Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Kobieta z gruźlicą kości, sama w namiocie, umarłaby wraz z jedyną córką.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Luutuberkuloosia sairastava nainen jätettiin yksin telttaansa kuolemaan ainoan tyttärensä kanssa.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Người phụ nữ này bị bệnh lao, bị bỏ lại một mình cô độc trong lều, đang chuẩn bị chết với cháu gái duy nhất,
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Questa donna, con la tubercolosi ossea, lasciata sola in una tenda, sta morendo con la sua unica figlia.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Táto pani s kostnou tuberkulózou, nechaná v stane osamote, zomrie s jej jedinou dcérou.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Tato žena s kostní tuberkulózou byla opuštěná ve stanu a umírala u své jediné dcery.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Wanita ini punya tulang TB, tinggal sendiri di sebuah tenda, akan meninggal dengan anak tunggalnya.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Αυτή η γυναίκα με φυματίωση στο κόκαλο, μόνη της στη σκηνή, πρόκειται να πεθάνει με τη μοναχοκόρη της.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Жінка з кістковим туберкульозом, залишена у наметі з однією донькою, що мала вмерти.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Тази жена с туберкулоза на костите, оставена сама в палатка, ще умре с единствената си дъщеря.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.לגברת הזו יש שחפת עצמות, הושארה לבדה באוהל, עומדת למות עם בתה היחידה.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.هذه السيدة مريضة بمرض السل ,متروكة وحيدة فى خيمة , سوف تموت مع إبنتها الوحيدة .
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.一年後の彼女です
Ona sadece tüberküloz tedavisinde kullandığımız antibiyotiklerden verdim.Au venit si mi-au spus ca trebuie sa il salvez.
Ona sadece tüberküloz tedavisinde kullandığımız antibiyotiklerden verdim.Họ đến nói với tôi rằng, tôi phải cứu anh ta.
Ona sadece tüberküloz tedavisinde kullandığımız antibiyotiklerden verdim.Ils sont venus me dire que je devais le sauver.
Ona sadece tüberküloz tedavisinde kullandığımız antibiyotiklerden verdim.그리곤 나한테 와서 그를 구해야한다고 말했죠
Ona sadece tüberküloz tedavisinde kullandığımız antibiyotiklerden verdim.Przyszli do mnie i powiedzieli, że muszę go ratować. Podałem mu tylko antybiotyki, które mieliśmy na gruźlicę.
Ona sadece tüberküloz tedavisinde kullandığımız antibiyotiklerden verdim.Sono venuti a dirmi di salvarlo. E così feci, gli diedi antibiotici quelli per la tubercolosi.
Ona sadece tüberküloz tedavisinde kullandığımız antibiyotiklerden verdim.Vinieron a decirme que yo tenía que salvarlo.
Ona sadece tüberküloz tedavisinde kullandığımız antibiyotiklerden verdim.Ze kwamen me vertellen dat ik hem moest redden.
Ona sadece tüberküloz tedavisinde kullandığımız antibiyotiklerden verdim.Они пришли и сказали, что я должен спасти его.
Ona sadece tüberküloz tedavisinde kullandığımız antibiyotiklerden verdim.Те дойдоха да ми кажат, че трябва да го спася.¾
Ona sadece tüberküloz tedavisinde kullandığımız antibiyotiklerden verdim.הם באו לומר לי שעלי להצילו.
Ona sadece tüberküloz tedavisinde kullandığımız antibiyotiklerden verdim.طلبوا مني أن أقوم بأنقاذه .
Ona sadece tüberküloz tedavisinde kullandığımız antibiyotiklerden verdim.私は抗生物質を渡しました
Şeklin gücü: Bu bir balina. Yüzgeçlerinde tüberküller (yumrucuk şeklinde çıkıntılar) olduğunu görüyoruz.형태의 힘: 여기 고래가 있습니다. 고래의 지느러미에는
Şeklin gücü: Bu bir balina. Yüzgeçlerinde tüberküller (yumrucuk şeklinde çıkıntılar) olduğunu görüyoruz.La importancia de la forma: hemos visto que las aletas de la ballena tienen abultamientos.
Şeklin gücü: Bu bir balina. Yüzgeçlerinde tüberküller (yumrucuk şeklinde çıkıntılar) olduğunu görüyoruz.Важността от формата: видяхме, че по перките на китовете има натъртвания.
Şeklin gücü: Bu bir balina. Yüzgeçlerinde tüberküller (yumrucuk şeklinde çıkıntılar) olduğunu görüyoruz.הכוח של הצורה: הנה לווייתן. ראינו שעל הסנפירים של לוויתן זה
Şeklin gücü: Bu bir balina. Yüzgeçlerinde tüberküller (yumrucuk şeklinde çıkıntılar) olduğunu görüyoruz.قوة الشكل: هذا حوت. لقد رأينا أن زعانف هذا الحوت
Şeklin gücü: Bu bir balina. Yüzgeçlerinde tüberküller (yumrucuk şeklinde çıkıntılar) olduğunu görüyoruz.円形小突起があり その小さいなこぶは
Şimdiye kadar HIV/AIDS, Tüberküloz veya kızamık gibi hastalıkları ihmal etmemeniz gerektiğini duymuşsunuzdur.HIV/エイズや結核 麻疹だと思いますが それらの病を合計した人数より 多くの子供が下痢で亡くなっています
Şimdiye kadar HIV/AIDS, Tüberküloz veya kızamık gibi hastalıkları ihmal etmemeniz gerektiğini duymuşsunuzdur.아마도 에이즈나 결핵, 홍역같은 질병에 대해 관심을 가져달라는 얘기를 들으셨겠지만
Şimdiye kadar HIV/AIDS, Tüberküloz veya kızamık gibi hastalıkları ihmal etmemeniz gerektiğini duymuşsunuzdur.Sie wurden sicher schon aufgefordert, sich über
Şimdiye kadar HIV/AIDS, Tüberküloz veya kızamık gibi hastalıkları ihmal etmemeniz gerektiğini duymuşsunuzdur.ואתם ודאי נדרשתם להיזהר מדברים כגון איידס, שחפת או חצבת,
Şimdiye kadar HIV/AIDS, Tüberküloz veya kızamık gibi hastalıkları ihmal etmemeniz gerektiğini duymuşsunuzdur.و لربما تمت مطالبتك أن تهتم بالإمور مثل فيروس نقص المناعة البشرية/الإيدز أو السل أو الحصبة
Tüberküloz hakkında bilgiFince _ İngilizce _ Rusça _ Somali Dili _ Arapça _ KürtçeInformación sobre la tuberculosisfinés _ inglés _ ruso _ somalí _ árabe _ kurdo
Tüberküloz hakkında bilgiFince _ İngilizce _ Rusça _ Somali Dili _ Arapça _ KürtçeInformation om tuberkulosfinska _ engelska _ ryska _ somaliska _ arabiska _ kurdiska
Tüberküloz hakkında bilgiFince _ İngilizce _ Rusça _ Somali Dili _ Arapça _ KürtçeInformations sur la tuberculosefinnois _ anglais _ russe _ somali _ arabe _ kurde
Tüberküloz hakkında bilgiFince _ İngilizce _ Rusça _ Somali Dili _ Arapça _ KürtçeTietoa tuberkuloosistasuomi _ englanti _ venäjä _ somali _ arabia _ kurdi
Tüberküloz hakkında bilgiFince _ İngilizce _ Rusça _ Somali Dili _ Arapça _ KürtçeИнформация о туберкулезефинский _ английский _ русский _ сомалийский _ арабский _ курдский
Tüberküloz hakkında bilgiFince _ İngilizce _ Rusça _ Somali Dili _ Arapça _ Kürtçeمعلومات عن السلالفنلندية _ الإنجليزية _ الروسية _ الصومالية _ العربية _ الكردية
Tüberküloz hakkında bilgiFince _ İngilizce _ Rusça _ Somali Dili _ Arapça _ Kürtçe肺结核介绍芬兰语 _ 英语 _ 俄语 _ 索马里语 _ 阿拉伯语 _ 库尔德语
Yaptıkları kötü şeyler Peki, bu hastalıkların pek çok nedeni: tüberküloz, Lyme hastalığı.Also, die schlechten Dinge ... sie verursachen eine ganze Reihe von Krankheiten Tuberkulose, Borreliose.
Yaptıkları kötü şeyler Peki, bu hastalıkların pek çok nedeni: tüberküloz, Lyme hastalığı.우리는 같은 페이지에 있다.그들이 한 나쁜 것들도 있다. 그들은 많은 질병의 원인이 된다;결핵,라임병.
Yaptıkları kötü şeyler Peki, bu hastalıkların pek çok nedeni: tüberküloz, Lyme hastalığı.Zatem, bakterie są przyczyną chorób, takich jak np.: gruźlica czy borelioza.
Yaptıkları kötü şeyler Peki, bu hastalıkların pek çok nedeni: tüberküloz, Lyme hastalığı.אחד הדברים הרעים שהם גורמים הם מחלות שחפת, מחלת ליים מחלה המועברת על ידי קרציות
Yaptıkları kötü şeyler Peki, bu hastalıkların pek çok nedeni: tüberküloz, Lyme hastalığı.الاشياء السلبية التي تسببها هي كثير من الأمراض السل، داء لايم
Yüzgeçlerinde tüberküller (yumrucuk şeklinde çıkıntılar) olduğunu görüyoruz.Abbiamo visto che le pinne di questa balena hanno dei tubercoli.
Yüzgeçlerinde tüberküller (yumrucuk şeklinde çıkıntılar) olduğunu görüyoruz.Am văzut că înotătoarele acestei balene au tuberculi în ele.
Yüzgeçlerinde tüberküller (yumrucuk şeklinde çıkıntılar) olduğunu görüyoruz.Hier ist ein Wal und auf seinen Flossen sehen wir kleine Knötchen.
Yüzgeçlerinde tüberküller (yumrucuk şeklinde çıkıntılar) olduğunu görüyoruz.Já vimos que as barbatanas desta baleia têm tubérculos.
Yüzgeçlerinde tüberküller (yumrucuk şeklinde çıkıntılar) olduğunu görüyoruz.Kita telah melihat sirip dari paus ini memiliki tonjolan-tonjolan.
Yüzgeçlerinde tüberküller (yumrucuk şeklinde çıkıntılar) olduğunu görüyoruz.Láttuk, hogy az uszonyain gumók vannak.
Yüzgeçlerinde tüberküller (yumrucuk şeklinde çıkıntılar) olduğunu görüyoruz.Nous avons remarqué que ses ailerons présentent des tubercules à leur surface.
Yüzgeçlerinde tüberküller (yumrucuk şeklinde çıkıntılar) olduğunu görüyoruz.Vidíme, že na plutvách tejto veľryby sú hrbolčeky.
Yüzgeçlerinde tüberküller (yumrucuk şeklinde çıkıntılar) olduğunu görüyoruz.We zagen dat de vinnen van deze walvis knobbels hebben.
Yüzgeçlerinde tüberküller (yumrucuk şeklinde çıkıntılar) olduğunu görüyoruz.Έχουμε δει ότι τα πτερύγια της φάλαινας αυτής έχουν φυμάτια.