Ana içeriğe geç
Sözlük

töz ile cümle

töz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
11
ORT. KELİME
Nefesinizi kesen zarafet... ...üstelik tozlanması ya da ıslanması sorun yaratmıyor.Adembenemende elegantie... ...en toch is deze telefoon bestand tegen stof en is waterdicht
Nefesinizi kesen zarafet... ...üstelik tozlanması ya da ıslanması sorun yaratmıyor.Atemberaubende Eleganz ... ... und Schutz vor Staub und Wasser.
Nefesinizi kesen zarafet... ...üstelik tozlanması ya da ıslanması sorun yaratmıyor.Elegancia que te deja sin respiración... ...y aún así, a este móvil no le preocupa el polvo ni el agua.
Nefesinizi kesen zarafet... ...üstelik tozlanması ya da ıslanması sorun yaratmıyor.Elegancja, która zapiera dech w piersiach... ... mimo to nie boi się kurzu czy wody.
Nefesinizi kesen zarafet... ...üstelik tozlanması ya da ıslanması sorun yaratmıyor.Eleganza inconfondibile... ...e un'impareggiabile resistenza ad acqua e polvere.
Nefesinizi kesen zarafet... ...üstelik tozlanması ya da ıslanması sorun yaratmıyor.Uma elegância de cortar a respiração... ...e, mesmo assim, não se importa de ficar com pó ou molhado.
Nefesinizi kesen zarafet... ...üstelik tozlanması ya da ıslanması sorun yaratmıyor.Une élégance qui impressionne... ...sans toutefois craindre ni eau ni poussière.
Nefesinizi kesen zarafet... ...üstelik tozlanması ya da ıslanması sorun yaratmıyor.Элегантность, которая не оставляет равнодушным И более того: он не боится влаги и пыли
Nefesinizi kesen zarafet... ...üstelik tozlanması ya da ıslanması sorun yaratmıyor.أناقة تجعلك تحبس أنفاسك... ...ومع ذلك، لا يتأثر الهاتف بالغبار ولا حتى البلل.
Ne yapmalı? Toz doktorunu aradık ve evet, öyle bir insan var.먼지 관련 박사님과 연락하고, 네, 그런 사람이 있습니다.
Ne yapmalı? Toz doktorunu aradık ve evet, öyle bir insan var.Zavoláme odborníka na prach, áno, existuje taký.
Ne yapmalı? Toz doktorunu aradık ve evet, öyle bir insan var.Ми телефонуємо спеціалісту з пилу, так є така людина.
Ne yapmalı? Toz doktorunu aradık ve evet, öyle bir insan var.Ние се обадихме на лекаря по прах, и там има такъв човек.
Ne yapmalı? Toz doktorunu aradık ve evet, öyle bir insan var.מתקשרים לרופא האבק, ויש אדם כזה.
Ne yapmalı? Toz doktorunu aradık ve evet, öyle bir insan var.تم ارساله الينا من قبل شركة مناجم.
Ne yapmalı? Toz doktorunu aradık ve evet, öyle bir insan var.彼が採掘会社から派遣されてきました
Nükleer radyasyonun kalıcı zararı tüm şehri ve içindekileri toza çevirdi.A atomsugárzás hosszú-távú kárja egy egész várost és népességét porrá változtatott.
Nükleer radyasyonun kalıcı zararı tüm şehri ve içindekileri toza çevirdi.De langdurige schade van nucleaire straling veranderde een hele stad en haar bewoners in poeder.
Nükleer radyasyonun kalıcı zararı tüm şehri ve içindekileri toza çevirdi.De långvariga skador av radioaktiv strålning fick en hel stad och dess invånare att förvandlas till puder.
Nükleer radyasyonun kalıcı zararı tüm şehri ve içindekileri toza çevirdi.Dlhodobé poškodenie z nukleárnej radiácie spôsobilo, že celé mesto a jeho obyvatelia sa premenili na prach.
Nükleer radyasyonun kalıcı zararı tüm şehri ve içindekileri toza çevirdi.Długotrwałe efekty promieniowania zamieniły miasto i wszystkich mieszkańców w proch.
Nükleer radyasyonun kalıcı zararı tüm şehri ve içindekileri toza çevirdi.Dolgoročna škoda nuklearnega sevanja je spremenila celotno mesto in njegove prebivalce v prah.
Nükleer radyasyonun kalıcı zararı tüm şehri ve içindekileri toza çevirdi.El daño duradero de la radiación nuclear convirtió en polvo a una ciudad entera y su población.
Nükleer radyasyonun kalıcı zararı tüm şehri ve içindekileri toza çevirdi.Il danno a lungo termine della radiazione nucleare trasformò in polvere un'intera città e la sua popolazione.
Nükleer radyasyonun kalıcı zararı tüm şehri ve içindekileri toza çevirdi.Kerusakan jangka panjang dari radiasi nuklir menyebabkan seluruh kota dan populasinya berubah menjadi bubuk.
Nükleer radyasyonun kalıcı zararı tüm şehri ve içindekileri toza çevirdi.핵 방사능의 지속적인 파괴는 도시 전체와 모든 사람들을 가루로 만들어버렸어요
Nükleer radyasyonun kalıcı zararı tüm şehri ve içindekileri toza çevirdi.Nukleární záření způsobilo, že se celé město a jeho obyvatelstvo proměnilo v prach.
Nükleer radyasyonun kalıcı zararı tüm şehri ve içindekileri toza çevirdi.Vătămarea lungă a radiaţiei nucleare a cauzat un întreg oraş şi populaţia lui să se transforme în pulbere.
Nükleer radyasyonun kalıcı zararı tüm şehri ve içindekileri toza çevirdi.Η μακροχρόνια βλαβερή πυρηνική ακτινοβολία έκανε μια όλοκληρη πόλη και τον πληθυσμό της να γίνουν σκόνη.
Nükleer radyasyonun kalıcı zararı tüm şehri ve içindekileri toza çevirdi.В следствие ядерной радиации весь город и его население превратились в песок.
Nükleer radyasyonun kalıcı zararı tüm şehri ve içindekileri toza çevirdi.Дълготрайната вреда от ядрената радиация превърнала цял град и неговото население в пудра.
Nükleer radyasyonun kalıcı zararı tüm şehri ve içindekileri toza çevirdi.Тривале ураження ядерним випромінюванням спричинило те, що все місто і його населення перетворились на порох.
Nükleer radyasyonun kalıcı zararı tüm şehri ve içindekileri toza çevirdi.עם הקרנים מהשמש הזאת הפך מיד לאפר. ומה שנשאר מהעיר במהרה הפך גם הוא.
Nükleer radyasyonun kalıcı zararı tüm şehri ve içindekileri toza çevirdi.الأضرار طويلة الأمد من الإشعاع النووي تسببت في تحويل المدينة بأكملها وسكانها الى مسحوق.
Nükleer radyasyonun kalıcı zararı tüm şehri ve içindekileri toza çevirdi.都市の全体と その住民を 粉へと変えた 私が生まれたとき ママの言うには 病室を見回す私の眼差しは
O eski gramerler toz sevdi, onun bu şekilde hafif onu hatırlattı ölüm.Amava polvere his grammatiche vecchio, in qualche modo leggermente gli ricordava la sua mortalità.
O eski gramerler toz sevdi, onun bu şekilde hafif onu hatırlattı ölüm.Dia mencintai debu tata bahasa lamanya, entah bagaimana agak mengingatkan dia nya kematian.
O eski gramerler toz sevdi, onun bu şekilde hafif onu hatırlattı ölüm.Ele amava a pó suas gramáticas antigas, que de alguma forma levemente lembrou de sua mortalidade.
O eski gramerler toz sevdi, onun bu şekilde hafif onu hatırlattı ölüm.Er liebte es, seine alten Grammatiken Staub; es irgendwie schwach erinnerte ihn an seine Sterblichkeit.
O eski gramerler toz sevdi, onun bu şekilde hafif onu hatırlattı ölüm.Han älskade att damma sina gamla grammatiker, det på något sätt milt påminde honom om hans dödlighet.
O eski gramerler toz sevdi, onun bu şekilde hafif onu hatırlattı ölüm.Han elskede at støvet sin gamle grammatikker, det en eller anden måde mildt mindede ham om hans dødelighed.
O eski gramerler toz sevdi, onun bu şekilde hafif onu hatırlattı ölüm.Hän rakasti pölylle hänen vanha kieliopit; jotenkin lievästi muistutti häntä hänen kuolleisuutta.
O eski gramerler toz sevdi, onun bu şekilde hafif onu hatırlattı ölüm.Hij hield aan zijn oude grammatica's stof, maar een of andere manier licht herinnerde hem aan zijn sterfte.
O eski gramerler toz sevdi, onun bu şekilde hafif onu hatırlattı ölüm.Ii placea sa praf gramatici vechiul său, ci într-un fel uşor îi amintea sale mortalităţii.
O eski gramerler toz sevdi, onun bu şekilde hafif onu hatırlattı ölüm.그는 낡은 문법들을 채취할 사랑, 그것은 아무 래도 약간 그의 그를 연상 사망.
O eski gramerler toz sevdi, onun bu şekilde hafif onu hatırlattı ölüm.Kochał się w proch jego stary gramatyki, ale jakoś łagodnie przypomniała mu jego śmiertelności.
O eski gramerler toz sevdi, onun bu şekilde hafif onu hatırlattı ölüm.Miloval prachu své staré gramatiky, ale nějak jemně mu připomněla jeho úmrtnosti.
O eski gramerler toz sevdi, onun bu şekilde hafif onu hatırlattı ölüm.Miloval prachu svoje staré gramatiky, ale nejako jemne mu pripomenula jeho úmrtnosti.
O eski gramerler toz sevdi, onun bu şekilde hafif onu hatırlattı ölüm.Ông thích bụi ngữ pháp cũ của mình; nó bằng cách nào đó nhẹ nhàng nhắc nhở ông của mình tử vong.
O eski gramerler toz sevdi, onun bu şekilde hafif onu hatırlattı ölüm.Rad je imel na prah svojo staro slovnico, ampak nekako rahlo ga je spomnila njegovih smrtnosti.
O eski gramerler toz sevdi, onun bu şekilde hafif onu hatırlattı ölüm.Szerette a pornak a régi nyelvtanok, valahogy enyhén emlékeztette őt halálozás.
O eski gramerler toz sevdi, onun bu şekilde hafif onu hatırlattı ölüm.Αυτό κάπως ήπια του θύμισε του θνησιμότητας.
O eski gramerler toz sevdi, onun bu şekilde hafif onu hatırlattı ölüm.Він любив свою стару пил граматики, вона якось м'яко нагадав йому про його смертності.
O eski gramerler toz sevdi, onun bu şekilde hafif onu hatırlattı ölüm.Он любил свою старую пыль грамматики, она как-то мягко напомнил ему о его смертности.
O eski gramerler toz sevdi, onun bu şekilde hafif onu hatırlattı ölüm.Той обичаше да прах старите си граматики, то някак си е леко му напомни за неговата смъртност.
O eski gramerler toz sevdi, onun bu şekilde hafif onu hatırlattı ölüm.הוא אהב אבק הדקדוק הישן שלו, זה איכשהו המעטה הזכירה לו את שלו התמותה.
O eski gramerler toz sevdi, onun bu şekilde hafif onu hatırlattı ölüm.كان عاشقا للغبار قواعد النحو القديم ، بل أقل ما يقال على نحو ما يذكره له وفيات.
O eski gramerler toz sevdi, onun bu şekilde hafif onu hatırlattı ölüm.死亡。 "あなたは学校の他の人に手に取り、どのような名前クジラの魚で、それらを教えることが、
Oh, Stan bu uranyum tozu mu? Böyle bir şeyi Mezopotamya'da asla bulamazsın...이 것은 노란 우라니움이 아닙니까? 당신은 이 것을 메소포타미아에서 절대 발견할 수 없죠.
Oh, Stan bu uranyum tozu mu? Böyle bir şeyi Mezopotamya'da asla bulamazsın...סטן, זה אורניום עוגה צהובה? לא היית מוצא את זה במסופוטמיה...
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod