Çiçekler erdişidir, tozlaşma böcekler vasıtasıyla sağlanır.Kukat ovat kaksineuvoisia, ja niitä pölyttävät hyönteiset.
Kül parçacıkları toz toplayıcı ya da elektrostatik filtreler ile ayrıştırılır.Vapautuneet hiukkaset otetaan kiinni sähkösuodattimilla tai muilla suodattimilla.
Geceleri çiçeklerini açıp tozlaşmayı sağlar.Kukat aukeavat yöllä ja ovat lepakkopölytteisiä.
Gear Live toz ve su geçirmezlik için IP67 sertifikasına sahiptir.Puhelin on IP67-sertifikoitu, eli pölyn- ja vedenkestävä.
Bir diğer yapımcısı ise Muhteşem Tözüm'dür.Vastaava tuottaja on Asko Kallonen.
Denebola çevresindeki tozun sıcaklığı 120 K'dır (-153 °C).Η σκόνη που περιβάλλει τον Ντενέμπολα έχει θερμοκρασία περίπου 120 K (−153 °C).
Bu anlamda Tanrı bir töz'dür, yani kendinde bir nedenle ve zorunlu olarak Tanrı (causa sui) vardır.Η ουσία για να γίνει πραγματική πρέπει να λάβει ύπαρξη μέσω κάποιας αιτίας (του Θεού).
"'You're Not Sorry'yi dinlerken gözünüze peri tozu kaçmış gibi hissedebilirsiniz.Κι όταν απανωτές λέτε τις προσευχές σας, εγώ δεν τις ακούω, γιατί τα χέρια σας είναι στο αίμα βουτηγμένα».
Risk faktörleri, tütün dumanına, toza ve diğer hava kirliliğine maruz kalmayı içerir.ΟΙ παράγοντες κινδύνου περιλαμβάνουν την έκθεση σε καπνό τσιγάρου, σκόνη, και άλλους αέριους ρύπους.
Büyük olan galaksinin toz şeritleri vardır.Ο γαλαξίας αυτός έχει μεγάλες ποσότητες σκοτεινής σκόνης.
Genişletilmiş toz toplama haznesi çok kolay çıkartılıp temizlenebilmektedir.Ένα μαλακό μαγνητικό υλικό εύκολα μαγνητίζεται και απομαγνητίζεται.
Gezegenlerarası ortamda en az iki disk tipi kozmik toz bölgesi bulunur.I det interplanetariske medie findes mindst to skiveformede områder med kosmisk støv.
Sırlar Odası'nda, Weasley ailesi Diagon Yolu'na Uçuş Tozu aracılığıyla giderler.I Hemmelighedernes Kammer rejser familien Weasley med Susepulver til Diagonalstræde.
Hasselblad çalışanları tarafından, görev sonrası bir kamera temizlenirken biraz ay tozu toplanmıştır.Lidt månestøv er blevet indsamlet af en Hasselblad-ansat under rensning af et af kameraerne fra en mission.
Ancak bulutun oluşması için bir üçüncü şart daha vardı, yani toz parçacıkları.Yderligere kendetegn var de sorte fatninger til tågeforlygterne og en sort tagræling.
Bundan sonra da çamaşır tozunun yerini hızla almaya başladı.I stedet for at gå på toilettet med det samme.
Toz şeker, %99.9 saf sükrozdur.Det markedsførte sukker er derfor et meget rent stof med over 99,9 % rent sucrose.
Bu eski maskara kömür tozuyla vazelinin karıştırılmasıyla elde edilmiştir.Denne tidlige mascara var fremstillet af brændbart støv blandet med vaseline.
Eğer erkenden uyanılırsa yengeç ölüp toz hâline gelmektedir.Da han tøver vender sølvhånden sig mod ham selv, og kvæler ham, så han dør.
Uçuş Tozu, Uçuş Ağı'na bağlı her şöminede kullanılabilir.Det kan bruges i alle pejse, der er tilsluttet Susenetværket.
Kuşlar tarafından çiçekler tozlaşılır.Disse blomster bestøves af insekter.
2010 sonbaharında ise Toz adlı şarkısına klip çekti.I efteråret 2015 udgav han digtsamlingen Öskraðu gat á myrkrið.
İnsanda tanrısal bir töz vardır, ölen onun görüntüsüdür.Dere ødela så skjødesløst mennesket, Guds bilde.
Leibniz tözü diğerlerinden farklı ele alır; ona göre töz, etkin kuvvetten ibarettir.Men for andre edelsteiner er det omvendt; verdien bare øker (stjernesafir).
Gezegenlerarası ortamda en az iki disk tipi kozmik toz bölgesi bulunur.I den interplanetare materien finnes minst to skiveformede områder med kosmisk støv.
Bir hesaplamaya göre, her yıl yaklaşık olarak 40,000 ton kozmik toz dünya yüzeyine ulaşmakta.Forskere anslår at minst flere tusen tonn av denne kosmiske materien når bakken hvert år.
Tozun, ata yıldızın yaşamının son aşamalarında oluştuğuna inanılmaktadır.Støvet antas å ha blitt dannet i løpet av de siste fasene av den progenitore stjernens liv.
Sake Japonların pirinç ve tahıl tozundan yapılan ulusal içkisidir.Sake er en japansk vin laget av ris som gjæres.
Ayrıca dış gezegenlerin her birinin toz ve diğer parçacıklardan oluşan halkaları vardır.De fire ytre planetene har ringer av støv og andre partikler rundt seg.
Tozluklar da bu dönemde oldukça ünlüydüler.Johanessen var lite kjent i samtiden.
Serseriler toz oldu tabi.De konservative ble svekket.
Çoğunlukla Nil'de, hayvansal yağ ve kireçtaşı tozundan yapılan yumuşak sabun kullanılarak yıkanılırdı.De fleste badet i Nilen og benyttet deigaktig såpe framstilt fra dyrefett og kritt.
Kuşlar tarafından çiçekler tozlaşılır.Blomstene pollineres av insekter.
Toz şeker, %99.9 saf sükrozdur.Kvitøya er 99,3 % dekket av isbreer.
Tozlaşma rüzgar vasıtasıyla sağlanır.Kontroll av stabilitet i ro med vind.
Kilometre Tozlu Çizmeler Evler..EvlerKullmile Jernvinne Kullgrop Kølabonn - fra Bærum kommune
Asteroid tozları karbonlu kondritik meteorları andırırlar.Overflatesammensetningen er lignende på meteoritter av karbonholdig kondritt.
Genellikle beyaz kristal toz olarak görünür.Forekommer vanligvis med krystallvann som gips.
Antonio Ranieri ile tanışır ardından Fanny Targioni Tozzetti'ye aşık olur.Der forelsket han seg i den gifte kvinnen Fanny Targioni Tozzetti, som ikke gjengjeldte hans kjærlighet.
Otomobil kötü hava şartlarına ve toza karşı sürücü ve yolcuları koruyamıyordu.Karosseriet beskytter bilens passasjerer og systemer mot vær og vind.
Bu da toz taneciklerini ışıkla renklendirme etkisine sahiptir.Dette har sammenheng med katteøynenes evne til å reflektere lys.
Bu madde iyonik, atomik ve moleküler formda gaz, toz ve kozmik ışınlar içerir.Dette stoffet består som oftest av atomer i ionisert og molekylær form, støv og kosmisk stråling.
Hata payı Samanyolu içindeki toz bulutlarından kaynaklanıyor.Dette kommer av effekten salt har på tåke.
Mısır'da yerin bütün tozu sivrisineğe dönüştü.Segala debu tanah menjadi nyamuk di seluruh tanah Mesir.
Rinso dünyada ilk toplu pazarlanan sabun tozlarından biriydi.Rinso adalah salah satu bubuk sabun pertama yang dipasarkan secara massal.
Ayrıca yeni albümün The Cleansing’in tozunu attıracağını söyledi.Dia juga mengatakan bahwa album baru tersebut akan "meniup The Cleansing away."
Mars aynı zamanda Güneş Sistemi’ndeki en büyük “toz fırtınaları”na sahne olan gezegendir.Di Mars juga terdapat badai debu terbesar di Tata Surya.
Toz ve sigaraya kalınan maruzun olumsuz etkileri aditif veya muhtemelen aditiften de fazladır.Efek negatif dari terpapar debu dan terpapar asap rokok sepertinya berdampak aditif atau lebih dari aditif.
Eğer erkenden uyanılırsa yengeç ölüp toz hâline gelmektedir.Apabila roh tiba ke hidung, lalu ia bersin dan mulutnya juga terbuka.
Yetişkinler nektar ile beslenir.Çeşitli doğal Avustralya çiçeklerini tozaklarlar.Ngengat dewasa memakan nektar dari berbagai bunga.
Kuşlar tarafından çiçekler tozlaşılır.Bunganya diserbuki burung.
AGBHS bakterileri kuruyup, toza dönüşebilir, ama ardından insanları hasta edemez.Bakteri SGA dapat mengering menjadi debu, namun tidak dapat menyebabkan orang menjadi sakit.
Destek olan şeyin birçok nesnelerde bulunduğunu varsıyıyoruz, işte bu ortak desteğe töz adını veriyoruz."Kami meminta pertolongan kepadanya kemudian ia memberikan pertolongan kepada kami."
Tozlaşmaları genelde rüzgarla olur.Selalu diganggu oleh angin.
Çoğunlukla Nil'de, hayvansal yağ ve kireçtaşı tozundan yapılan yumuşak sabun kullanılarak yıkanılırdı.Sebagian besar mandi di Sungai Nil dan menggunakan sabun yang terbuat dari lemak binatang dan kapur.
Kırmızımsı kahverengi bölgeler ise yoğun yıldızlararası tozdur.Katai merah adalah bintang deret utama bermassa rendah.
Bu şekil gaz ve toz bulutuna benzeyen yüzeyinde buharlaşan bir şekildedir.Sebuah awan seperti topi terlihat diatas asap letusan.
Toz hale getirilmiş tohumlar acı değildirler.Pembudidayaan tanaman kemenyan tidaklah sulit.
Nesneler dünyanın tözünü oluştururlar.Nilai yang mengatur bentuk dunia sepenuhnya.
Beyaz katı kristal tozdur.Ia berupa bubuk kristal putih.