Ana içeriğe geç
Sözlük

töz ile cümle

töz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
O, tamamen tozla kaplıydı.Es war alles mit Staub überzogen.
Kitabın içi toz dolmuştu.Das Buch war völlig zugestaubt.
Müzik günlük yaşamın tozundan ruhu arındırır.Musik reinigt die Seele vom Staub des Alltags.
Yoğun gaz ve toz içeren iki büyük bölgeden oluşmuştur.Sie besteht aus zwei großen Regionen aus dichtem Gas und Staub.
"Gördünüz mü?" der, "Toz.Er sagt: „Schauen Sie.
Kozmik toz , uzayda var olan bir toz.Kosmischer Staub ist Staub im Weltraum.
Grup üyeleri Fatima Padinha, Teresa Miguel, Tozé Brito ve Mike Sergeant'ten oluşmaktadır.Mitglieder der Band waren Fátima Padinha, Teresa Miguel, Tozé Brito und Mike Sergeant.
Bu çarpışma, toz ve gazın dışarıya doğru süratle atılmasına yol açan bir şok dalgası oluşturur.Der Durchgang erzeugt eine Schockwelle, die Gas und Staub nach außen drückt.
Toz hale getirilmiş tohumlar acı değildirler.Die Pflanzen sind nicht duftend.
İki gökada da yıldızlar ve kozmik tozların oluşturduğu bir köprüyle birbirlerine bağlıdırlar.Die beiden Galaxien sind über eine Brücke aus Sternen und kosmischem Staub miteinander verbunden.
Bütün zirveyi buhar ve volkanik toz bulutları sardı.Der ganze Gipfel war umgeben von Wolken aus Dampf und Vulkanasche.
Üç gün sonra, aşağıda vadide toz bulutları göründü.Und wenige Augenblicke später sah man Staubwolken aufsteigen.
Bu sefer bir sirke katılırlar ve sirk ile birlikte gezmeye tozmaya başlarlar.Sie gehen zusammen fort und schließen sich wieder dem Zirkus an.
Yok boşluktan başka bir şey, Toz nereye konacak?Am Stausee gibt es keine Freizeitmöglichkeiten, abgesehen vom Wandern.
Bundan sonra da çamaşır tozunun yerini hızla almaya başladı.Und dann begann es plötzlich aus der Schultasche zu rauchen.
Aslında varolan tek bir varlık vardır ve o da tözdür.Hier lebt nur noch ein Wurm, und zwar er selbst.
Gerçekliğin bilgisi eşyanın görünmeyen yüzünde (töz) gizlidir.Der Leser weiß somit über die Mordabsicht bestens Bescheid.
Ve 45 gün boyunca Japonya'nın tozunu dumanını attırdım.Joosten war 45 Jahre ihres Lebens Raucherin.
Onlar toz olmuştur ya da kırılan bir bardağın artık birleştirilmeyen parçaları gibidir.Andere von ihm signierte Stücke, wie ein einfacher Becher oder eine dekorlose Schale, sind eher unbedeutend.
Yani suya (1 metreye kadar tatlı suda, 30 dakika boyunca) ve toza karşı dayanıklıdır.Dann stoßen sie sehr schnell (mit bis zu 10 Metern pro Sekunde) auf die Beute zu und beißen sie.
Ardından Daivari, Tozawa'ya saldırıya geçti ve ikisi ona saldırmaya devam etti.Daraufhin kam Daivari dazu und attackierte beide, sowohl Tozawa als auch Neville.
Bu toz her şeyin eski haline gelmesini sağlayacaktır.Diese sollte den alten Damm obsolet machen.
Daha sonra Tozawa ringe geldi ancak Neville ile karşı karşıya kaldı.Später, als Tozawa auf den Weg in den Ring war, wurde er von Neville angegriffen.
IP68 standardında olan gövde, toz ve kumun yanı sıra 1.5 metreye kadar suya da dayanıyor.Genau wie beim Z2 gibt es einen Staub- und Wasserschutz nach IP65 und IP68 in bis zu 1,5 Metern Wassertiefe.
Tokugawa Ieyasu'nun bu tozamalarla dostane bir ilişkisi vardı.Tokugawa Ieyasu selbst verlor viele Freunde und Verwandte durch diese Klingen.
Yetişkinler nektar ile beslenir.Çeşitli doğal Avustralya çiçeklerini tozaklarlar.Die adulten Schwebfliegen ernähren sich dagegen vom Nektar verschiedener Blüten.
Aslen bu larva kurutulup toz haline getirildikten sonra, içkini yanında tuz yerine kullanılırmış.Ursprünglich wurde er getrocknet, pulverisiert und an Stelle des Salzes zum Getränk konsumiert.
Sporcuların özellikle protein tozu ekleyerek kullandığı görülmüştür.Genutzt wird Hanf beispielsweise von Sportlern in Form von Proteinpulver.
Kilometre Tozlu Çizmeler Evler..EvlerWRRL Kilometrierung WRRL Flächenverzeichnis Die Wäschbachstelzen
Volkan tozu bütün Dünya'yı sarar.Vulkanischer Staub wird um den ganzen Globus getragen.
Serseriler toz oldu tabi.Die Paukenblasen sind abgeflacht.
Maya toz ise ılık süt ile kabartılır.Die unterste Schicht bildet heiße Milch.
Kuşlar tarafından çiçekler tozlaşılır.Die Blüten werden von Bienen bestäubt.
Ertesi gece Raw programında Cedric Alexander ve Tozawa, takım maçında Noam Dar ve Neville'ı yendi.In der nächsten Raw-Folge bildete Tozawa ein Team mit Cedric Alexander und siegte gegen Neville und Noam Dar.
Hobbes'a göre evrende töz (cevher) olarak yalnızca madde vardır.Hischām war der Ansicht, dass es in der Welt nur Körper gebe.
Yine yaprakları toz haline getirilip temizlik ve dezenfekte etmek içinde kullanılabilir.Hiernach kann der Stall wieder gereinigt und desinfiziert werden.
Size toz yedirecek.Il vous fera mordre la poussière.
Toz kadar kuru.C'est sec comme la poussière.
O, tamamen tozla kaplıydı.C'était tout couvert de poussière.
Toprak tozu, yazı masasının üstünü kaplar.La poussière recouvre le bureau.
Ambarda toz birikmiş.De la poussière s'accumulait dans le grenier.
Burayı düzgün temizledin mi? Hâlâ burada toz var!As-tu correctement nettoyé la pièce ? La poussière s'accumule pourtant encore ici !
Bu, toz kaldırır.Ça soulève de la poussière.
Bu, toz yapar.Ça fait de la poussière.
Her yerde toz uçuşuyor.La poussière se faufile partout.
Kumu sevmem. Büyük, tırtıklı, sinir bozucu ve her yeri toz yapandır.Je n'aime pas le sable. C'est grossier, rugueux, irritant et ça se fourre partout.
Bununla birlikte gaz ve tozları etkileşime geçerler.En revanche, le gaz et la poussière interagissent.
Pepsi Ice Cream: Rusya'da satıldığı ve krem tozu gibi tadı olduğu bildirildi.Pepsi Ice Cream : Vendu en Russie.
Kozmik toz , uzayda var olan bir toz.La poussière cosmique est la poussière présente dans l'espace.
Lipton ilk buzlu çay tozu karışımını ise 1964 yılında ABD'de piyasaya sundu, ürün Avrupa'ya 1978'te geldi.Lipton a présenté son premier mélange de thé glacé en poudre aux États-Unis en 1964 et en Europe en 1978.
Grup üyeleri Fatima Padinha, Teresa Miguel, Tozé Brito ve Mike Sergeant'ten oluşmaktadır.Ses membres étaient Fatima Padinha, Teresa Miguel, Tozé Brito et Mike Sergeant.
Destek olan şeyin birçok nesnelerde bulunduğunu varsıyıyoruz, işte bu ortak desteğe töz adını veriyoruz."Nous implorons leur secours, et ils nous secourent.
İstiridyeler gri bir toz biçiminde milyonlarca yumurta döker.Elles pondraient jusqu’à 3 millions d’oeufs sous forme d’un ruban muqueux.
Bu bileşik, sıcak suda çözünebilen sarı bir tozdur.C'est une poudre jaune, soluble dans l'eau chaude.
Gezegenlerarası ortamda en az iki disk tipi kozmik toz bölgesi bulunur.Le milieu interplanétaire héberge au moins deux régions de poussières cosmiques en forme de disque.
Çiçekleri ufaktır ve rüzgârla tozlaşır.Les fleurs, minuscules, sont pollinisées par le vent.
Çoğunlukla Nil'de, hayvansal yağ ve kireçtaşı tozundan yapılan yumuşak sabun kullanılarak yıkanılırdı.La plupart se baignaient dans le Nil et utilisaient un savon pâteux à base de graisse animale et de craie.
Bir hesaplamaya göre, her yıl yaklaşık olarak 40,000 ton kozmik toz dünya yüzeyine ulaşmakta.On estime en effet qu'il s'y dépose environ 40 000 tonnes/an de poussière cosmique.
DSLR kameraların görüntü algılayıcılarını tozdan korumak için toz giderici sistemler yerleştirilmektedir.Les autorités comptent mettre en place des caméras de surveillance afin d’assurer la sécurité de ce radar.
Galaksilerarası tozun dağılımında büyük farklılıklar vardır.Il existe de grandes variations dans la répartition des poussières intergalactiques.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod