tümör ile cümle

tümör kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bu nadir bir mücehver, beyin tümörü, hemangioblastoma, hediye vermeye devam ediyor.Ήταν σπάνιο πετράδι, όγκος στον εγκέφαλο, αιμαγγειοβλάστωμα, το δώρο που συνεχίζει να δωρίζει.
Bu nadir bir mücehver, beyin tümörü, hemangioblastoma, hediye vermeye devam ediyor.Това беше рядък бисер, тумор в мозъка, хемангиобластома, подаръка, който продължава да дава.
Bu nadir bir mücehver, beyin tümörü, hemangioblastoma, hediye vermeye devam ediyor.Це була рідкісна прикраса, пухлина мозку, гемангіобластома, подарунок, який продовжує робити дива .
Bu nadir bir mücehver, beyin tümörü, hemangioblastoma, hediye vermeye devam ediyor.Это было редкое украшение. Опухоль мозга. Гемангиобластома.
Bu nadir bir mücehver, beyin tümörü, hemangioblastoma, hediye vermeye devam ediyor.זו היתה אבן נדירה, גידול במוח, המנגיובלסטומה,
Bu nadir bir mücehver, beyin tümörü, hemangioblastoma, hediye vermeye devam ediyor.لقد كانت جرثومة نادرة سرطان دماغي ورم أرومي وعائي
Bu nadir bir mücehver, beyin tümörü, hemangioblastoma, hediye vermeye devam ediyor.私に多くを与えた贈り物 脳腫瘍です 正確には 血管芽細胞腫でした
Bu nadir bir mücehver, beyin tümörü, hemangioblastoma, hediye vermeye devam ediyor.这是罕见的宝石 大脑肿瘤 学名:成血管细胞瘤
Bu noktada tümörü midesine yayılmış ve görmesini zorlaştırmaya başlamıştı.En este punto el tumor distiende su estómago y provoca que le sea difícil ver.
Bu noktada tümörü midesine yayılmış ve görmesini zorlaştırmaya başlamıştı.În acest stadiu, tumoarea i-a dilatat stomacul și el nu mai vede bine.
Bu noktada tümörü midesine yayılmış ve görmesini zorlaştırmaya başlamıştı.На этом кадре его растянутый опухолью живот и он видит с трудом.
Bu noktada tümörü midesine yayılmış ve görmesini zorlaştırmaya başlamıştı.ホスピスの空きが見つからずシンディは 1日中 彼の世話をするようになりました
Bunu fark etti, Kimbo'nun penisindeki kanayan büyük bir tümör.Descobriu isto, um enorme tumor a sangrar na base do pénis do Kimbo.
Bunu fark etti, Kimbo'nun penisindeki kanayan büyük bir tümör.Dia menemukan ini tumor besar yang berdarah pada pangkal penis Kimbo.
Bunu fark etti, Kimbo'nun penisindeki kanayan büyük bir tümör.Encontró ésto: un enorme tumor sangrante en la base del pene de Kimbo.
Bunu fark etti, Kimbo'nun penisindeki kanayan büyük bir tümör.Er entdeckte dies: einen großen, blutenden Tumor an Kimbos Penis.
Bunu fark etti, Kimbo'nun penisindeki kanayan büyük bir tümör.Han upptäckte detta, en stor blödande tumör vid roten till Kimbos penis.
Bunu fark etti, Kimbo'nun penisindeki kanayan büyük bir tümör.Hij ontdekte een enorme bloedende tumor aan de basis van de penis van Kimbo.
Bunu fark etti, Kimbo'nun penisindeki kanayan büyük bir tümör.Il a découvert ça, une énorme tumeur qui saignait à la base du pénis de Kimbo.
Bunu fark etti, Kimbo'nun penisindeki kanayan büyük bir tümör.Objevil toto, veliký, krvácející nádor na spodní části Kimbova penisu.
Bunu fark etti, Kimbo'nun penisindeki kanayan büyük bir tümör.Ông ấy đã khám phá ra cái này, một khối u lớn đang chảy máu ở phần gốc dương vật của con Kimbo.
Bunu fark etti, Kimbo'nun penisindeki kanayan büyük bir tümör.Weterynarz odkrył to, ogromny, krwawiący nowotwór przy podstawie penisa Kimbo.
Bunu fark etti, Kimbo'nun penisindeki kanayan büyük bir tümör.Ανακάλυψε αυτό, έναν τεράστιο όγκο που αιμορραγούσε στη βάση του πέους του Κίμπο.
Bunu fark etti, Kimbo'nun penisindeki kanayan büyük bir tümör.Он обнаружил это - огромную кровоточащую опухоль в основании полового органа Кимбо.
Bunu fark etti, Kimbo'nun penisindeki kanayan büyük bir tümör.Той открил това, огромен кървящ тумор в основата на пениса на Кимбо.
Bunun bize gösterdiği şey Jonas'ın tümörünün kendi vücudunun hücrelerinden kaynaklanmadığıydı.Am aflat că tumoarea lui Jonas nu a apărut din celulele propriului său corp.
Bunun bize gösterdiği şey Jonas'ın tümörünün kendi vücudunun hücrelerinden kaynaklanmadığıydı.Artinya adalah tumor Jonas bukan berasal dari sel di dalam tubuhnya.
Bunun bize gösterdiği şey Jonas'ın tümörünün kendi vücudunun hücrelerinden kaynaklanmadığıydı.Ce que ça nous a dit, c'était que la tumeur de Jonas n'avait pas surgi des cellules de son propres corps.
Bunun bize gösterdiği şey Jonas'ın tümörünün kendi vücudunun hücrelerinden kaynaklanmadığıydı.Ciò ci ha fatto capire che il tumore di Jonas non è nato da cellule interne al suo corpo.
Bunun bize gösterdiği şey Jonas'ın tümörünün kendi vücudunun hücrelerinden kaynaklanmadığıydı.Dies zeigte uns, dass Jonas' Tumor nicht aus den Zellen seines eigenen Körpers entstanden war.
Bunun bize gösterdiği şey Jonas'ın tümörünün kendi vücudunun hücrelerinden kaynaklanmadığıydı.Dit vertelde ons dat de tumor van Jonas niet afkomstig was van de cellen van zijn eigen lichaam.
Bunun bize gösterdiği şey Jonas'ın tümörünün kendi vücudunun hücrelerinden kaynaklanmadığıydı.Esto nos indicó que el tumor de Jonas no creció de células de su propio cuerpo.
Bunun bize gösterdiği şey Jonas'ın tümörünün kendi vücudunun hücrelerinden kaynaklanmadığıydı.Ez azt mutatta, hogy Jonas daganata nem saját testének sejtjeiből keletkezett.
Bunun bize gösterdiği şey Jonas'ın tümörünün kendi vücudunun hücrelerinden kaynaklanmadığıydı.Isto disse-nos que o tumor do Jonas não surgiu das células do seu próprio corpo.
Bunun bize gösterdiği şey Jonas'ın tümörünün kendi vücudunun hücrelerinden kaynaklanmadığıydı.이 사실이 저희에게 시사하는 바는 조나스의 종양이 그의 몸에서 자라난 것이 아니라는 사실이었습니다
Bunun bize gösterdiği şey Jonas'ın tümörünün kendi vücudunun hücrelerinden kaynaklanmadığıydı.Tento výsledek nám ukázal, že Jonášův nádor nevzniknul z buněk jeho těla.
Bunun bize gösterdiği şey Jonas'ın tümörünün kendi vücudunun hücrelerinden kaynaklanmadığıydı.Vad detta sade oss var att Jonas' tumör inte uppstod från celler i hans egen kropp.
Bunun bize gösterdiği şey Jonas'ın tümörünün kendi vücudunun hücrelerinden kaynaklanmadığıydı.Vần đề mà điều này nói với chúng ta là khối u của Jonas đã không sinh ra từ tế bào của chính cơ thể nó.
Bunun bize gösterdiği şey Jonas'ın tümörünün kendi vücudunun hücrelerinden kaynaklanmadığıydı.Wskazało to jednoznacznie, że nowotwór Jonasa nie wyrósł z komórek jego ciała.
Bunun bize gösterdiği şey Jonas'ın tümörünün kendi vücudunun hücrelerinden kaynaklanmadığıydı.Αυτό που μας είπαν, ήταν ότι ο όγκος του Τζόνας δεν προήλθε από κύτταρα του σώματος του.
Bunun bize gösterdiği şey Jonas'ın tümörünün kendi vücudunun hücrelerinden kaynaklanmadığıydı.Това което то ни показа, беше, че тумора на Джонас не възниква от клетки в собственото му тяло.
Bunun bize gösterdiği şey Jonas'ın tümörünün kendi vücudunun hücrelerinden kaynaklanmadığıydı.Что говорило нам о том, что опухоль Джонаса происходила не из клеток его тела.
Bunun bize gösterdiği şey Jonas'ın tümörünün kendi vücudunun hücrelerinden kaynaklanmadığıydı.מה שזה סיפר לנו היה שהגידול של ג'ונס לא נבע מתאים בגופו שלו.
Bunun bize gösterdiği şey Jonas'ın tümörünün kendi vücudunun hücrelerinden kaynaklanmadığıydı.ﻭﻫﺬﺍ ﺃﺧﺒﺮﻧﺎ ﺍﻥ ﻭﺭﻡ ﺟﻮﻧﺎﺱ ﻟﻢ ﻳﻜﻦ ﻣﺼﺪﺭﻩ ﺧﻼﻳﺎ ﺟﺴﻤﻪ
Bunun bize gösterdiği şey Jonas'ın tümörünün kendi vücudunun hücrelerinden kaynaklanmadığıydı.自身の体内で生成されたものではなかったのです 更に遺伝子プロファイルを分析していくと
Bu örnekte ise mammogram bir tümör bulmuşken biz, biri üç milimetreden küçük üç gizli tümörü gösterebiliyoruz.이 증례에서는 조영사진에서 한 개의 종양이 보이지만, MBI에서는 크기가 작아 눈에 잘 띄지 않는 종양 세 개가 보입니다. 하나는 3mm 정도로 작습니다.
Bu örnekte ise mammogram bir tümör bulmuşken biz, biri üç milimetreden küçük üç gizli tümörü gösterebiliyoruz.בדוגמא זו, למרות שהממוגרפיה מצאה גידול אחד, אנו הצלחנו להראות 3 גידולים נסתרים -- אחד קטן בגודל 3 מילימטר.
Bu örnekte ise mammogram bir tümör bulmuşken biz, biri üç milimetreden küçük üç gizli tümörü gösterebiliyoruz.目立たない腫瘍も三つある事が分かりました そのうちの一つは ほんの3ミリです チャンスは2004年にめぐって来ました
Burada da faydalar mevcut. Onların içine antikorlar yerleştirip vücuttaki bir tümöre sokabilirsiniz.Aber man kann noch mehr tolle Sachen damit machen, z.B. eingekapselte Antikörper-Chemotherapien.
Bu tedavide küçük, radyoaktif tohumlar kanserli tümörleri tedavi etmek için vücuda yerleştiriliyor.이 치료는 매우 작은 방사능 핵을 몸 속에 있는 암 종양에 집어 넣는 방법입니다.
Bu tedavide küçük, radyoaktif tohumlar kanserli tümörleri tedavi etmek için vücuda yerleştiriliyor.קרוי "ברכיתרפיה", ובו זרעים זעירים ורדיואקטיביים מוכנסים לגוף כדי לטפל בגידולים סרטניים.
Bu tedavide küçük, radyoaktif tohumlar kanserli tümörleri tedavi etmek için vücuda yerleştiriliyor.يسمى المعالجة الإشعاعيّة الداخلية، حيث أجزاء مشعّة صغيرة توضع في الجسم لعلاج الأورام السرطانية.
Bu tedavide küçük, radyoaktif tohumlar kanserli tümörleri tedavi etmek için vücuda yerleştiriliyor.体に埋め込み 癌腫瘍を治療するものです これはこのように行われます
Bu tümörler, bunlar kanserin belirtileri.Astfel, aceste tumori, sunt simptomele cancerului.
Bu tümörler, bunlar kanserin belirtileri.A tumorok tehát a rák tünetei.
Bu tümörler, bunlar kanserin belirtileri.E quei tumori sono sintomi del cancro.
Bu tümörler, bunlar kanserin belirtileri.Et donc ces tumeurs, ce sont des symptômes de cancer.
Bu tümörler, bunlar kanserin belirtileri.종양이라는 것도 암의 증상에 불과한 거죠.
Bu tümörler, bunlar kanserin belirtileri.Oczywiście, guzy nowotworowe są objawami raka.
Bu tümörler, bunlar kanserin belirtileri.Tumoren zijn symptomen van kanker.

İlgili Sayfalar