moždane funkcije trajno prekidaju.
Küçük yerleşim birimlerinin birçoğu tümüyle yıkıldı.Mnoga su manja naselja nestala.
Ada ekonomisi hemen hemen tümüyle fosfat madenciliğne dayanır.Gospodarstvo otoka se još uvijek najvećim dijelom osniva na izrabljivanju fosfata.
Savaşların tümünde savaşarak zapt etmek en üstün başarı değildir.Najgore je bilo što se rješenje krize nije naziralo.
Bu kulüpleri kuranların tümü Vefa İdadisi öğrencisiydiler.Oni koji prakticiraju dafa svi su učenici iste prakse.
Cohors tumultuaria ( "kaos" analamına gelen tumultus kelimesinden,): düzensiz auxilia birliği.Cohors tumultuaria (zo slova tumultus, čo znamená chaos): nepravidelná auxiliárna jednotka.
Tümüyle buz kristallerinden meydana gelir.Pozostáva výlučne z ľadových kryštálikov.
Kralların tümü bilinmemektedir.Mená niektorých kráľovien zatiaľ nepoznáme.
Alman direnci neredeyse tümüyle çöktü.Nemecká komunita tu takmer úplne vymizla.
İnce bağırsakta ayrıca sindirim yüzeyini genişleten villuslar (tümür) da vardır.O obci v okrese Znojmo pozri Uherčice (okres Znojmo).
6000 kişiyi tutsak alan Crassus, Appia Yolu boyunca tümünü çarmıha gerdirdi.6 000 porazených otrokov dal Crassus ukrižovať pozdĺž cesty via Appia (cesta z Ríma do Capuy).
Kent halkı da I. Darius'un komutanlarının açıklamalarına göre tümüyle köleleştirildi.Všetci obyvatelia boli vzatí do otroctva, tak ako to prikázal Dareios.
Yeni sistemler için AT nin yerini tümüyle ATX devralmıştır.ATX svojimi prednosťami úplne nahradil zastaraný formát AT.
Daha sonraki yıllarda kendini tümüyle yazmaya, çeviri yapmaya ve beste çalışmalarına adadı.Po roku 1956 sa venoval už len prekladateľstvu a neskôr tiež písaniu a vydávaniu vlastných diel.
Çünkü Habsburglar'ın erkek soyu tümüyle ortadan kalkmıştı.Detronizácia Habsburgovcov v Uhorsku mala rýchlu odozvu.
Alman kuvvetleri Kuzey Ukrayna'dan tümüyle atılmışlardı.Nemecké oddiely boli vyhnané z Žemajtska.
Bitki örtüsü genel olarak otlak alanlardır ve adanın tümü ağaçsızdır.Na ostrove je väčšinou tráva, bez stromov.
Tümüyle dolduğunda kapatılarak öylece bırakılması tasarlanmaktadır.Zo zastávky odchádza, len ak je naplnené.
Alman ve Macar birlikleri neredeyse tümüyle imha oldular.Vojská Osi, predovšetkým nemeckých spojencov boli takmer zničené.
Ancak şimdiye kadar ödülü kazananların tümü Britanya vatandaşıdır.Potom boli všetky podniky patriace Britom zoštátnené.
Gerçekte ise hâlen tümüyle Alman denizaltısıydı.Namenjena je bila predvsem za nemške podmornice.
Tümünün sözlerini Fecri Ebcioğlu yazmıştır.O izreku so napisali cele knjige.
907 yılında yerel askeri valiler kontrol edilemez hale gelince Tang tümüyle çöktü.Leta 907 se je Tang popolnoma razgradila, ko so lokalni vojaški guvernerji postali nepovezani.
Bu yöntemlerin tümü Borel toplamından güçsüzken q > 0 için Abel toplamıyla karşılaştırılamazlar.Vse te metode so strogo šibkejše od Borelove vsote; za q > 0 so neprimerljive z Abelovo vsoto.
Tümüyle buz kristallerinden meydana gelir.Sestavljeni so iz ledenih kristalov.
Bu arazilerde avcılık tümüyle yasaktır.Lov na te živali je prepovedan.
Günümüz imkanlarıyla bu işlevlerin tümüyle yapay bir şekilde taklit edilmesi imkansız görülmektedir.Predstavljam si, da so razmere v teh dirkalnikih popolnoma nepredstavljive.
Gerçekte köy tümüyle boştu.Mestna stran je nasprotno prazna.
Bu kulüpleri kuranların tümü Vefa İdadisi öğrencisiydiler.Vsi ti so bili učenci Teodota Kožarja.
Konu tümüyle düş ürünü olabilir ya da son derece gerçekçidir.Lahko ima poučni namen ali pa je fantazijska.
Bu bölümlerin tümü iç kısımlarda yer alır.Slednji živijo v vseh delih rezervata.
Viyana eyaleti Aşağı Avusturya eyâleti tarafından tümüyle çevrilmiştir.Skoraj vso Spodnjo Avstrijo odmaka Donava.
Bu yaklaşımların tümünde, yöntem seçimi ile birlikte, bir temel küme seçilmesi gereklidir.Poleg izbire metode je pri ab initio metodah potrebno izbrati tudi ustrezni bazni set.
Bu dekorların tümü ya kaldırıldı ya da yağmalandı.Uničene ali ukradene so bile celo dekoracije.
Dış kulakları körelmiş ya da tümüyle yok olmuştur.Sestavljene oči so reducirane ali povsem manjkajo.
Kara deliğin olay ufkunda teorik olarak zaman tümüyle durmaktadır.Črvina teoretično dopušča časovno potovanje.

İlgili Sayfalar